Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz. Bir taraftan uluslararası kamuoyuna “çözüm istiyoruz”, “barıştan yanayız”, “diyalogdan kaçmıyoruz” mesajları verilecek; diğer taraftan ise yeni yıl gibi sembolik bir günde Girne ve Mağusa limanlarına asker çıkarma söylemleriyle açık bir gözdağı sergilenecek.

Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz. Bir taraftan uluslararası kamuoyuna “çözüm istiyoruz”, “barıştan yanayız”, “diyalogdan kaçmıyoruz” mesajları verilecek; diğer taraftan ise yeni yıl gibi sembolik bir günde Girne ve Mağusa limanlarına asker çıkarma söylemleriyle açık bir gözdağı sergilenecek. Anadolu’nun veciz ifadesiyle sormak gerekiyor: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Rum Milli Muhafız Ordusu’nun yeni yıl mesajında dile getirilen bu ifadeler, aslında kimseyi şaşırtmadı. Çünkü Rum tarafının zihniyetinde değişen bir şey yok. On yıllar geçse de Enosis hayali, Rum siyasetinin ve askeri reflekslerinin merkezinde durmaya devam ediyor. Kıbrıs Türk halkını yok sayan, KKTC’nin varlığını hazmedemeyen bu yaklaşım, her fırsatta taciz ve tehdit diliyle kendini gösteriyor.
Başbakan Ünal Üstel’in bu söylemlere verdiği yanıt, tam da bu noktada önemlidir. “Sabrımızı test edenler karşılığını görecektir” ifadesi, bir tehdit değil; tarihsel tecrübeye dayanan açık bir uyarıdır. Rum tarafı geçmişte de benzer maceralara kapıldı. Silah gücüyle, dayatmayla, oldubittiyle Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlayabileceğini sandı. Peki sonuç ne oldu? Tarih bu girişimlerin nasıl hüsranla sonuçlandığını defalarca kaydetti.
Kıbrıs Türk halkı, varoluş mücadelesini bedel ödeyerek verdi. Bu halkın hafızasında 1963-1974 arası yaşananlar hâlâ tazedir. Dolayısıyla “asker çıkarma” gibi ifadeleri hafife almak ya da bunu basit bir propaganda dili olarak görmek mümkün değildir. Barıştan söz edenlerin, önce kullandıkları dile dikkat etmeleri gerekir. Samimiyet, ancak söylem ile eylem arasındaki tutarlılıkla ölçülür.
Başbakan Üstel’in altını çizdiği nokta nettir: Kimse Kıbrıs Türkü’nün ve Türk milletinin sabrını sınamaya kalkmamalıdır. Bu topraklarda barış, ancak karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde mümkündür. KKTC’yi yok sayarak, tehdit dili kullanarak ya da askeri hamle imalarıyla bir çözüme ulaşılabileceğini sanmak, en hafif ifadeyle gerçeklikten kopmaktır.
Bugün yapılması gereken, eski defterleri karıştırmak ya da yeni gerilim alanları yaratmak değildir. Rum yönetiminin aklını başına alması, geçmişten ders çıkarması ve Kıbrıs’ta iki ayrı halk ve iki ayrı egemen yapı olduğu gerçeğini kabullenmesi gerekir. Bizden söylemesi…
Bu haber 34 defa okunmuştur

:

:

:

: