Her yağmur yağdığında , su baskınları , sıkıntılar , yıkıntılarla , karşı karşıya kalıyoruz .
Yollar , kapanıyor .
Geçit vermiyor .
İmdada her zaman olduğu gibi , seyrü seferden emekliye çıkan yollar , yaralara merhem oluyor .
Hava bulutlanır bulutlanmaz , belediyeler , itfaiye , karayolları , sivil savunma teşkilatı , ne olur ne olmaz diye , riskli olarak nitelendirilen sahalara inmektedirler .
Bulutlar , yağmur dökmüyorsa da .
Her tedbir bir emniyet içindir varsayımı ile , alarm vaziyetinde beklenir.
Korkulan olursa da , harekete geçilir .
Bu uygulama .
Gökyüzünü kara kara bulutlar kapladığında , başvurulan bir yöntem .
Pekala .
Niye , hava her bulutlandığında , bu tedbirlere başvuruluyor ?
Çünkü .
Tabiat ananın , tapulu olan mallarını , gasp ettik .
Nedir , bu gasbettiğimiz mallar ?
Dağlardır .
Derelerdir .
Su arklarıdır .
Sahillerdir .
Tabiat ananın tapusunda olan bu saydıklarım . Binlerce senelere dayanan bir oluşumun meydana getirdiği ve her türlü yaşama uyum sağlayan , çağımızda buna , çevre de dediğimiz , vazgeçilmezlerdir .
2010 yılından itibaren , meydana gelen iklim değişikliğinin de tetiklemesi ile , yağmurlar , eskiden olduğu gibi , belirli aylarda ve günlerde yağmıyor .
Belkide , binlerce yıl önce , yaşadığımız iklim koşulları adada hakimdi .
Amma .
Tabiat anaya ait olan bu mallara , hiç kimse dokunmamıştı .
Dokunulması , teklif bile edilemezdi .
Pekala .
Biz , ne yaptık ?
Dereleri , işgal ettik . Tabiat anaya , çok az bir yer bıraktık .
Su arklarını , tamamen işgal edip , ortadan kaldırdık . Arklar vasıtası ile derelere boşalan suları , kendi başlarına bıraktık ve su baskınlarının önünü açtık .
Dağların , şeklini değiştik .
Dolayısı ile , ana kaynağı da , alt üst ettik .
Sahillerin ise , bu saydıklarımın başına gelenlerden , daha çok şeyler başına geldi !
Sahillerin bir çoğunda , Majino hatları inşa edilerek , hem insanların deniz ile olan bağlantılarını kestik .
Hem de , yatak buluyorsa da , sahile kadar ulaşan sel sularının , denize akışına sed çektik .
Dolayısı ile .
İki yüksüklük yağmur miktarı bile , bu durumdaki bir coğrafyada , su baskını yapmasın da ne yapsın ?
Pekala .
Hep eleştirdik .
Denilebilir ki .
Tedbiren , çaren ne ?
Çok basit .
Dünyayı , yeniden keşfetmeğe gerek yok .
Her ilçenin coğrafyasının , yer haritaları mevcut .
O haritalarda , dereler , daha geniş .
Su arkları , çizgi gibi gösterilir .
Dağ ve sahiller , ne ise o .
Bir ekip oluşturularak , yer haritasındaki dereler , su arkları , belirlenerek , eski hale getirilip , tabiat anaya , işgal edilen malları, tekrar onun kullanımına vermek .
Bu , yapıldığı takdirde .
Sahaya inilip , beyhude , nöbet tutmaya da , gerek kalmayacak .
Tabii , bunu gerçekleştirecek olan , radikal kararlardır .
Bilmem , anlatabildim mi ?