Rum lider konfor alanını kaybetti!

Kıbrıs meselesi, yıllardır aynı cümlelerin tekrarlandığı, aynı niyet beyanlarının dolaşıma sokulduğu bir siyasi labirente dönüşmüş durumda. Ancak bu labirentte kimin gerçekten çözüm istediği, kimin ise statükoyu farklı söylemlerle sürdürmeye çalıştığı artık daha net görülüyor.

Kıbrıs meselesi, yıllardır aynı cümlelerin tekrarlandığı, aynı niyet beyanlarının dolaşıma sokulduğu bir siyasi labirente dönüşmüş durumda. Ancak bu labirentte kimin gerçekten çözüm istediği, kimin ise statükoyu farklı söylemlerle sürdürmeye çalıştığı artık daha net görülüyor.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın son açıklamaları tam da bu noktada önemlidir. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in kamuoyu önünde yönelttiği sorulara karşılık Erhürman’ın sergilediği tutum, polemik üretmekten çok siyasi ciddiyeti önceleyen bir yaklaşımdır.
Hristodulidis’in, Türkiye’nin Kıbrıs’ta iki devletli çözümden yana olduğunu belirterek Erhürman’ı kamuoyu önünde pozisyon açıklamaya zorlaması siyasi bir taktikten öteye geçmemektedir. Eğer gerçekten çözüm iradesi varsa, bu tür meydan okumalar yerine müzakere masasında karşılıklı sorulara samimiyetle cevap verilmesi gerekir.
Nitekim 24 Şubat’ta yapılacak görüşmeye işaret eden Erhürman, “Sorularını yanıtlarım; umarım o da benim sorularımı yanıtlar” diyerek aslında olması gereken diplomatik zemini tarif etmiştir.
Burada dikkat çekici olan nokta şudur: Rum lider daha önce uluslararası platformlarda alışık olduğu söylem konforunu bulamayınca tansiyonu yükseltmeyi tercih etmektedir.
Hatta bu gerilimden yalnızca Erhürman değil, Birleşmiş Milletler Temsilcisi María Ángela Holguín bile payını almıştır. Oysa diplomasi, öfke değil sabır ve soğukkanlılık gerektirir.
Erhürman’ın “Sırtımı halkımın çözüm iradesine yaslayarak yoluma devam ediyorum, suçlama oyunlarına girmedim, girmem” sözleri, kişisel bir çıkıştan ziyade siyasi bir duruşun ifadesidir.
Kıbrıs Türk halkının iradesini merkeze alan bir liderlik anlayışı, dış baskılar karşısında savrulmaz. Aksine, çözüm arayışını halkın onurunu ve eşitliğini koruyarak sürdürür.
Kıbrıs sorununun çözümü, karşı tarafı kamuoyu önünde sıkıştırarak değil; eşitlik temelinde, karşılıklı saygı çerçevesinde ve gerçekçi parametrelerle mümkündür. Eğer bir taraf gerilimi yükselterek siyasi avantaj sağlamayı hedefliyorsa, bu durum çözüm sürecine değil, çıkmaza hizmet eder.
Bugün gelinen noktada görünen şudur: Soğukkanlılıkla masaya çağrı yapan taraf ile kamuoyu üzerinden baskı kurmaya çalışan taraf arasındaki fark, yalnızca üslup farkı değildir; aynı zamanda çözüm anlayışı farkıdır. Kıbrıs Türk tarafının netliği ve kararlılığı, müzakere masasındaki en güçlü dayanağıdır.
Çözüm, ancak samimiyetle mümkündür. Samimiyet ise restleşmeyle değil, cesaretle sorulara cevap vermekle ölçülür. Bizden söylemesi…
Bu haber 17 defa okunmuştur

:

:

:

: