Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2026 yılında ilerlerken yalnızca yeni bir takvime değil, zor bir dönemin ardından ortaya çıkan yeni bir tabloya adım atmaktadır. 2025 yılı, küresel dalgalanmaların, savaşların, enerji krizlerinin ve artan hayat pahalılığının gölgesinde geçmiştir. Bu dalga küçük ekonomileri daha sert etkilemiş ve KKTC de bundan payını almıştır. Buna rağmen devletin ayakta kalması ve temel hizmetlerin devam etmesi, koalisyon hükümetinin yürüttüğü yönetim anlayışının bir sonucu olmuştur.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2026 yılında ilerlerken yalnızca yeni bir takvime değil, zor bir dönemin ardından ortaya çıkan yeni bir tabloya adım atmaktadır. 2025 yılı, küresel dalgalanmaların, savaşların, enerji krizlerinin ve artan hayat pahalılığının gölgesinde geçmiştir. Bu dalga küçük ekonomileri daha sert etkilemiş ve KKTC de bundan payını almıştır. Buna rağmen devletin ayakta kalması ve temel hizmetlerin devam etmesi, koalisyon hükümetinin yürüttüğü yönetim anlayışının bir sonucu olmuştur.
Maaşların ve diğer mali yükümlülüklerin ödenmesinin bir icraat olmadığı yönündeki muhalefet eleştirilerine rağmen, halkın büyük bir kesiminin memnuniyeti ve ödemelerin zamanında yapılması göz ardı edilemez. Çünkü ay kapıya dayandığında her çalışanın en temel beklentisi, ücretinin ya da maaşının evine zamanında girmesidir.
Bugün herkes market raflarına, kira bedellerine ve faturalara bakmaktadır. Hayatın pahalı olduğu bir gerçektir. Bu durum yalnızca KKTC’ye özgü değildir. Dünya genelinde gıda, enerji ve barınma maliyetleri artmıştır. Buna rağmen ilginç bir tablo ortaya çıkmaktadır. Geçim sıkıntısı artarken tüketim alışkanlıkları büyük ölçüde değişmemiştir. Restoranlar dolu kalmakta, ithal ürünlere ilgi sürmekte ve lüks tüketim canlılığını korumaktadır. Bu durum, sorunun yalnızca gelirle değil, aynı zamanda harcama kültürüyle de ilgili olduğunu göstermektedir.
Bu noktada çözüm aile bütçesinden başlamalıdır. Gelir ile gider arasındaki dengeyi kuramayan bir hane, ülke ekonomisine dair sağlıklı bir bakış geliştiremez. 2026 yılı, daha bilinçli tüketimin, daha gerçekçi tercihlerin ve planlı harcama anlayışının öne çıktığı bir yıl olmalıdır. Devlet politikaları kadar bireysel davranışlar da ekonomik istikrarın bir parçasıdır.
Siyasetin görevi bu zemini güçlendirmektir. Koalisyon hükümeti, Türkiye ile kurduğu güçlü bağ sayesinde bu zor dönemde ekonominin tamamen savrulmasını engellemiştir. Yatırımların sürmesi, altyapının güçlenmesi ve ülkenin ayakta kalması bu iş birliğinin bir sonucudur. Aynı zamanda iki devletli çözüm vizyonu, Kuzey Kıbrıs’ın siyasi ve ekonomik geleceği açısından önemli bir güvence oluşturmaktadır.
Halk huzur ve güven istemektedir. Gençlerin ülkede kalmasını sağlayacak iş ve eğitim olanakları, ailelerin geleceğe daha sağlam bakabilmesi ve üretimin artması bu beklentilerin merkezinde yer almaktadır. Koalisyon hükümetinin yerli girişimi ve üretimi önceleyen yaklaşımı bu açıdan önem taşımaktadır.
Yeni yılın ilk Meclis Genel Kurulu 5 Ocak 2026 tarihinde yapılacaktır. Sizler bu yazıyı okurken, Meclis Genel Kurulu’nun vaktinde açılmasını, nisabın sağlanmasını ve beklemede olan yasaların gecikmeden ele alınmasını temenni ediyoruz. Ülkenin ihtiyaç duyduğu kararların sağduyu ile alınması en büyük beklentidir. Bu süreçte Meclis kürsüsünden yalnızca konuşmak için konuşanların ve kendilerini yargıç yerine koyanların bu alışkanlıklardan vazgeçmesi ülke adına önemli olacaktır.
2026 yılının ülkemiz için daha müreffeh günlerin başlangıcı olmasını diliyoruz.