Hep bir kurtarıcı ararız!
Dikkat ederseniz ‘Bu ülkeyi kim kurtarır?’ diye başlamadım. ‘Bu ülkeyi ne kurtarır?’ diye bir beyin fırtınası yapalım.
İşler kötü mü gidiyor? Aman biri gelip düzeltsin, bir yerde sorun mu var? Gelip biri çözsün, bir şeyleri kaybediyor muyuz? Dibe mi çöküyoruz? Batıyor muyuz? Gelsin, süper kahramanlar, ellerin de sihirli değnekler, ya da olağan üstü güçleri ile hemen bizi kurtarsınlar. Kahraman ve kurtarıcı beklemeye alışık bir milletiz. Hiç birimiz sorumluluklarımızı yerine getirmeyi fazlaca önemsemiyoruz, her başarısızlığın muhakkak bir suçlusu, sorumlusu var. Öz eleştiri yapmak her babayiğidin harcı değil, ama vicdan ve sorumluluk bu muhasebesinin yapılmasını gerektirir.
Yaklaşık sekiz aydır, ülkemizdeki birçok önemli projenin incelenmesinde bulundum. Bunlar yüksek bütçeli ve dış kaynak gerektiren projelerdi. İş adamlarımızın bu projeleri hazırlarken nelere dikkat ettiğine baktığımda hemen, hemen tümünde bireysel kalkınmaları için mali kaynak bekleyen projelerdi. Daha fazla kazanmak toplumun gözünde akıllı, zengin ve iş bilir adam olmak, çok güzel, ama bu kamunun çıkar ve menfaatleri ile de örtüşmek zorundadır. Daha çok ev yapmak güzel, evsiz insan kalmasın, ama değerli tarım arazilerine villalar yaparak kaybettiğimiz toprakları bizlere kim geri verecek.
Israrla yatay büyüme ile ilgili projeler üreten firmalar, ne kadar masum! Bunlara izin veren sistem ne kadar sorumlu!
Unuttukları bir şey var, fabrikalar da şantiyeler de toprak üretemeyiz.
Nerede ise Girne’yi bitirdik, Tatlısu’nun başına gelenler hepimizin malumu araziler adeta yağmalandı, şimdi bir sürü yarım inşaat atıl durum da bekliyor, o güzel bakir coğrafya parçası acınacak halde. Tabi ki gelişmeye karşı değiliz, ama ada ülkelerinin de toprağını hovardaca betonlaştırma lüksü yoktur.
Nerede ise herkesin müteahhit olduğu dönemler bitti. Orams davasının aleyhimize sonuçlanması, dünyadaki ekonomik kriz, bağımlı ekonomi belki de aklımızı başımıza getirmek için yeterli kötü örneklerdir.
Hükümet edenlerin bir an önce ülkedeki ekonomik sorunların üzerine kararlılık ile gitmesi gerekir. Zaten bunu da sık, sık dile getiriyorlar, emlak ve inşaat piyasası için de ellerindeki mevcut yarım inşaatların bir an önce masaya yatırıp ev ihtiyacı olanlar ile müteahhitleri bir sistem dahilinde bir araya getirmek, hükümet burada arabulucu ve her iki gurubun da emniyet supabı olabilmeli.
İzlediğim kadarı ile un var, şeker var, yağ var, hatta helvacıda var, eksik olan nemi? Helva yapmaya niyet olmalı
Kahramanlar, kurtarıcılar hepsi hikâye, taşıma suyu ile değirmen dönmez, içerdeki dinamikleri, öz kaynakları kullandıracak güvence olduğu sürece bütün sektörel sorunlar yavaş, yavaş aşılır.
Yastık altın da ki paralar ve güneye giden alış veriş paraları piyasaya bir girsin, siz o zaman görün tıkanan sistemin nasıl yavaş, yavaş açıldığını.
Bize kahramanlar değil, kararlı hükümetler gerekir.