Devlet nerede?

Bir ülkede oto galerileri kurşunlanıyorsa, 17 yaşındaki çocuklar tetikçi olarak mahkeme kürsüsünde “annemi aramak istiyorum” diye ağlıyorsa, orada artık “münferit asayiş olayı” masalı anlatılamaz. Bu tablo, açık ve net bir örgütlü suç düzenini ve daha da vahimi, devletin güvenlik kapasitesindeki ağır zaafı işaret etmektedir.

Bir ülkede oto galerileri kurşunlanıyorsa, 17 yaşındaki çocuklar tetikçi olarak mahkeme kürsüsünde “annemi aramak istiyorum” diye ağlıyorsa, orada artık “münferit asayiş olayı” masalı anlatılamaz. Bu tablo, açık ve net bir örgütlü suç düzenini ve daha da vahimi, devletin güvenlik kapasitesindeki ağır zaafı işaret etmektedir.
Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhat Akpınar’ın sorduğu sorular son derece yerindedir; hatta gecikmiştir bile. Çünkü bu sorular, sokaktaki insanın aylardır fısıltıyla konuştuğu, ama yetkililerin yüksek sesle duymamayı tercih ettiği sorulardır:
Neden oto galerileri?
Bu silahlar bu ülkeye nasıl giriyor?
Çete bağlantılı tetikçiler hangi ihmallerle ülkeye sokuluyor?
Yakalanan zanlılara rağmen kamuoyuna neden suskunluk dayatılıyor?
Bu saldırıların emir-komuta merkezi nerededir?
Ve en can alıcı soru:
Devlet nerede?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın işaret ettiği gibi, ortada “ciddi bir suç organizasyonu” vardır. Bu tespiti yapmak cesarettir ama yetmez.
Cesaret, yalnızca tabloyu tarif etmek değil; o tabloyu doğuran ihmaller zincirini koparmaktır. Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun tek gündemle toplanacak olması önemlidir; fakat halk artık toplantı haberleriyle değil, somut sonuçlarla ikna olmak istemektedir.
Bu ülkede çok sayıda insan ve işletme sistematik biçimde tehdit ediliyorsa;
Silahlar elini kolunu sallayarak dolaşıyorsa;
Suç işlemek için gelenler sınırdan geçebiliyorsa;
Ortada ciddi bir güvenlik zafiyeti var demektir.
Daha da sarsıcı olan ise, çocuk yaşta bir gencin bu karanlık ağın içine itilmiş olmasıdır. Bu sadece bir adli vaka değil, toplumsal ve siyasal bir utançtır.
O çocuğu oraya getiren sistem sorgulanmadan, hiçbir “sert önlem” gerçek çözüm olamaz.
Artık kimse şunu söyleyemez:
“Bunlar abartılıyor.”
“Ülke güvenlidir.”
“Polis gereğini yapıyor.”

Halkın istediği şey mucize değil.
Şeffaflık istiyor.
Hesap sorulmasını istiyor.
Suçla mücadelede siyasi irade görmek istiyor.
Ve en temel hakkını hatırlatıyor:
Bu ülkede güvenlik endişesi taşımadan yaşamak istiyoruz.
Bu bir lütuf değil.
Bu, devlet olmanın asgari şartıdır. Bizden söylemesi…
Bu haber 145 defa okunmuştur

:

:

:

: