Sorunların çözümü erken seçim değil!

Başbakan Ünal Üstel’in “Halka Hizmet Yolunda Dört Yıl” başlıklı basın toplantısında verdiği mesajlar, hükümetin kendi karnesine dair özgüvenli bir tablo çizdiğini gösteriyor.

Başbakan Ünal Üstel’in “Halka Hizmet Yolunda Dört Yıl” başlıklı basın toplantısında verdiği mesajlar, hükümetin kendi karnesine dair özgüvenli bir tablo çizdiğini gösteriyor. “Laf değil iş ürettik”, “reform hükümetiyiz” ve “ülkenin en uzun soluklu hükümetlerinden biriyiz” vurguları, iktidarın istikrar söylemini merkeze aldığını ortaya koyuyor. Kamu maaşlarındaki artıştan milli gelirdeki yükselişe, e-fatura ve elektronik etiket gibi uygulamalara kadar sıralanan başlıklar, yürütmenin icraat anlatısının temel taşları.
Ancak bu anlatının yanında bir başka başlık daha var ki, asıl tartışmayı da o başlatıyor: Seçim ve halkoylaması yasasında değişiklik, karma oyun kaldırılması ve seçim tarihinin açıklanması. İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor. Seçim, demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır; itiraz edilemez. Fakat her sorunun çözümünü sandıkta aramak, siyaseti kısa vadeli hesaplara hapsetme riskini de beraberinde getirir.
Bugün ülkenin karşı karşıya olduğu sorunlar; ekonomi, hayat pahalılığı, kamu maliyesi disiplini, altyapı eksikleri ve sosyal adalet gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. Bu sorunların hiçbiri, “erken” ya da “acele” bir seçimle sihirli biçimde ortadan kalkmayacak. Aksine, seçim atmosferinin getirdiği gerginlik, kutuplaşma ve popülizm, çözüm üretme kapasitesini daha da zayıflatabilir.
Unutulmamalıdır ki, çok değil en geç bir yıl içinde sandık zaten kurulacak. Takvim işliyor. Hal böyleyken “bu ne acele?” sorusu ister istemez akla geliyor. Seçim çare değildir; seçim bir sonuçtur. Asıl mesele, sandığa gidene kadar geçen sürede ülkenin sorunlarıyla ne kadar samimi ve ortak bir mücadele verildiğidir.
İktidarın da muhalefetin de sorumluluğu burada başlıyor. Hükümet, “reform hükümetiyiz” diyorsa, bu reformları seçim hesabından bağımsız biçimde hayata geçirmelidir. Muhalefet ise sadece eleştiren değil, çözüm öneren ve gerektiğinde ülke menfaatleri için destek veren bir pozisyonda durmalıdır. Çünkü ekonomik dalgalanmalar, bölgesel riskler ve toplumsal beklentiler karşısında lüksümüz yoktur: Ne zaman kaybetmeye ne de enerjimizi iç çekişmelere harcamaya.
Sonuçta sandık günü geldiğinde herkes boyunun ölçüsünü alacaktır. Halk, yapılanı da yapılmayanı da, söylenenle gerçekleştirilen arasındaki farkı da gayet iyi görür. O güne kadar en doğru yol, seçim polemiklerini bir kenara bırakıp, iktidar ve muhalefetin asgari müştereklerde buluşarak ülkenin gerçek sorunlarına odaklanmasıdır. Seçim elbette olacak; ama önce memleketin kazanması gerekiyor. Bizden söylemesi…
Bu haber 13 defa okunmuştur

:

:

:

: