Rum yönetiminin samimiyet testi!

Kıbrıs meselesi söz konusu olduğunda “açılım” kelimesi kulağa umut verici gelebilir. Ancak açılımın gerçek değeri, yarattığı manşetlerde değil; hayatlara dokunan somut adımlarda ölçülür.

Kıbrıs meselesi söz konusu olduğunda “açılım” kelimesi kulağa umut verici gelebilir. Ancak açılımın gerçek değeri, yarattığı manşetlerde değil; hayatlara dokunan somut adımlarda ölçülür.
Son günlerde Rum liderliğinin Kıbrıslı Türklere yönelik “açılım” söylemleri yeniden gündeme taşınırken, Ada TV’ye konuk olan CTP Milletvekili Ürün Solyalı’nın değerlendirmeleri bu söylemlerin samimiyetini sorgulamak açısından önemli bir çerçeve sunuyor.
Sorunun özü şu: Eğer gerçekten bir açılım söz konusuysa, bu açılım neden hâlâ Kıbrıslı Türkleri adanın eşit ve kurucu unsuru olarak kabul etmeyen bir zihniyetin sınırları içinde şekilleniyor?
Güney Kıbrıs’ın bugün Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmiş olması, teoride daha kapsayıcı, daha evrensel ve daha hak temelli bir yaklaşımı beraberinde getirmeliydi.
Ancak pratikte gördüğümüz tablo, Kıbrıslı Türklerin hâlâ “eşit ortak” değil, yönetilmesi veya idare edilmesi gereken bir azınlık gibi görülmeye devam ettiğini gösteriyor.
Solyalı’nın dikkat çektiği temel nokta, “açılım” başlığı altında sunulan konuların büyük bölümünün zaten Güney Kıbrıs’ın tek taraflı kararlarıyla hayata geçirilebilecek nitelikte olmasıdır.
Yani bunlar müzakere gerektiren, karşılıklı uzlaşıya dayalı, iki toplumlu bir siyasi iradenin ürünü olmak zorunda değildir.
Bu durum ister istemez şu soruyu doğuruyor:
Eğer bu adımlar gerçekten mümkünse ve iyi niyetle atılacaksa, neden şimdiye kadar atılmadı?
Samimiyet, büyük söylemlerle değil; zor, hassas ve siyasi risk içeren meselelerde gösterilen cesaretle ölçülür.
Solyalı’nın özellikle işaret ettiği karma evliliklerden doğan çocukların statüsü meselesi, Rum liderliğinin niyetini test edebilecek en net örneklerden biridir.
Bu çocuklar ne bir pazarlık konusu olmalıdır ne de siyasi çekişmelerin kurbanı. Eğer Rum liderliği gerçekten iyi niyetliyse, bu konuda açık, net ve insani bir çözüm üretmekten kaçınmamalıdır. Üstelik bu da yine müzakere masasına mahkûm olmayan, tek taraflı bir kararla çözülebilecek bir konudur.
Eğer bu adım atılmıyorsa, “açılım” söyleminin insani bir çabadan çok, diplomatik bir vitrin süslemesi olur.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni sloganlar değil; cesur, net ve insan odaklı kararlardır. Karma evliliklerden doğan çocukların statüsü, sağlık hakkı, anayasal eşitlik ve yurttaşlık meseleleri, samimiyetin gerçek ölçütleridir.
Eğer Rum liderliği gerçekten yeni bir sayfa açmak istiyorsa, bunu en zor, en hassas ve en insani konulardan başlayarak göstermelidir. Bizden söylemesi…
Bu haber 26 defa okunmuştur

:

:

:

: