Ercantan er meydanında

Ercantan, Rum tarafıyla ortak bir şirket kurdu ve serbest ticaretin açılmasını bekliyor. Rumlara gözdağı veren Tansu Ercantan, “kendilerine güveniyorlarsa, çarşılarını açsınlar, el mi yaman biz mi yaman görelim.”diyor

Herkes kendi görevini yapıyor, toplantılar yapılıyor ve herkes maaşını alıyor.

Kıbrıslı olup da onların ismini duymamak, tanımamak olmaz. “Ercantan,” ya da “Ercantanlar” denildiğinde, akla ilk olarak iş dünyasındaki başarısını ispatlamış, kabına sığmayan bir aile şirketi gelir. Tek başına ismi bile “Başarıyı” çağrıştıran Ercantanların KKTC ekonomisindeki yerini ve katkılarını star kıbrıs araştırdı.

Tansu Ercantan anlatıyor.

 

Tansu Ercantan 1946 yılında Minareli köyde ikiz kardeşi Kansu Ercantan’la doğar. 1963-64 yıllarında liseyi bitirdikten sonra beş yıl mücahitlik yapmak zorunda kalır. Ercantan, bunun ardından yüksek tahsil için İktisadi Ticari Bilimler Fakültesi’ni kazanıp Türkiye’ye gider ancak o kadar uzun bir zaman geçtikten sonra okuma hevesinin kalmadığı için geriye döner. Ercantan ikiz kardeşiyle birlikte babası Hüseyin Ercantan’ın Arasta’daki küçük kumaş dükkânında çalışmaya başlar.

Daha sonra bazı malları kendileri ithal etmeye başladıklarını anlatıyor Ercantan, ve bunun Barış Harekatına kadar böyle devam ettiğini söylüyor.

1974’ den sonra eline çantayı alıp, o zamana kadar Rumların idaresinde olan ithal ettikleri bazı malları, doğrudan Kuzey Kıbrıs’a getirebilmek için İspanya, Japonya, İngiltere gibi ülkeleri gezerek Türk tarafını tanıtmaya başladıklarını anlatıyor Ercantan. “Bir yerde benim jenerasyondaki tüccarlar ülkeyi tanıtma görevini üstlenmişti” diyor.

 

SIKINTILI GÜNLERDİ

O dönemde sanayi ve ticarette yaşanan sıkıntıları anlatırken özellikle ülkeyi tanıtabilmek için Rumlarla yapılan mücadeleden bahsediyor Ercantan.

Rumların kendilerini bütün adanın ithalatçısı, temsilcisi olarak dünyaya tanıttıklarını belirterek, “Yurt dışına gittiğimizde, adanın yetkili acentesi olan Rumlara soruluyorduk. O andan itibaren de komisyon talep etmeye başlıyorlardı. Ama yılmadık. Ercantanlar olarak ülkede olmayan, veya Rum’un tekelindeki hangi ürün varsa onları ithal etmeye başladık ve sonuçta bileğimizin gücüyle onların elindeki tekeli, kırdık ve Türk tarafına mal ithal etmeye başladık” diyor.

 

ZİRVEDEN DÜŞÜŞ

Yatak örtüsü dikmeye başladıklarını, ardından bornoz dikerek Amerika’ya ihraç etmeye başladıklarını, Adana’dan yüz binlerce metre kot kumaş getirip buradaki fabrikalarına satan tek bayi olduklarını Anlatıyor.

Tansu Ertcantan’ı dinliyoruz: “Sabancı Holding’den getirdiğimiz kumaşları burada işleyip Avrupa’ya ve dünyanın dört bir yanına ihraç etmeye başlamıştık. 1980-85 döneminde yaşanan sanayideki yükseliş yanında, özellikle kot fabrikaları zirveye ulaşmıştı. Ancak bir çöküş yaşandı. Avrupa Birliği Türk tarafına yüzde 14.5 ek vergi koyduğunda bütün kolu kanadı kırıldı bu memleketin. Rumlar, Türk tarafı korsan bir ülkedir diyerek yüzde 14.5 ek vergi koydurmayı başardılar. Bunun ardından ülkede fabrikaların tek tek kapanmasıyla, biz de  büyük sıkıntıya girdik. Yapılan üretim satılmıyordu. Satılmayınca çok daha ucuz bir fiyata Türkiye’ye satmak zorunda kaldık. Türkiye’den de bir yardım görmedik, Yani, burada fason işçilik yapıp Türkiye’ye satmak istedik, ona da ‘hayır’ dediler. Dükkânımızın karşısında başka dükkân istemeyiz dediler.”

 

SABANCI HOLDİNG KIBRIS TEMSİLCİLİĞİ

“Bizim başarımız ailece uğraşmamızdandır” diyor Ercantan.

Bir aile şirketi haline getirdikleri işyerlerinde, 1960 yılında Sabancı Holding Kıbrıs temsilcisi olduklarının altını çiziyor. Ben eşimi Türkiye’den almıştım Türkiye’ye uçak seferi olmadığı için gemiyle Türkiye’ye gittim, Adana’da Bossa fabrikasını ziyaret ettiğimde tanıştık. Aynı dönemde Sabancı’nın patronlarıyla tanıştık. Akçimento, Bossa Basma Fabrikası gibi markaların temsilciliklerini aldık. Ondan sonra onlar ilerledikçe biz de ürün yerpazemizi genişlettik. Çimento ilave ettik, Lassa, Toyota gibi markaları ekleyerek bugünlere gelindi. O dönem tanıştığımız patronların üçü vefat etti. Jenerasyon değişti ama biz devam ediyoruz. Üçüncü kuşak artık bizleri pek tanımıyor ama gene de ‘abi’ diyorlar, işimize devam ediyoruz diyor.

 

KURUMSALLAŞMANIN ÖNEMİ

Tansu Ercantan, aile şirketi içerisindeki görev dağılımının, kurumsallaşmada ve ayakta durmalarındaki önemini anlatırken şöyle konuşuyor: “Tüm kızlarım çok iyi dereceyle Bilkent Üniversitesi’nden mezun olup, Amerika’da master yaptılar. Büyük kızım şimdi Sabancı holdinge bağlı Olmuksa’nın finans müdürlüğünü yapıyor. Diğer kızım burada o da muhasebe gibi işleri yürütüyor. Küçük kızım sigortacıdır ayrıca banka işlerini yürütüyor. Damatlarımın ikisi yanımızda, onların da ayrı görevleri var. Mustafa, Bosch ve Toyota’ya bakıyor, Cahit bey kaporta ve yedek parça ile ilgileniyor. Kısaca şirket içerisinde herkesin bir görevi var. Bir aile şirketiyiz ama bir kurum gibi çalışıyoruz. Herkes kendi görevini yapıyor, toplantılar yapılıyor ve herkes maaşını alıyor. Şirket tek başına kimseye bağımlı değildir, bir kurumsallaşma ve çocuklarımın da bu kurumsallaşmayı sürdürmesini istiyorum.

Kurumsallaşmak çok önemlidir çünkü, bizim çimento işimiz var, kireç işimiz var, araba sektöründe Toyota’yı, Chrysler’i elimizde tutuyoruz, Lassayı elimizde tutuyoruz ki bu büyük bir şeydir. Tekstil, halı sektöründe varız, beyaz eşyada Bosch bizim gruba bağlı. Gayet başarılı şirketlerdir. Yapılabileceğin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.”

 

RUM’A HODRİ MEYDAN

Ercantan’ın şu anda Rum tarafında ortak kurulmuş bir şirketi var ancak şirket şu an faaliyete geçmiş değil.

Tansu Ercantan ticaret anlayışını Rumlarla mukayese ederken de şöyle konuşuyor: “Serbest ticaret uygulanırsa hazırlıklı olmak anlamında kendimize bir şirket kurduk. Hatta o tarafa bazı ürünleri pazarlamak için bazı faaliyetlerimiz var. Güvendiğim bir Rum’la yüzde 50 – 50 kurulmuş bir limitet şirketimiz var. Bu da, kendimize olan güvendir. Rumlardan korkmuyoruz. Firma olarak hodri meydan diyoruz. Bugün oradaki Toyota ya da lastikçilere de, çimentoculara da, hepsine kafa tutacak vaziyetteyiz. Eğer kendilerine güveniyorlarsa, çarşılarını açsınlar, el mi yaman biz mi yaman görelim. Türk toplumunda Rum’dan korkmayan ve benim gibi düşünen insanlar çoktur. Ancak, Rumlar AB’ye üye oldukları için oradan gelen kredilerden de sade onlar yararlanıyor.”

 

BANKALAR KREDİ VERMİYOR

Ercantan, ticaret dünyasında yatırım gücünün çok önemli olduğu görüşünde. Bu bağlamda bankacılık sektörüne dikkati çekiyor. Ülkedeki bankacıların artık ipotekle bile borç vermediğini ifade eden Ercantan, “Adamın gözüne göre mi veriyorlar ne yapıyorlar bilmiyorum. Ama eşdeğer midir, şu mudur bu mudur diye sorularla karşılaşıyoruz.  Bankaların çoğu yerel olmadı için kredi vermiyor. Büyük bankaların buraya gelişinden memnunuz, ancak kredi vermeyişlerini anlayamıyoruz. Bu bankalar mevduatlarının, en az yüzde yirmisini bu ülkede bıraksalar ve kredi verseler, bu toplumda çok daha fazla yatırım imkânları olacak. Bankacılarımız daha cesur olsun, onlar da kazanacaklar, güvendikleri müesseselere kredi versinler, ülkemiz daha hızlı kalkınsın.” diyor.

Tansu Ercantan sürekli Star Kıbrıs okuyucularından. Geçtiğimiz haftalarda Star Kıbrıs’a verdikleri reklâmın geriye dönüşün çok güzel olmasından duyduğu memnuniyeti de belirtmeden geçemiyor.

Ercantan, “Artık klasiklikten çıkmamız lazım” diyerek sözlerini bitiriyor. 

 

Bu haber 96 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER