Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti'ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varıldığını hatırlattı.
Bu gelişmenin Suriye'nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, devlet otoritesinin sağlandığını, SDG/YPG'li teröristlerin bulundukları mevcut hatlardan çekileceğini, hükümete bağlı birliklerin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacağını söyledi.
SDG/YPG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacağını belirten Bahçeli, 'Ayn el Arab'taki silahlı unsurlar ise Halep'e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır. Askeri ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.' diye konuştu.
Suriye'de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağının netleştiğini söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:
'Artık komşu ülkemiz Suriye'nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist-emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK'nın kurucu önderliği tarafından yapılan 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' 337 gün sonra Suriye'de de müspet karşılığını bulmuş ve çok önemli bir etap böylelikle geçilmiştir.
- “PKK'nın kurucu önderliği verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu”
Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK'nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK'yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK'nın kurucu önderliğine DEM Parti'den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.'
- 'Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz'
MHP Lideri Bahçeli, Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısının aralandığını ve herkesin somut gelişmeleri benimsediğini dile getirerek, 'Türkiye'de olduğu gibi, Suriye'de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır. Nusaybin'de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus'ta sahaya çıkan provokatörler, Ayn el Arap üzerinden milli birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasi odaklar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum, 'Koyun beni hak aşkına yanayım, Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım, Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.'' ifadelerini kullandı.
Nefreti aşılayanların, fitneyi körükleyenlerin, ebedi Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanların kaybedeceğini söyleyen Bahçeli, 'Kürt kardeşlerimizi mahut terör örgütüyle bir ve eşit görenler kaybedecek.' diye konuştu.
Bölücü terör örgütünün Kürtleri vesayet altında tutmasına hizmet edenlerin, bunu dileyenlerin iki cihanda da yatacak yer bulamayacaklarını ifade eden Bahçeli, 'Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz.' dedi.
- 'Mazlum Abdi'yle el ele verebilirsin'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 'Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici' bulmasını 'Ahmet eş Şara'nın Suriye'nin tamamını temsil etmediğini' dile getirmesini hüsran verici bir hezeyan olduğunu söyleyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Esad'ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG'ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. 'HTŞ'ye kravat takmakla olmaz' demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG'nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi'yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye'nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır, gelecek olan da her zaman hep yektir.'
Bahçeli, Özgür Özel'in erken seçim konusundaki açıklamalarına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
'CHP Genel Başkanı'nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır. CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır. Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP'nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı'nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır. CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye'nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.'
- 'Siyonizmin dürtmesiyle ABD'nin İran'ı vurması kabul edilemez'
Bahçeli, dünyada her geçen gün daha da karmaşıklaşan kriz ve kargaşanın gittikçe kökleşip derinleştiğini, bu durumun insanlığın müşterek geleceğini, münhasır huzur ve istikrar özlemini ciddi şekilde tahdit ve tehdit ettiğini dile getirdi.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan kurallara dayalı uluslararası düzenin, gelinen aşamada işlevini yitirdiğini savunan Bahçeli, mevcut sistemin 'yıkık dökük bir harabeden ya da yoğun bakımda can çekişen umutsuz bir hastadan farkı kalmadığını' söyledi.
Yeni bir dünya düzeni kurma arayışının, mevcut enkaz kaldırılmadan oldukça maliyetli ve meşakkatli olacağını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
'Çok kutuplu küresel kuvvet dengesinin yeni baştan tesis ve tezahürü geciktikçe, gücün tek merkezde temerküzü amacıyla askeri ve ekonomik baskıların, buna bağlı dayatmaların cesameti artıkça dünya yaşanabilir olmaktan çıkacak, ateş her yeri saracaktır. Bilindiği üzere, 19-23 Ocak 2026 tarihleri arasında Davos'ta düzenlenen 56'ncı Dünya Ekonomik Forumu aynı zamanda AB ile ABD arasında kızışan çok boyutlu cepheleşmenin ağırlık merkezine dönüşmüştür. Kaynayan ve kanayan küresel sistem düşe kalka iflas bayrağını çekmiştir.
ABD'nin silaha ve zora dayalı müdahaleleri, sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz talepleri bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar gelmiştir. Venezuela'dan sonra, İsrail'in tahrik ve tacizleriyle ABD'nin İran'a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran'a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela'dan sonra sırayı İran'ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizmin dürtmesiyle ABD'nin İran'ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir.'
Bahçeli, 'Rodrigez Modeli' olarak tedavüle sokulan, sipariş edilmiş, boyunduruk altına alınmış kukla yönetici sisteminin gayri meşruluğu, gayri hukukiliği ve gayri ahlakiliğinin tartışılmaz bir gerçek olduğunu vurgulayarak, 'İran'ın veya diğer egemen eşitliğe haiz bağımsız devletlerin geleceğini müessir şekilde tayin ve temin edecek tek güç kendi halklarının irade haysiyetidir. Bu itibarla ABD ile İran arasında diyalog ve diplomasi öne çıkmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafları uzlaştırma ve yatıştırma çabası saygındır ve takdire layıktır. İran'ın huzur ve güvenliği, aynı şekilde Suriye'nin huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır. Bu taşı yerinden oynatmak, İran'a askeri operasyon yapmak zincirleme ve altından kalkılması kolay olmayan sorunları dalga dalga gün yüzüne çıkaracaktır.' diye konuştu.
Rusya ve Ukrayna'dan sonra İran'ı da içine alacak savaş ve sıcak çatışma havasının küresel boyut kazanması halinde kabus senaryolarının gerçek olacağını söyleyen Bahçeli, 'Katar'ın arabuluculuğu, Türkiye'nin yoğun gayretleri ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa sebep olan konu başlıklarının mutabakatla çözümüne katkı sağlamalıdır. Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz. Tarafları aklı selime çekecek orta bir yolun bulunması barışçıl ortama musallat olan sisi dağıtacaktır.' dedi.
- 'Milliyetçi Hareket Partisi doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır'
Bahçeli, partisinin AR-GE Başkanlığı bünyesinde hazırlanan 'İnsanlığın Huzuru' çalışmasının raflarda tozlanması yerine herkesin başvuru eseri olması gerektiğini söyledi.
Türk milletinin dünyanın en gözde ve zorlu coğrafyasında yaşayan, bundan böyle de yaşamaya devam edecek büyük bir millet olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
'Ne tarihimizi ne de coğrafyamızı değiştirme imkanına sahip değiliz. Ama hep birlikte daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu muazzez hedef için vardır, bunun içinde var olmaya devam edecektir. Türkiye, yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, yeni bir heyecan ve atılım ruhuyla hareket etmek mecburiyetiyle karşı karşıyadır. Türkiye, Avrasya'nın ve Afrika'nın bir barış ve istikrar bölgesine dönüşmesi, dünyanın insani bir boyut kazanması için büyük bir dinamizme kavuşmak ve böyle bir iddianın sahibi olmak durumundadır.
Bunun temel şartı, kalkınma ve demokratikleşme sürecini tamamlamak, büyük devlet geleneğini ve tecrübe birikimlerini yeni yüzyılın şartlarında yeniden yorumlamaktır. Biliyor ve inanıyoruz ki, tarih şuuruyla dolup taşan, kültür ve medeniyetiyle barışık bir siyaset etme tarzı, sadece demokrasiyi ve cumhuriyeti güçlendirmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda bu coğrafyayı yeniden istikrara ve refaha taşıyacak dinamikleri de harekete geçirecektir. Türk milleti ve devleti bunu başaracak potansiyele sahiptir.'
- 'Süper Güç Türkiye'
Milliyetçi Hareket Partisi'nin Türkiye ve dünya sorunlarıyla ilgilenmeye devam edeceğini kaydeden Bahçeli, siyaseti bir amaç değil, millete ve ülkeye hizmet aracı gördüklerini dile getirdi.
Bahçeli, ilkelerden, nezaketten ve hoşgörüden vazgeçmenin söz konusu olmadığını belirterek, hiçbir Türk milliyetçisinin ve hiçbir dava insanının günübirlik yaşayamayacağını, savurgan ve sorumsuz davranamayacağını söyledi.
Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye 'gerçek inanç ve dava insanları sabah doğup akşam ölenlerden olamaz' öğüdünü hatırlatan Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.' dedi.
Hiçbir Türkiye sevdalısının buna göz yummayacağını belirten Bahçeli, ''Süper Güç Türkiye' yolundaki yürüyüşümüz devam edecektir. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir anlayışın samimi temsilcisi, yürekli savunucusudur, can pahasına olsa bile ülkesinden ve ülkülerinden taviz vermeyecektir.' değerlendirmesinde bulundu.
-“Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar…”
Bahçeli, sözlerini, 'Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.' ifadeleriyle tamamladı.
Öte yandan Bahçeli’nin, dairesel bir form içerisinde Turan Haritası ile Türk Savaşçısı yorumu kabartma olarak tasarlanan ve yakut taşlarla süslenen bir rozet ve yine dairesel bir form içerisinde Turan Haritası ve Türk Savaşçısı yorumu kabartma olarak tasarlanan, yan yüzeylerinde Ayyıldız, Selçuklu Kartalı, Üç Hilal, Bozkurt figürleri ile 16 Türk Devlet Bayrağı gravürünün yer aldığı bir yüzük taktığı görüldü.