Türkiye Cumhuriyet'i topraklarında gazetecilik yapmak zor iş. Kılıfına uygun yazılar yazıp, ince dokunuşlarla süsleyip, anlamayanlara izah edip, eleştirinin ve mizahın dahi açıklamalarına girmek zorunda kalabilirsin.
Gün gelir iktidarı, gün gelir muhalefeti eleştirirsin. Gün gelir dış basında yer alan haberlere tepki gösterip 'kahraman gazeteci' ilan edilir, gün gelir 'iç meseleler' ile yorumda bulunup zorla özür diletilir, gerekirse işinden edilirsin.
Muhalefetin hoşuna giden yazıların gündem konusu edilirken, muhalefeti eleştirdiğin gün 'muhalif' olmanın ne demek olduğunu bilmeyen vekillerce 'muhalif olmamak' ile suçlanırsın.
Bakış açına saygı duyulmasını bekleyerek, hayal kurmanın ötesine geçip, riyakarlığın alışkanlık haline dönüştüğünü bilirsin. İtaat etmeden gerçekleri yazarken, biat edenlerin linç ordularına mağlup sayılırsın.
Bazen 2 günlük köşe yazarı tarafından itham edilir, telefonları dinlercesine haber yazan muhabir özentilerine boyun eğdirilirsin.
Senin inanç özgürlüğüne, duble yollarla 'esnek' yaptırımlar uygulanırken, zedelenen bir kişiliğin hesabını herhangi bir gazeteden asla ve asla soramazsın.
Bayrakların altında eyyamcılık oynanırken, üzüntünü dahi yaşamana izin vermez samimi görünen topluluklar. O topluluklar kilometrelerce öteden el atabilirler, vakıfları toplantılar yapar ve seni izleyebilirler.
Gerek görürlerse taraf değiştirmene yardımcı olurlar, kendi sitelerinde reklamını bile yaparlar. Sonunu bilmeden desteklersin, banka gibi cebin dolmaya devam eder. Dış politika için tebrik edersin, 'teşekkür yağar dolar dolar'. İç politikayı eleştirdiğinde 'nefret dolar biber gazıyla'.
Kitap yazarsın, yayınevleri okur, baskıya yollar. Matbaa'dan çıkan ilk örnek baskıyı eline almadan, o elleri kelepçelerler. Biraz istirahat etmeni önerirler, tek hücreli canlıymışçasına hücrelerde el emeği göz nuru işkencelere 'vakıf' edilirsin. Çıkarsın, ne ile suçlandığını bilmediğinden ne yazacağını sana öğretirler, öyle yazarsın.
Sen atılan manşetlere kızarsın, süreçlere kafa tutarsın. Ancak parayı manşetler götürür...
Manşetlerin vakfı tüm hızıyla ilerler, sadece çubuklu protestonun adresi 'isyan istasyonu' isyanı başlatır, dur demek ister...
İzlersin, sonra yine unutursun. Yazamadan...
İşin çok zor gazeteci.