İnanç erozyonu mu var?

Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas arasındaki müzakereler rutin bir şekilde devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas arasındaki müzakereler rutin bir şekilde devam ediyor.

Bu müzakere sürecinin elbet bir gün sonu gelecek. Dimitris Hristofyas ne kadar da oyalamak istese de mutlaka bir sona ulaşılacak. Bu sona erişin tarihi Eylül olabilir, Ekim veya en geç Kasım olabilir. Bakmayın görüşme sürecinin şimdilerde böyle sessiz ve sakin sürüp gittiğine. Bekleyin günler yaklaşsın da hep beraber göreceğiz yaşanacak tantanayı. Şimdilerde liderler arasındaki o karşılıklı birbirine övgüler düzme havasının nereye varacağını da göreceğiz.
Liderler şimdiye kadar anlaştıklarını birinci sepete, anlaşamadıklarını ikinci sepete, anlaşamamış olmalarına karşın yakınlaştıklarını da üçüncü sepete koydular. Her üç sepette de konu olduğu söyleniyor. İyimserlik havası yaratsınlar diye anlaştıklarını koydukları birinci sepetin doluluk oranının ötekilerden yüksek olduğunu da söylüyorlar.
Güç paylaşımında, mülkiyet ve toprakta, güvenlik ve asker konularında anlaşmadıkları biliniyor. Anlaştıkları konuları küçümsemek yanlış olur. Ancak Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla yapılan ilk görüşmeler Talat ve Hristofyas’ın yaptıkları değildir. Geçmişte de yığınla görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde de üzerinde anlaşılan konular oldu. Yani, gelinen şama geçmişten ilerde mi, değil mi tartışmalı bir durum var ortada.
Talat ve Hristofyas görüşüyorlar ve bu görüşme süreci ile bir çözüme varılacağını söylüyorlar. Ama bir yerlerde ters giden bir şeyler var. Liderler umutlu, fakat halklar umutlu değil. Kıbrıs Türk halkı da Rum halkı da bu görüşme sürecinin sonunda bir çözüme varılacağına inanmıyor.
Kıbrıslı Türkler arasında bu sıralarda yapılan yeni bir kamuoyu araştırması yok. Ancak bunun için kamuoyu araştırmasına bile gerek yok. Etrafa biraz kulak vermek yeterli olur. Kıbrıs Türk halkı bu sürecin çözümle sonuçlanacağına inanmıyor. Yaygın kanaat, Rum tarafının bu müzakere sürecini kullanıp Kasım ayında açıklanacak olan Türkiye AB İlerleme Raporu öncesinde bazı kazanımlar elde etmeye çalışacağı yönündedir. Ankara protokolünün bütünlüklü olarak uygulanmasının, yani Türkiye’nin deniz ve hava limanlarını tüm AB üyesi ülkelere olduğu gibi Kıbrıs’a (Kıbrıs Rum Yönetimi)’ne de açmasının Kıbrıs Rum tarafının asıl önceliği olduğu görüşü yaygın olarak kabul görmektedir.
Kıbrıslı Rumlar arasında yakın zamanda yapılan bir araştırma var. “Metron Analysis-Metron Forum Cyprus” adlı bir şirket Alithia gazetesi için araştırmış. Sonuç belli. Araştırmada, Kıbrıslı Rumlar doğrudan müzakereler prosedürünün Kıbrıs sorununa çözüm getirebileceğine inanmadıkları ortaya çıktı. Alithia gazetesi bu haberi: “Kıbrıslılar Çıkmaz Görüyor” başlığıyla manşetten Verdi. 18 yaş üzeri bin 186 kişiyle telefoniyen yapılan sözkonusu araştırmaya gore Kıbrıslı Rumların yüzde 69’u müzakerelerin çıkmaza sürükleneceğine, 25.8’I çözüme ulaşacağına inandığına dair görüş belirtirken yüzde 5.2’si de görüş belirtmemiş. Alithia’nın “Kıbrıslılar” dediği, Kıbrıs Rum halkıdır. Ancak biz Kıbrıs Türk halkını da dâhil ederek başlığı “tüm Kıbrıslılar çıkmaz görüyor” diye düzeltirsek sanırım yanlış bir ifadede bulunmuş olmayız.
Sayın Talat, Rum muhatabı Hristofyas gibi bize çözüm yönünde umutlu pompalamaya çalışıyor. Ancak diğer yandan da başka bir hususu sürekli gündemde tutuyor. BM Genel Sekreteri’nin daha aktif hale gelmesi için çağrılar yapıyor. Cumhurbaşkanı’nın bu tutumu yeni değil. Fakat son dönemde bunu daha sıklıkla yapamaya başladı. Bu da gösteriyor ki, müzakere sürecinin sonlarına doğru gelmekte olmamıza karşın üzerinde mutabık kalınmayanlar sepetinde hala çok sayıda önemli konu bulunmaktadır.
Peki müzakere süreci sona erdiğinde üzerinde yakınlaşma sağlananlar ve uzlaşılamayanlar ne olacaktır. İşte, bu noktada istenenin BM Genel Sekreterliğinin yeniden arabulucu olması ve hatta üzerinde uzlaşılamayan konularda orta nokta bulup bütünlüklü bir anlaşma metni taslağı hazırlamasıdır. Cumhurbaşkanı Talat bu yöndeki düşünce beklentisini önceki gün benim köyüm olan Kalavaç’a yaptığı ziyaret sırasında da yineledi. Kalavaçlılara yönelik konuşmasında, beklentisinin BM’nin daha aktif harekete geçmesi ve yılsonu itibarıyla bir anlaşmanın hazırlanması olduğunu söyleyen Talat’ı doğrudan dinleme olanağım olmadı. Hafta sonu olduğundan ailemle birlikte köyde bunmama rağmen, ziyaretten habersiz oluşum nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı’nı karşılayanlar arasında bulunamadım. Ancak edindiğim bilgiye göre Sayın Talat, müzakerelerde yakınlaşma sağladığı konuların farklılıklardan çok daha fazla olduğunu da söylemiş. “İnşallah öyledir” demekten başka ne diyebiliriz ki?
Güney’deki Kıbrıslı Rumların yüzde 69’u bu müzakerelerle bir çözüme varılacağına inanmazken acaba diyorum benzer araştırma Kuzey’de yapılsa, Kıbrıslı Türklerin yüzde kaçı, “bu sürecin sonunda çözüme varılacağına inanıyorum diyecek?”

Bu haber 219 defa okunmuştur

:

:

:

: