Tunus’a gelin verdik damat da isteriz

Bir cumhurbaşkanının kızı olmak; o akşam onun için hem gurur verici hem de kasıcıydı sanırım. Evlendiler…

 Bir cumhurbaşkanının kızı olmak; o akşam onun için hem gurur verici hem de kasıcıydı  sanırım. Evlendiler…

Kıbrıslı Ayşenur ile Tunuslu Rauf artık karı-koca, edi-büdü, yaka-paça, doya-doya…

Aşkın, insan ayırmayan yanının var olduğunu ispatladılar onlar da. Şu saniyelerde birbirlerini yediriyorlar, şişmiş ayaklarını suya sokuyorlar sanırım.

Çünkü bu mutlu çift, yaklaşık 3 bin kişinin elini sıktı, yarısının da ya yüzünü ve/veya elini öptü. Onlar için işkenceye dönüşen bu görüntüler yaklaşık üç saat sürdü. Damadın zavallı anne babası ayakta durmaktan helak oldu. Damadın abisi Tahir’den öğrendiğime göre onlarda seremoni farklıymış. Bu şekilde bir kuyruk otelin dışına doğru uzamaz, tebrik faslı eğlence esnasında dolaşılarak yapılırmış. Karşılaştıklarında dört kez yanaktan öpüştükleri için olacak yalnızca el sıkışırlarmış.

‘Bazen Türk insanı çok mu sıcakkanlı acaba?’ diye düşünmüyor değilim. En az bin kişi Talatların bile yeni tanıştığı dünürlerini maç muç öptü. Sarılan bile vardı, özlem giderir gibi sırt sıvazlayan da. Sanki yıllardır görmediği halasının kızıyla karşılaştı. Bir sarılma, bir içtenlik…

Pembe pullu döpiyesli dünür orta halli bir Tunus kadını. Damadın babası taksicilik yapıyormuş. Şık, siyah bir takımla kuyruğun sonunu çekti. Durumundan duyduğu memnuniyetsizliğini saklayamayacak kadar yorgundu. Toprağı delen sivri topuklu ayakkabılarımın içindeki ayaklarımla aynı durumdaydı sanırım.

‘Oya’ harika bir tuvalet diktirmiş. Şato kadınları gibiydi. Müthiş güler yüzlü, mutlu, gururluydu. Çok enerjik, genç bir kız gibiydi. Kızıyla fırsat bulup göz göze geldiği anları çok oldu. Gençlikten daha da bir umutlandı her gülüşte. Talat da smokiniyle ‘gayet’ti yani. Tüm gece ağır hareket etti, heyecandan hitabetini de kaybetmişti. Mikrofona uzanıp binlerin içinde “bebeğim… Hep yanımızda kalacak sanıyorduk, şimdi gidiyor…” dediğinde bir cumhurbaşkanının ağzından bunları duymak daha da bir hüzünlendirdi beni, önce baba olduğunu hatırladım birden. Arkamdaki ‘üst düzey’ biri “kız vermek kolay değildir işte” dedi efkarlı efkarlı. Yine de biliyorum ki anne ve babalar çocukları evlensin diye can atıyor. Ölmeden bunu görmek, onlar için yaşamın geriye kalan amacı. ‘Seni birine emanet edip gitmek isteyen halleri’ çelişir durur klişelerle. Sırf ‘mürüvvetimi’ görmek isteyen annemin hatırına, ‘hem Talat’la da akraba oluruz işte fena mı’ diyerekten, damadın abisine şöyle alıcı gözle bir baktım. Ama aradığım mucize o akşam, o geleneksel kıyafetlerin içindeki egzotik Tahir’de değildi. Anneme de bunu anlattım zaten.

Neyse, çok güzel anlara tanıklık ettim. Ayşenur kesinlikle Rauf’a çok aşık. Rauf da ona. ‘Makul bir ilişki’ görüntüsünün altında, arkanızı döner dönmez yaramazlık yapmaya başlayacak bir çift duruyor sanki karşınızda.

 ‘Mühendis adam iyi dans edemez zaten’ genellemesi yapabilecek kadar fazlaca tanıdığım mühendislere bir yenisi daha eklendi işte. Rauf artık onlardan biri.

Mengeneye alınmış, omuzlarını yukarı doğru kaldırırken kalakalmış gibi dans etti durdu tüm gece. Sevgilisinin bakışlarında müziğe yoğunlaşmaya çalışsa da saniyede bir el öpmeye razı gibi bakıyordu. Ayşenur kuyruk ne zaman biraz azalsa müziğe tempo tuttu. Eğer o akşam orada ‘Talatların kızı’ olmasaydı bütün gece yerine oturmaz, dans ederdi. Ne de güzel olurdu.

Velhasıl kelam bir düğün daha yaşandı ve bitti. Güzel bir başlangıç, mutluluk adına önceki gece resmiyet kazandı. Şimdi onları birlikte kurgulanacak bir gelecek bekliyor. Birbirlerine sonsuza dek tahammül edebilirlerse ne mutlu. Evlilik yemini ettiler zaten, yemini bozanı Allah çarpar. Ayrıca son sözüm: Tunus’a gül gibi kız verdik bir de damat isteriz. Erkekleri yakışıklıymış. 12 Ağustos’ta Tunus’taki düğünde olmak lazım.

 

Sevelim sevilelim!

Bu haber 186 defa okunmuştur

:

:

:

: