19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günü ve tanıtım

On Dokuz Temmuz Dünya Fenerbahçeliler Günü bugün. Kutlamış olayım. Herhangi bir siyasi görüşten, bir dernekten, bir parti ya da oluşumdan daha fazla taraftar toplayabilen tek olgunun futbol olduğunu gözler önüne seren olaylardan biri de Türkiye’nin birkaç büyük takımı ile ilgili fanatizm ve yoğun ilgidir.

On Dokuz Temmuz Dünya Fenerbahçeliler Günü bugün. Kutlamış olayım. Herhangi bir siyasi görüşten, bir dernekten, bir parti ya da oluşumdan daha fazla taraftar toplayabilen tek olgunun futbol olduğunu gözler önüne seren olaylardan biri de Türkiye’nin birkaç büyük takımı ile ilgili fanatizm ve yoğun ilgidir.

Bir futbol takımı arkasından milyonları sürüklerken, günümüzde sadece bir spor faaliyeti olmaktan da çıkıyor. Bir marka, bir ticari unvan, bir reklam metası oluyor.

Tüm hareketleri ile bir futbol takımı, paraya dönüştürülüyor, ticaret yapıyor.

Bunu en iyi başaranlardan biri Fenerbahçe Spor Kulübü. Akla hayale sığmayacak yöntem ve ürünlerle, renklerini ve adını paraya çevirmeyi başaran bir kulüp.

“Sporda imece” de diyebliriz bunun adına. Hayranları, sempatizanları, gönülverenler, takımlarının renkleri ile buluşmak isteyenler hem bir mutluluk yaşıyor hem de ödedikleri miktarlarla takımlarıyla daha organik bir bağ kurma hissine katılıyorlar. Kulüp de bu para ile gelişiyor.

Burada inanmak devreye giriyor. Bir arada aynı hayali kurmak devreye giriyor.

Taraftar takımını şampiyon görmek, başarılı görmek istiyor, bunu hayal ediyor. Hep birlikte milyonlar aynı tutkuda birleşiyor.

Sadece bir maç öncesi stadyum kenarında takımlarıyla ilgili satış reyonlarına inanılmaz rakamlar ödeniyor.

Bu bir birlikte olma durumu.

Biz bunu başaramadık. Sorsak bahane hep var. Sonuç, başaramadık.

*

Spor kulüplerini marka yapamadık, ülkeyi de öyle. Ancak bazı firmalar akıllı tavırlarla reklama yönelmeye başladı. Çevreci sivil toplum örgütlerinin, enerji üretimi için güneş enerjisini sıklıkla gündeme getirdiği şu günlerde, gazetelerde “güneş enerjisi için paneller” satan firma reklamlarını görüyoruz. Bu akıllıca. Düzgün gözlem ve başarılı zamanlama.

En azında, “işlerim kötü gidiyor reklama para harcamayayım” diye düşünen köhne ve çağdışı görüşün çok ilerisinde.

Reklam konusunda ülkemizde böylesine köhne temel iki sıkıntı var.

İlki, işler iyi gitmeyince önce reklamı durdurma hali. Kaldı ki tam tersi yapılmalı. İkincisi ise medya kuruluşlarına reklam verenlerin kendi istedikleri yayın periodlarında ve hatta kendi istedikleri şekilde reklam yayınlatmak istemeleri.

Oysa doğru olan, kendi yayın planını bilen, medya analizi olan, saatlerini, ürünlerin kitlelere en iyi ne zaman ulaşacağını bilen kuruluşun bunu tespit etmesidir.

Kaldı ki araya reklam ajanslarını da almak ve döngünün en sağlıklı yaşanmasını sağlamak en doğrusudur.

Ancak, reklam ajanslarını “komisyoncu”, kendisini “reklamcı”, medya kuruluşlarını da sadece “yayınlayıcı” gören ticarethanelerin, başarılı reklama ulaşmaları söz konusu değildir.

Bu bilgileri kamuoyu araştırmaları ile de teyit etmek mümkün.

Halk reklamlardan etkilenmiyor, alım kararları reklamlarla ilintili olmuyor. KKTC halkının yüzde 64.7’sinin alışveriş kararında reklam etkili olmuyor.

Bu alanda hedefe ulaşmak için, rollerin doğru dağıtılması ve uzmanlaşma gerekir.

Reklam veren fikrini ve hedefini anlatmalı, ajans yaratıcılığını geliştirerek kullanmalı ve reklamı üretmeli, yayın kuruluşu doğru kitle ile doğru zamanda reklamı buluşturmalı.

Roller yanlış dağıtılınca başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

Sadece bir futbol takımının tanıtımda, bir ülkedeki tüm ürümlerden daha başarılı olması raslantı değildir.

Bu haber 8 defa okunmuştur

:

:

:

: