Star Kıbrıs’ın 4 ay önce yazdığı Trump formülü gerçek oluyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın, BM tarafından tanınmayan Kosova’yı Barış Konseyi’ne devlet olarak davet etmesi, Rum Yönetimi’nde rahatsızlık yarattı…

ABD Başkanı Donald Trump’ın, BM tarafından tanınmayan Kosova’yı Barış Konseyi’ne devlet olarak davet etmesi, Rum Yönetimi’nde rahatsızlık yarattı…
Rum lider Hristodulidis, hazırlanan zaptı Trump ile ilişkisi bozulmasın diye korka korka imzalamak zorunda kaldı.
Rum Yönetimi bu gelişmenin, Türkiye'nin KKTC için de bir Kosova modeli talep eden anlatısına destek verdiğini anlamasına karşın Trump’ın Barış Konseyi aleyhine görüş belirtmedi.
Peki neydi Kosova modeli?
2008 yılında Sırbistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova, daha sonra kısmi uluslararası tanınma almış, BM olmasa da birçok batılı ülke tarafından devlet olarak kabul edilmişti.
KKTC için de doğrudan tanınmasa bile izolasyonların kalktığı, doğrudan ticaret ve uçuşların yapılabildiği 'tanınma benzeri' bir statü Kosova modeliyle pekala hayata geçebilir.
Sözün özü aylar önce “Trump formülü” diye yazdığımız o formülün Kosova modeline doğru ilerlediğini söyleyebiliriz.
Star Kıbrıs olarak 15 Ekim 2025 tarihinde “Kıbrıs’ta Trump formülü iki ayrı devlet mi” diye yazarak şöyle yazmıştık:
“Kıbrıs sorununun çözümü yıllarca garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile adada yaşayan Kıbrıslı Türkler ile Rumların tutumuna bağlıydı.
Ancak şu an değişti. Peki neden değişti?
Bunun ilk sebebi ada etrafındaki deniz altındaki hidrokarbon yataklarıdır.
Rusya’ya karşı enerji bağımlılığından kurtulmak isteyen Avrupa’nın bu kaynaklara şiddetle ihtiyacı vardır.
İkincisi Orta Doğu’da yıllardır yaşanan kaotik atmosfer nedeniyle Kıbrıs adası Doğu Akdeniz’de adeta bir uçak gemisi gibidir.
Zaten o yüzden Fransa, ABD, İngiltere, İsrail hatta Hindistan bile Güney’e yerleşti.
Durum öyle bir hal aldı ki Yunanistan’ın bile kontrolünden çıktı.
Yani Güney Kıbrıs’taki Rum halkı Kıbrıs sorununda bu karmaşık koalisyondan ötürü artık kendi başına karar veremeyecek noktaya geldi.
Bunu sadece biz değil Güney’deki Rum halkı da kabul ediyor.
Kıbrıs’ın uzun yıllardır birleşmesi konuşuldu. Bu iki şekilde olabilirdi. Ya Rumlar adanın tamamına hakim olacaktı ya da federasyon olacaktı.
Ancak iki yol da açılamadı.
Peki diğer ülkelerin menfaatleri açısından meseleyi ele alalım. İngiltere’nin elinde iki askeri üssü var o şu anki durumdan memnundur.
ABD ve İsrail ne düşünüyor?
İki ülke açısından da bu adanın bölünmüşlüğü kendi lehlerinedir. İsrail uzun zamandır kendisine zor zamanlarda halkının güvenliği açısında ikinci bir ülke arıyordu. Bunu Güney Kıbrıs’ta buldu.
ABD için de en önemli yol Kıbrıs’ın ikiye ayrılmasıdır. “Divide and rule” yani “böl ve yönet” ABD’nin en temel dış politika felsefesidir.
Yani Kuzey’de Türkiye’nin kontrolünde, Güney’de İsrail’in yönetiminde bir Kıbrıs’ı destekler.
Demek ki şu anda Kıbrıs’ın istikbalinde adada yaşayan ilk halkın dışında dünyadaki diğer devletler de bir rol oynayacaksa, Kıbrıs’ın ikiye bölünmesi hepsinin menfaatinedir.
Kuzey Kıbrıs o yüzden bugüne kadar izlenen yolun aksine tanınabilir. Bunda da en etkili aktör ABD Başkanı Donald Trump olacaktır.
Rum kamuoyunun en büyük korkusu Trump’ın yerleşik kararların ötesinde sıra dışı tutum belirleyen yapısı. Kıbrıs konusunda da Trump’ın ezberleri bozan bir adım atması, Güney’i ödünü koparıyor.
Yani şu anda KKTC’nin tanınması Trump’a bağlı görünüyor.
Gazze’de varılan mutabakatın ardından “Yeni bir Orta Doğu oluşturuluyor” diyen Trump, bu planın bir parçası olarak iki devletli bir Kıbrıs’ı kabul ettirebilir mi? İzleyip göreceğiz. Bizden söylemesi…”
Bu haber 21 defa okunmuştur

:

:

:

: