Yeni dünya düzeni ve BM parametreleri…

Bir zamanlar “kurallara dayalı uluslararası düzen” söylemi, Batı’nın savunduğu idealin sembolüydü. Bu düzen, 20. yüzyılın ikinci yarısından beri uluslararası kurumlar, hukuki normlar ve ittifak mekanizmaları üzerine kuruldu. Ancak bugün, bu söylem artık sadece bir idealden ibaret gibi duruyor.

Bir zamanlar “kurallara dayalı uluslararası düzen” söylemi, Batı’nın savunduğu idealin sembolüydü. Bu düzen, 20. yüzyılın ikinci yarısından beri uluslararası kurumlar, hukuki normlar ve ittifak mekanizmaları üzerine kuruldu. Ancak bugün, bu söylem artık sadece bir idealden ibaret gibi duruyor.
ABD, özellikle Trump yönetiminde, bu kuralları gündelik siyasetin ve stratejik çıkarların egemenliğine terk etmiş durumda. Trump’ın şu anki dış politika hamleleri, uluslararası hukukun ve ittifaklara dayalı düzenin sınırlarını zorlayan örnekler sunuyor.
Örneğin ABD başkanı, Danimarka’nın egemen toprağı olan Grönland’ın “satın alınması” fikrini gündeme taşıdı.
Bu öneri o kadar ciddi ele alınıyor ki, Trump Avrupa ülkelerine yönelik tarifelerle baskı bile uygulamayı sürdürüyor. Bu durum, müttefikler arasında ciddi bir gerilim kaynağı haline geldi ve AB liderleri olağanüstü zirveler düzenlemek zorunda kaldı.
Avrupa liderlerinden gelen tepkiler, bu tarz yaklaşımların “yeni sömürgecilik” olarak nitelendirilmesine kadar vardı.
AB kurumları ve bazı devlet başkanları, uluslararası hukuka ve egemenlik haklarına saygı çağrısı yaparken, bazı NATO üst düzeyleri de bu gerginliği ittifak için en büyük tehditle karşılaştırdı.
Bu gelişmeler, Batı’nın kendi kurallarını uygulama kapasitesinin ve ortak stratejik algısının ne kadar parçalanmış olduğunu gözler önüne seriyor.
ABD’nin Venezuelala’ya yaptığı müdahale de dünyanın göz önünde gerçekleşti. Ama özellikle Avrupa bu müdahaleyi görmezden geldi.
Buradan güç alan Trump, bu kez Grönland’da aynı yöntemi izliyor.
Bu bize ünlü sarı öküz hikayesini hatırlatıyor.
Aslan sürüsünün saldırısı karşısında içlerindeki sarı öküzü veren sürüdeki diğer hayvanlar günün birinde kendilerine sıra kendilerine geldiğinde yaptıkları trajik hatanın farkına varmış, 'Sarı öküzümüzü terk ettiğimiz gün öldük' demişti.
Avrupa’nın ABD karşısındaki durumu da tam olarak böyle.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uluslararası düzenin parçalandığı ama yerine henüz net bir alternatifin oturmadığı bir dönem. ABD’nin çıkar odaklı hamleleri, Avrupa’nın liderlik arayışı, Çin’in yükselen etkisi ve uluslararası hukuka dayalı normlara yönelik artan şüphe, yeni bir denge arayışını beraberinde getiriyor.
Dünya bir kez daha yeniden tanımlanıyor, uluslararası hukuk yerine güçlülerin hukukunun kabul edildiği bir döneme giriyoruz. Bu dönemde Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyada güçlü olmaktan başka çaresi yok.
KKTC olarak bizler de bu yeni dünya düzeninde kurtuluşu BM parametrelerinde bulamayacağımızı artık anlamalıyız. Çünkü yeni dünya düzeninde BM’nin de hiçbir gücü ve etkisi kalmayacak.
Kıbrıs sorununda BM parametreleri diye tutturanların bu gerçeği görmesinde fayda var. Bizden söylemesi…
Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: