Çözüm istemeyenler

Yarın, Cumhurbaşkanımız, Liderimiz, Kıbrıs konusunda müzakerecimiz, Mehmet Ali Talat, (bir zamanlar Nelson Ledskiye de şöyle hitap etmiştim. Ambassador, Cyprus Coordinator, Catalist-Büyükelçi, Kıbrıs Koordinatörü, Katalist. Çok hoşuna gitmişti. Umarım Talat’ın da hoşuna gider unvanlarını sıralamam)

Yarın, Cumhurbaşkanımız, Liderimiz, Kıbrıs konusunda müzakerecimiz, Mehmet Ali Talat, (bir zamanlar Nelson Ledskiye de şöyle hitap etmiştim. Ambassador, Cyprus Coordinator, Catalist-Büyükelçi, Kıbrıs Koordinatörü, Katalist. Çok hoşuna gitmişti. Umarım Talat’ın da hoşuna gider unvanlarını sıralamam)

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile yeniden görüşecek. Bu kaçıncı görüşme olacak ve bunu daha kaç randevu takip edecek Allah bilir.
Dünkü yazımı okuyan bazı dikkatli kişiler bana bir uyarıda bulundu ve eklemek istediğini duyurdu.

Sayın Özcanhan, Hristofyas, Rum Ulusal Konseyi, Başpiskopos Hrisostomos, eski EOKA’cılar ve Rum siyasi liderleri çözüm istemez yazdınız. Doğrudur. Ama eksik bıraktınız asıl çözüm istemeyenleri. Statükonun devamından okkalı rant sağlayanları unuttunuz. Larnaka’da, Limasol’da, Baf’ta yaşayan Rum turizmciler, tüccarlar, sanayiciler, emlakcılar, lokantacılar, çiftçiler ve de hayvan besleyiciler de çözüm istemiyorlar. Bunu çok iyi biliyorum, çünkü Güneyde birçok köyü ziyaret ettim, eski tanıdıkları buldum ve konuştum. Adam haklı. Biz Güneyde, Türk müdahalesinden zarar görmedik. Tam tersi karlı çıktık. Kuzeyde yaşayanlardır kaybedenler. Onlar da Güneye yerleşti, şikayetçidirler, çözümü ancak onlar isterler. Bir gün belki eski köylerine mallarına tekrardan kavuşurlar ümidi ile. Güneyde yaşayanlar Türk mallarından sağladıkları avantalarla köşeyi döndüler. Turizmcisi de çiftçisi de onca Türk malını istedikleri gibi kullanıyorlar. Çözüm olursa kaybedecekleri çok şey vardır. Kısacası Rumların çoğunluğu ve sizin saydıklarınız da çözüm istemezler. Kıbrıs Türklerinin ekonomik açıdan mahvolmasını, eriyip gitmesini beklemektedirler. Nasıl olsa onlar dayanabilirler. Kıbrıs Türkleri Türkiye’den yardım kesildiği anda bitecekler, diyen bu dostuma sordum,
Siz bunlara inanıyor musunuz, Türkiye Kıbrıs Türklerine yardımı keser mi, Bizim buralarda da herkes çözüm mü ister?
Cevabı çok gerçekçi oldu bana göre.
“Türkiye bizi kesinlikle bırakamaz. Kıbrıs’ta Türk varlığının bekçileri biziz. Adanın stratejik durumu bu İsrail’in yaptıklarından sonra, Orta Doğudaki belirsizlik ve istikrarsızlıktan dolayı da Türkiye Kıbrıs’ı gözden çıkartamaz. Onun için Kıbrıs’taki Türk nüfusunu maddi, manevi ve ekonomik açıdan sonsuza dek desteklemek mecburiyetindedir. Rumların talep ettikleri tür bir çözüme de EVET demez. O halde Türkiye de çözüm istemez. Bir de bunu unutma. 1974 ve 1975 den sonra, nüfus değişimimden sonra, Güneye yerleşen Rumların arkada bıraktıkları gayri menkul malları yağmalayanlar da, asla, çözüm istemez. Kapan kaptı, elinde kaldı. Elinden çıkartmayı neden istesin? Kimler kimler böylelikle, ganimetle, yağmalamakla zengin oldu, bırakırlar mı bir anlaşma ve çözüm olsun da, sizin yazıda dün kullandığınız başlık gibi her şey ‘sil baştan’ olsun.

Bu görüşlere bilmem siz de katılır mısınız, ama, ben çok haklı yanlarını bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.
**
Talat ve Hristofyas çözüm için uğraşıyorlarmış. Onların istedikleri değildir önemli olan. İşin önemli yanı iki halkın ne istediğidir. Türkiye’nin ne istediğidir. Kıbrıs Türkünü ve Kıbrıs adasını Avrupa Birliğine teslim etmeyi Türkiye göze alabilir mi? Allah korusun, durmadan silahlanan, yeni tanklar ve füzeler almayı planlayan Rumlar, aniden kalkar ve İsrail’in Filistinlilere yaptığını yapmaya yeltenirse, Kıbrıs Türkünü Avrupa mı savunacak, kurtaracak? Gazze’deki, Kosova’daki katliamlara seyirci kalanlar, kesenleri, öldürenleri destekleyenler neden Kıbrıs Türkünü koruyacak?
Gelelim müzakere sürecine. Bu güne kadar bir adımlık ilerleme kaydedilmediğini herkes kabul ediyor.
Talat’ın ve Ali Babacanın , “daha sık görüşme olsun, 2009 yılını Rumlar çözüm yılı olmasını düşünsün. Müzakere sürecine bir zaman sınırlaması getirilsin, BM hakemlik yapsın” önerisine, BM’nin ve Downer’in “görüşmeler süratlendirilsin, çok yavaş ilerleme oluyor” vurgulaması Rumlar tarafından kabul edilmeyişi de Rumların çözüm istemediğini ispatlamıyor mu?
Diyeceğim odur ki, Talat-Hristofyas müzakereleri hikayedir. Boşuna insanları oyalamaktır. O nedenle durdurulsun bu müzakereler, Rumlar kendi bölgelerinde Türkler de kendi bölgelerinde yaşamaya baksın. Kavga yok, gürültü yok, kan dökülmüyor, yakıp yıkma yok. İki komşu olarak, barış içinde yaşamaya bakılsın, taraflar bunu kabullenmeye yönelsin.
Çözüm denilen nedir ki? Varılacaksa bir anlaşma şimdiki durumdan daha değişik bir tablo mu ortaya çıkartacak?
Varsın mevcut durum sürsün, kökleşsin ve zamanla Kuzeye uygulanan ambargolar da kalksın, Kıbrıs adası iki halkı için güllük gülistanlık olsun.
Amin.
Bu haber 43 defa okunmuştur

:

:

:

: