Akdeniz’in ortasında sabit bir uçak gemisinden farksız Kıbrıs adasının kaderi değişeli 33 yıl oldu.
Bugün; ada’yı Yunanistan’a bağlamak amacıyla Faşist Yunan cuntasının generalleri öncülüğünde Başpiskopos Makarios’a karşı düzenlendikten sonra katliama dönüşen darbenin 33. yıldönümü.
Türkiye’nin garantörlük haklarını kullanarak 20 Temmuz’da adaya çıkmasıyla önlenen darbe ile, ENOSİS’in daha fazla geciktirilmesine karşı olan EOKA’cı Rumlar ile Yunanistan’daki Albaylar Cuntası, emellerini gerçeklkeştirmek amacıyla 33 yıl önce bugün harekete geçmişti.
Cunta ve emrindeki EOKA, Kıbrıs Türklerinin direnişi yüzünden 11 yıl ertelemek zorunda kaldıkları Enosis’i bir an önce hayata geçirmek için, bu hedefi daha uzun vadede gerçekleştirme amacında olan sözde “Kıbrıs Cumhurbaşkanı” Makarios’a karşı darbe yapmışlardı.
33 yıl önce bugün, Yunan askeri cuntası, Kıbrıs Türk halkını top yekûn soykırımdan geçirerek, yıllarca hayalini kurdukları Enosis’i gerçekleştirmek amacıyla Kıbrıs’taki EOKA’cılarla işbirliği halinde Makarios’u devirmiş ve EOKA’cı Nikos Sampson’u sözde “cumhurbaşkanı” ilan etmişti.
Darbe sırasında EOKA karşıtı veya Makarios yandaşı 2 bin Yunan ve Rum da öldürülmüş, cunta, Türklere karşı tedhiş eylemlerinin yoğunlaşmasına da öncülük etmişti.
ÜÇÜNCÜ GİRİŞİM
Yunanistan adayı kendine bağlamak amacıyla ilk darbesini 21 Aralık 1963’de gerçekleştirmişti. Dönemin “Kıbrıs Cumhurbaşkanı” olan Makarios ve diğer işbirlikçileriyle Yunanistan Enosis’in gerçekleşmesine engel olarak gördükleri Kıbrıs Türklerini yok etmek amacıyla hazırladıkları Akritas Planı’nı uygulamaya koymuşlar, ancak ummadıkları bir direnişle karşılaşmışlardı.
Bu plan çerçevesinde birçok Türkü katleden ve Türkleri “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin organlarından dışlamayı başaran Rum ve Yunanlar, Geçitkale ve Boğaziçi köylerine karşı aynı amaçla 15 Kasım 1967’de gerçekleştirdikleri kanlı saldırıların ardından Türkiye’nin ültimatom vermesi ve adaya müdahale hazırlıkları yapması üzerine o tarihten sonra politika değişikliği yapmış, Kıbrıslı Türkleri ekonomik yönden çökertmeye ve adadan göçlerini sağlamaya yönelik uzun vadeli bir plan uygulamaya koymuştu.
15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’taki EOKA’cılarla işbirliği halinde Makarios’u deviren ve EOKA’cı Nikos Sampson’u sözde “cumhurbaşkanı” ilan eden Yunan faşist albaylar, Makarios karşıtı birçok Rum’u öldürmüş ve Türklere karşı tedhiş eylemlerinin yoğunlaşmasında öncülük etmişlerdi. Darbede hayatını zor kurtaran Makarios, 19 Temmuz 1974’te BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada hem Yunanistan’ın amacını açık biçimde ortaya koymuş, hem yapılan katliamları hem de Kıbrıs Türklerini bekleyen tehlikeleri anlatmıştı.
TÜRKİYE’NİN MÜDAHALESİ
Olaylar had safhaya ulaşırken Türkiye, uluslararası İttifak ve Garanti Anlaşmaları’ndan doğan garantörlük hakkını kullanarak, Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini korumak amacıyla 20 Temmuz 1974’te Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmişti.
Türkiye’nin gerçekleştirdiği Barış Harekâtı’yla Kıbrıs Türk halkının can ve mal güvenliği sağlandığı gibi, darbeciler de Kıbrıs’ta işgal ettikleri makamlardan çekilmek zorunda kalmışlardı.
Yunanistan’da ise 1967’de askeri darbeyle başlayan Cunta dönemi tarihe karışmış, ülkeye demokrasi gelmişti.
ÖMÜRLÜ: KKTC’NİN VARLIĞI ESAS OLMASIDIR
Öte yandan; KKTC GKK Emekli Subaylar Derneği Başkanı Esen Ömürlü, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını amaçlayan 15 Temmuz 1974 Faşist Yunan Darbesi’nin 33. yıldönümü nedeniyle bir bildiri yayınladı.
Kıbrıs Türk halkının; adada kalıcı ve yaşayabilir bir çözümü, geçmişi çok iyi değerlendirerek ve geçmişten dersler çıkararak gerçekleştirmesi gerektiğini belirten Ömürlü, “Kalıcı çözümün esas unsuru; KKTC Devleti’nin egemen varlığının esas olması, Kıbrıs’ın bütününde siyasi mutlak eşitliğimiz ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün devamıdır” dedi.
Esen Ömürlü, Ömürlü, bildiride, Kıbrıs Türkü’ne ekonomik, siyasi ve spor alanında insanlık dışı ambargolar uygulayan Rum-Yunan ikilisinin AB destekli zihniyetinin aradan yıllar geçmesine rağmen hiç değişmediğini söyledi.
Lefkoşa Mezarlığı içindeki Ortaköy Şehitliği’ne defnedilen Alaminyo şehitlerinin, bu zihniyeti tanımaya yettiğini kaydeden Esen Ömürlü, şöyle devam etti: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından işgali sürüyor. Kıbrıs Türkü devletinden mahrum edilip, azınlık yapılmak isteniyor. Kıbrıs Türk halkı geçmişi unutmadı, asla unutmayacak, KKTC Devleti’ne sonsuza kadar sahip çıkıp, yaşatacaktır. TSK, sahibi olduğumuz Kıbrıs’ta sonsuza kadar var olacak.”
KAPILAR KİLİTLİ OLMASAYDI DAHA ÇOK YOLCU KURTULURDU
Lefke Gazi Lisesi Okul Aile Birliği’nin çağrısı: Çocuklar ne zaman konteynerlerden kurtulacak?
15 Kasım tören provası nedeniyle Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı trafiğe kapatılacak
Filo Jet faciasında 9 zanlının tutukluluk süresi 7 gün daha uzatıldı
RESMİ ADAYLIK BAŞVURUSU BUGÜN
ANKARA’DA TDT ZİRVESİ’NDE !
ÜÇ İLÇEDE COŞKU SOKAKLARA TAŞTI
Güney Kıbrıs’ta ciddi suçlar yüzde 27,8 arttı
Tabipler Birliği'nde başkan yeniden Ceyhun Dalkan