Demokratik toplumlarda polis, kişisel hak ve özgürlüklerin önünde bir engel değil, bu özgürlüklerin savunucusu ve güvencesi olarak, yurttaşa huzur ve güven temin etme misyonunu üstlenmiş bir memurdur.
Demokratik toplumlarda polis, kişisel hak ve özgürlüklerin önünde bir engel değil, bu özgürlüklerin savunucusu ve güvencesi olarak, yurttaşa huzur ve güven temin etme misyonunu üstlenmiş bir memurdur. Kamu düzenini sağlamak amacıyla zaman zaman güç kullanan polisin, görevini demokratik, çağdaş ve profesyonel bir şekilde yerine getirebilmesi ancak, polis etiğinin varlığı ve işlevselliği ile sağlanabilir.
Polis etiğinin işlevsel hale getirilmesi ise meslek içinde görülen yönetim etiğine ilişkin problemlerin ve sorunların en aza indirilmesi ile gerçekleşebilir. Polislik uygulamalarında tarafsızlık ve hizmet sunulan yurttaşlara eşit davranmak bu mesleğin ön koşuludur. Tarafsızlık hem meslek içi ilişkilerde hem de yurttaş ile olan münasebetlerde gözönüne alınmalıdır.
Meslek içi ilişkilerde tarafsızlık ilkesinin çiğnendiği kurumlarda yurttaşa karşı da tarafsızlık ilkesinin rahatça çiğnendiği görülmektedir. Tarafsızlık ilkesinin çiğnenmesi toplumumuzun genelinde görülen yaygın bir hastalıktır. Anayasamızın 118. maddesinde “polisin demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak” görev yapmaları yükümlülük altına konmuştur.
Yani polisin hukuk devletinin koyduğu sınırlar içinde hareket etmesi yanında görevini yaparken insanların temel haklarına saygı gösterme zorunluluğu bulunmaktadır. Polis hiçbir zaman bu anayasal yükümlülüğüne aykırı davranamaz. Bu sebeple polislerin vatandaşa karşı görevleri icabı şiddet kullanırken dahi çok dikkatli davranmaları ve ölçüyü kaçırmaması gerekir. Ölçünün kaçtığı andan itibaren insanın temel hak ve hürriyetlerinin ihlali başlar.
Hukuk devletinin geçerli olduğu demokratik bir toplumda polisin ana amaçları; toplumda huzuru, kamu düzenini ve hukukun üstünlüğünü sağlamak, özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de yer alan kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve saygı göstermek, suçu önlemek, suçla mücadele etmek, suçu ortaya çıkarmak, halka yardım etmek ve halkın hizmetinde olmaktır.
Bunları yerine getiremeyen polis örgütü ana amaçlarını yerine getirememiş ya da amaçlarından sapmış demektir. Örneğin polis ceza adaleti sürecinde sanığın avukatının üstlendiği role saygı duymalı ve gerekirse özgürlüğü kısıtlanarak gözaltına alınan kişilerin avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkını etkili kullanabilmesi için yardım etmelidir.
Gerek Anayasamız gerekse AİHS ile Avrupa Polis Etiği Yönetmeliği bu düzenlemeyi emretmektedir. Ancak polis örgütümüzün Genel Müdürü avukatların “hava karardıktan” sonra gözaltında tutuklu bulunan müvekkillerini görmelerini yasaklamakta ve Anayasayı hiçe saymakta, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün değil “tek adamın” üstünlüğünün egemen olduğu bir polis örgütü görüntüsü vermektedir.
Avrupa Birliği ülkelerince uygulanmakta olan Avrupa Polis Etiği Yönetmeliği bu ülkelerdeki polis örgütlerinin ana hatlarını düzenlemektedir. Bu yönetmeliğe göre medeni bir toplumda polis teşkilatının, sivil yetkililerin sorumluluğu altında ve diğer devlet kurumlarından bağımsız olacak şekilde yeterli bir çalışma alanına sahip olmaları gerektiği belirtilmiştir. Yine bu yönetmelik polis mesleğine girişte polisliğin amacına uygun ve adayın niteliklerine ve tecrübesine göre bir seçim yapılması gerektiğini ifade etmektedir.
Söz konusu yönetmeliğin polisin hakları başlığı altında, polisin kamu hizmetlileri olarak sosyal ve ekonomik haklardan mümkün olduğu kadar yararlanması gerektiği belirtilmekte ve özellikle polisin uygun ücret almak, sosyal güvenlik ve sağlık imkanlarına kavuşmak, güvenliğini sağlamak adına polislik görevinin özel karakteri dikkate alınarak kendisini temsil eden kuruluş kurmak ( dernek, birlik, sendika, vb...) veya bu kuruluşlarda görev alma hakkına sahip oldukları açıkça düzenlenmektedir.
Ülkemizdeki polis örgütünün çağımızda gelişen insan hakları ve özgürlükleri yanında uluslararası düzenlemeleri de gözönüne alarak kendini yenilemesi hem vatandaşa hem de polis teşkilatına bir artı getirecektir. Bu bağlamda Avrupa Konseyi tarafından yürülüğe konan Avrupa Polis Etiği Yönetmeliği’nin ilgililer tarafından dikkatlice incelenip mevzuatımıza adapte edilmesinin topluma ve örgüte büyük yarar sağlayacağı inancındayım.