Müjde, her insanın duyduğunda sevindiği, gönlünün şâd olduğu özel ve muhteşem anları ifade eder. Her müjde insanın o anki ruh durumunu bir anda değiştiren, coşturan bir etki ve özelliğe sahiptir. Müjdeye aslında hayırlı, güzel haber de diyebiliriz. Haberi getirene, “muhbir” de deniliyor. Bize bu anlamda en büyük, en güzel ve en özel haber getirenin bir adı da “Muhbir-i Sadık” değil mi? Evet çünkü bizzat O’nu bize ebedi kurtarıcı olarak ve âlemlere rahmet olarak gönderen Cenab-ı Hak O’nun bir müjdeci olduğunu söylüyor bize. (Ahzab, 45)
Kendisinin varlığını bütün âlemlere en büyük müjde olarak (Rahmet) olarak gönderen Zatı Akdes, bununla da yetinmeyerek bizzat O’nun diliyle bize, hayatı yaşarken, burada ve ötede karşılaşacağımız müjdelerden bahsediyor. Bunlar o kadar güzel haberler, güzel müjdeler ki belki bunların birini yapmak bize paha biçilmez hazineleri kazandıracak. Bize Kur’an’ı gönderen Rabb’imiz onun bir müjde olduğunu şöyle ifade buyuruyor: “Müminler için hidayet, rehber ve müjdedir.” (Neml, 2) Ardından da Efendimiz’e hitaben (Ey Resulüm)! Müminleri müjdele (Bakara 223) buyurarak peş peşe müjdeleri lutfediyor.
Allah (cc) Efendimiz’e (sas) “Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri müjdele!” (Bakara, 155) buyurur. Böylece sabredilmesi gereken en büyükten en küçüğe kadar her olayın ardında İlahi bir müjdenin varlığına dikkat çekilir. Bu müjde sadece dünya hayatına yönelik bir müjde de değildir: “Dünya hayatında da âhirette de müjde vardır onlara. Allah’ın hükümlerinde olsun, verdiği sözlerde olsun, asla değişiklik olmaz. İşte bu müjdeler en büyük mutluluktur.” (Yunus, 64)
Şimdi ise bizzat Cenab-ı Hak tarafından verilen muhteşem bir müjdenin tam eşiğindeyiz. Hadi hep birlikte yine O’nun inayetiyle gelin o eşikten adımımızı atalım. “Onların Rabb’i kendilerinin, katından bir rahmete, bir rıdvana ve içinde daimi nimetler bulunan cennetlere gireceklerini müjdeler.” (Tevbe, 21)
Sırada, hayat kredisini kullanırken hangi davranışların insanı bu bahşedilen muhteşem hediyelere ulaştıracağının müjdeli haberi var: “Sen ey Resulüm! O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele!” (Hac, 34) O güzel mümine yakışır ve müjdelenmeye değer hasletler bir başka ayette şöyle dile getiriliyor: “O tövbe edenler, o ibadet edenler, o hamd edenler, Allah’ın rızası için sefer edenler, o rükû edenler, o secdeye kapananlar, iyilikleri yayanlar, kötülükleri önleyenler ve Allah’ın hudutlarını bekleyip koruyanlar yok mu? İşte o müminleri müjdele!” (Tevbe 112)
Efendimiz’in müjde oluşu şöyle ifadelendiriliyor “Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik…” (Fetih, 8) İşte bu emir gereği Efendimiz hem uyarıyor hem de takva sahiplerini müjdeliyor.