ZAMANIN DURDUĞU YERDE ŞAMPİYON MELEKLER

Bugün 6 Şubat…

Bugün 6 Şubat…
Depremin üzerinden tam üç yıl geçti. Ama bizler, Şampiyon Melekleri hâlâ özlemle, hüzünle ve onları hayattan koparanların; yaşam haklarını ellerinden alanların yarattığı öfkeyle anıyoruz. Hayat devam ediyor, ama bazı acılar yerinden hiç kımıldamıyor.

Depremler sadece binaları yıkmaz.
Bazen bir ülkenin kalbinde, onarılması zor boşluklar açar.
6 Şubat sabahı, uykularından alınan Şampiyon Melekler de bu boşluğun en ağır adıdır.

Onlar bir spor takımıydı. Sahaya birlikte çıkan, birlikte terleyen, birlikte kazanan çocuklardı. Ama hepsinden önce; hayalleri olan, geleceğe inanan, ailesine umut taşıyan evlatlardı.
Açgözlülük, sorumsuzluk ve denetimsizlik yüzünden; hayalleri olan çocuklar bir sabah kum yığınlarının altında kaldı. Oysa onlar Adıyaman’a şampiyonluk için gitmişlerdi.

İhmaller sonucu, geleceğe dair o hayaller yarım kaldı.
Ama hatıraları, bıraktıkları iz devam ediyor.

Şampiyon Melekler bize başarının kupalardan ibaret olmadığını öğretti. Asıl şampiyonluğun; disiplin, arkadaşlık, emek ve umut olduğunu gösterdiler. Sahada kazanmaya alışkın olan bu çocuklar, hayatın karşısında da dimdik duruyordu. Ta ki hayat, onlara en adaletsiz sınavı verene kadar.

Bu kayıp yalnızca ailelerinin değil, hepimizin kaybıdır. Çünkü bir toplum çocuklarını kaybettiğinde, sadece bugününü değil; yarınlarını, umutlarını ve vicdanını da yitirir. Bu yüzden yas tutmak kadar hatırlamak da bir sorumluluktur. Hatırlamak; acıyı sürekli kanatmak için değil, bir daha yaşanmaması için gereklidir.

Şampiyon Melekleri anmak, sadece bir anma törenine katılmak değildir.
İhmalin kader olmadığını yüksek sesle söylemektir.
Güvenli binalar istemektir.
Çocukların bir daha uykularında hayattan kopmaması için ses çıkarmaktır.

Çünkü bu ülkede her çocuk, güvenle uyuyabildiği bir yatakta büyümeyi hak eder.
Her aile, evladını bir sabah enkaz başında aramak zorunda kalmamalıdır.

Onlar artık aramızda değil belki, ama bize bıraktıkları çok şey var:
Dayanışmayı, birlikte yas tutmayı, birbirimize daha sıkı sarılmayı…
Ve belki de en önemlisi, unutmamayı.

Unutursak, bir kez daha kaybederiz.
Şampiyon Melekler bize tam da bunu hatırlatıyor: Sessiz kalmanın da bir bedeli vardır.

Bugün onları anarken gözlerimiz doluyorsa, bu yalnızca kaybettiğimiz canlardan değil; koruyamadığımız çocuklardan utandığımız içindir. Ama bu utanç, bir dönüşüme vesile olursa anlam kazanır.

Şampiyon Melekler artık sahada değil.
Ama onların adı, bundan sonra her “önlem alındı mı?” sorusunda yankılanmalıdır.
Her imzada, her kararda, her sorumluluk anında…

Unutmak, ikinci bir kayıptır.
Hatırlamak ise bir vicdan borcu.

Bazı çocuklar gitmez.
Sadece görünmez olurlar.

Şampiyon Melekler şimdi bir saatin durduğu anda,
yarım kalan bir maçın çizgisinde,
ışığı kapatılmamış bir odada duruyor.

Zaman akıyor; ama vicdan orada bekliyor.
Biz yürüdükçe, onlar bir hatırlatma gibi omzumuzda.
Her sağlam duvar, her güvenli yatak,
her “önlem alındı” cümlesi
onların adına yazılmış sessiz bir söz gibi…

Unutmak, karanlığı çoğaltır.
Hatırlamak, ışığı yakar.
Ve bazı kayıplar vardır;
yalnızca yasla değil, sorumlulukla anılır.

Şampiyon Melekleri saygıyla, sevgiyle ve hiç unutmadan anıyoruz.
Bu haber 25 defa okunmuştur

:

:

:

: