22-26 Haziran 2009 tarihlerinde AKPA 3. dönem toplantılarına KKTC Cumhuriyet Meclisini temsilen UBP’den Sn. Tahsin Ertuğruloğlı ve ben, (CTP-BG’den Doç.Dr. Mehmet Çağlar), katıldık.
22-26 Haziran 2009 tarihlerinde AKPA 3. dönem toplantılarına KKTC Cumhuriyet Meclisini temsilen UBP’den Sn. Tahsin Ertuğruloğlı ve ben, (CTP-BG’den Doç.Dr. Mehmet Çağlar), katıldık.
Bilindiği üzere, AKPA toplantılarına 2004 referandumundan sonra Parlamenterler Asamblesi’nin 1376 sayılı kararına istinaden katılmaktayız. AKPA genel kurulu her yılın Ocak, Nisan, Haziran ve Eylül aylarında birer hafta olmak üzere toplanmaktadır. Bizler AKPA’da Kıbrıs Türk Toplumu Seçilmiş Temsilcileri olarak biri asil, biri de yedek üye olmak üzere 2 sandalye ile temsil edilmekteyiz. Güney Kıbrıs ise 2 asil ve 2 yedek üyeye sahip bulunmakta ve 1 asil 1 yedek üye sandalyesi de Kıbrıslı Türkler adına boş durmaktadır. Komitelere üye olup AKPA’da Kıbrıslı Türk Seçilmiş Temsilcilerine tahsis edilen bir de ofisimiz mevcuttur.
AKPA’da oy verme dışında üye ülkelere verilen hakları kullanabilmekte, bu bağlamda Konseyde faaliyet gösteren komite çalışmalarına da katılabilmekteyiz. Komite toplantıları gerek genel kurul olduğu dönemlerde Strasbourg’ta gerekse de genel kurullar arasında başta Paris olmak üzere çeşitli ülkelerde yapılmaktadır. Bizler ilk yıllarda yalnızca Siyasi İşler Komitesi ile Hukuk İşleri Komitesi çalışmalarına katılırken, bugün bu komitelere ilaveten Kültür, Bilim ve Eğitim Komitesi; Ekonomi Komitesi; ve Göçler Komitesi toplantılarına da üye olarak katılmaktayız.
Elbette tüm bu hakları başta Kıbrıs Türk Halkının 24 Nisan 2004 tarihinde Annan Planı diye anılan Kıbrıs Çözüm Planına “evet” demesinin ardından sahip olup, ardından da asamble ve komite çalışmalarına düzenli olarak katılmamızdan ve başta Kıbrıs Sorunu ile ilgili toplantılarda görüşlerimizi Parlamentoya aktarma şansını yakalayıp, diğer Avrupa ve Evrensel sorunlarla ilgili de görüş bildirmemizden ve sürekli olarak katılım göstermemizden ötürü kazandık ve geliştirmeye çalışıyoruz.
1376 Sayılı karardan sonra bu toplantılara önceleri Sayın Özdil Nami ve Sayın Hüseyin Özgürgün katılmış, ardından ben (MÇağlar) Sayın Özgürgün ile birlikte katılımları sürdürmüş ve şimdilerde de yine ben (MÇağlar) Sayın Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte devam etmekteyiz.
22-26 Haziran 2009 tarihlerinde, yani geçtiğimiz hafta yapılan Genel Kurulda başta “Tarih Eğitimi” ve “Kara-Para Aklama” konularında ve ayrıca “Yerinden Başka Bir Yere Yerleştirilen İnsanlar” hakkında parlamenterlere hitaben konuşma yapma şansına sahip olduk.
Burada esas olarak üzerinde durmak istediğim de çok öz olarak bu konuların bizler için önemidir. Öncelikle Kültür, Bilim ve Eğitim Komitesinden İrlandalı Raportör Bayan Cecilia KEAVENEY’in Çatışma olan ve çatışma sonrası bölgelerde TARİH EĞİTİMİ ile ilgili hazırlamış olduğu mükemmel rapor görüşülürken yaptığımız konuşmada KKTC’de Tarih Eğitimi konusunda attığımız adımları öne çıkarırken özellikle Kıbrıs Rum Yönetiminin AB tarafından gelmesi gereken fonları bloke ettiğini ve bunu yaparken Tarih Eğitimleri ve Tarih kitaplarında Şoven ve Irkçı yaklaşımların da devam ettiğini vurgulayıp Avrupa Konseyinin bu konularda desteğini talep ettik Kıbrıs Türk Halkı adına. Ayrıca Limasolda yaşayan Kıbrıslı Türklere anadillerinde eğitim alma konusunda Kıbrıslı Rumların taahhütlerini halen yerine getirmediklerini vurgulama şansını da kullanmış olduk.
Raporla ilgili detayları sizlerle bir başka yazıda paylaşacağımı ve raporu göreve geldiği ilk günden Tarih Kitaplarını değiştireceğini açıklayan, tüm Avrupa’nın bizleri alkışladığı bu konuda yazılan Tarih Kitaplarımızın baskılarını durduran ve kitapların yazımını komisyon yerine başka tek bir kişiye havale eden Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kemal Dürüst’e de ileteceğimi belirtmek ve özellikle Tarih Eğitimi konusunda Avrupa ülkelerinin dahi örnek gösterdiği anlayışta uyguladığımız Tarih Eğitimi yöntem ve mentalitesini değiştirme konusunda adım atmamasını önermek istiyorum.
Önemli olan tarihini bilen ancak bunu şoven ve ırkçı anlayışlarla değil, barışçıl, hoşgörülü ve insancıl özellikleri pekiştirecek ve sağlıklı bir toplum yaratma amacı ile gençlerimizi yetiştirmektir. Yoksa öfkeyle ve değiştirme hırsı ile işe başlamak yalnız ve yalnızca bizlere kaybettirir.
Sevgiyle kalın,