Polis Genel Müdürü Ali Adalıer’in organize suçlarla mücadeleye dair yaptığı son değerlendirme, aslında uzun süredir herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı bir gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: Suçla mücadelede en büyük engel, polisin değil, siyasetin çözümsüzlüğüdür. 2015’ten bu yana bekleyen ve sekiz yasadan oluşan kapsamlı mevzuat düzenlemelerinin hâlâ hayata geçirilememiş olması, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlamaya devam ediyor.
Polis Genel Müdürü Ali Adalıer’in organize suçlarla mücadeleye dair yaptığı son değerlendirme, aslında uzun süredir herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı bir gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: Suçla mücadelede en büyük engel, polisin değil, siyasetin çözümsüzlüğüdür. 2015’ten bu yana bekleyen ve sekiz yasadan oluşan kapsamlı mevzuat düzenlemelerinin hâlâ hayata geçirilememiş olması, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlamaya devam ediyor.
Adalıer’in rakamlarla ortaya koyduğu tablo nettir. 2025 yılında ülke genelinde “önemli suçlarda” yüzde 17,6 oranında bir azalma yaşanmıştır. Bu, önleyici güvenlik politikalarının ve toplum destekli polislik anlayışının sahada karşılık bulduğunu göstermektedir. Silahlı saldırılar gibi kamuoyunu derinden sarsan olaylarda dahi faillerin tamamı yakalanmış, 13 ayrı olayda 23 kişi tutuklanmıştır. Yani polis, mevcut imkânlar ve sınırlı yasal yetkilerle dahi görevini layıkıyla yapmaktadır.
Ancak mesele tam da burada düğümleniyor. Eğer bu başarılar, güncel ve güçlü bir hukuki altyapı ile desteklenmiş olsaydı, bugün suç oranlarındaki düşüş çok daha çarpıcı seviyelerde olabilirdi. Organize suç yapıları, narkotik şebekeleri ve uluslararası bağlantılı suç grupları boşluk tanımaz. Hukukun geciktiği yerde suç hızlanır, cesaretlenir ve derinleşir.
Bir yıl içinde 72 kilodan fazla uyuşturucunun ele geçirilmesi, 661 sanık hakkında işlem yapılması ve 951 kaçak durumdaki kişinin ihraç edilmesi, mücadelenin ne kadar yoğun yürütüldüğünü gösteriyor. Interpol tarafından aranan 10 kişinin ülke içinde yakalanması da uluslararası iş birliğinin etkinliğine işaret ediyor. Fakat bu tablo aynı zamanda şunu da söylüyor: Suç var, tehdit büyük ve mücadele sürekli olmak zorunda.
Siyaset kurumu artık şu gerçeği görmezden gelmemelidir: Polis yalnızca sahada operasyon yapan bir yapı değildir; hukuki dayanakla güçlenen, önleyici yetkilerle donatılan bir güvenlik mekanizmasıdır. 2015’ten beri bekleyen yasalar, yalnızca kağıt üzerinde kalan düzenlemeler değil; doğrudan toplumun güvenliğini ilgilendiren hayati adımlardır. Bu yasalar çıkmadığı sürece her yeni suç olayından sonra “neden önlenemedi” sorusunu sormanın da bir anlamı yoktur.
Sözün özü şudur: Eğer siyaset, güvenlik bürokrasisinin yıllardır dile getirdiği ihtiyaçları görmezden gelmeye devam ederse, yarın yaşanacak olumsuzluklardan şikâyet etmeye kimsenin hakkı olmaz. Polis görevini yapıyor. Top artık siyasetin sahasında. Gecikilen her gün, suç örgütlerinin kazandığı bir gündür. Bizden söylemesi…