Büyükleri koruma ve birlikte yaşama

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşlanan nüfus yapısı, evde hasta ve yaşlı bakımını yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve ahlaki bir sorumluluk haline getirmiştir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşlanan nüfus yapısı, evde hasta ve yaşlı bakımını yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve ahlaki bir sorumluluk haline getirmiştir. Cahit Sıtkı’nın yaş otuz beş yolun yarısı eder dizeleriyle işaret ettiği o kırılma eşiği, insanın zamanla yüzleştiği, gençliğin geride kalıp hayatın ağırlığının hissedilmeye başlandığı bir dönüm noktası olarak bugün hem dünyada hem de ülkemizde çoktan aşılmış, yaşlı nüfus belirgin biçimde artmıştır. Bu demografik dönüşüm, Kıbrıs Türk aile yapısındaki büyükleri koruma ve birlikte yaşama kültürüyle birleştiğinde evde bakımın neden bu kadar merkezi bir rol üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Asgari ücretin yükselmesi çalışanların alım gücünü korurken, evde bakım hizmetlerinde yeni bir mali denge sorunu yaratmaktadır. Özellikle yatılı bakım hizmetleri yerli iş gücü açısından giderek daha az tercih edilmekte, bu da üçüncü ülke uyruklu bakıcılara olan bağımlılığı artırmaktadır. Bu durum hizmetin sürekliliğini sağlarken dil ve kültür farklılıkları nedeniyle bakım kalitesinin standardını zorlamaktadır.

Evde bakımın maliyeti yalnızca bakıcı ücretinden ibaret değildir. Yeme içme, barınma, evin ortak alanlarının yoğun kullanımı ve izin dönemlerinde geçici bakıcı bulma zorunluluğu ailelerin yaşam giderlerini ciddi biçimde artırmaktadır. Sürekli değişen bakım personeli ise özellikle demans ve Alzheimer gibi hastalıklarda hastanın ruhsal dengesini olumsuz etkileyebilmektedir.

KKTC’de bakım evleri önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır ve özellikle yatağa bağımlı, yoğun fiziksel desteğe gereksinim duyan hastaların bu kurumlara yönlendirildiği görülmektedir. Buna rağmen birçok yaşlı birey bakım evine gitmeyi sosyal bir dışlanma olarak algılamaktadır. Kıbrıs Türk toplumunda yaşlının kendi evinde ailesiyle yaşaması hâlâ saygınlık ve onur göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bakım evlerinin daha sıcak, daha insan odaklı ve daha nitelikli ortamlara dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Yaşlılık yalnızca hastalıklarla tanımlanmaz. Sağlıklı bireyler bile bu dönemde yalnızlık, işlev kaybı ve hayattan çekilme duygularıyla yüzleşir. Bu evrede en temel ihtiyaç görülmek, hatırlanmak ve anlamlı bir ilişkinin parçası olmaktır. Evde bakım, bu insani ihtiyaca kurumsal modellere kıyasla çok daha güçlü bir karşılık sunmaktadır.

2026 yılı için belirlenen asgari ücret çalışanları korumayı hedeflese de bakım maliyetlerini yükselterek ailelerin yükünü ağırlaştırmaktadır. Artan yaşam giderleri orta gelirli haneleri bile zorlamaktadır. Buna rağmen Kıbrıs Türk ailesinin dayanışma kültürü ve büyüklerine duyduğu saygı evde bakımı ayakta tutmakta, yaşlılara verilen değerin en somut göstergesi olmaktadır. Yaşlılara gösterilen bu özveri toplumumuzun ahlaki olgunluğunu yarınlara taşıyan güçlü bir mirastır ve bu mirasın nesilden nesile geçmesi en büyük temennimizdir.
Bu haber 39 defa okunmuştur

:

:

:

: