BM’nin bile sabrı tükeniyor!

Cumhurbaşkanı Erhürman ile Rum lider Hristodulidis arasında dün gerçekleşen 1,5 saatlik görüşme “açık ve dürüst” olarak tanımlandı.

Cumhurbaşkanı Erhürman ile Rum lider Hristodulidis arasında dün gerçekleşen 1,5 saatlik görüşme “açık ve dürüst” olarak tanımlandı.
Diplomasi literatüründe bu ifade genellikle tarafların birbirine karşı pozisyonlarını net biçimde ortaya koyduğu, ancak somut bir ilerleme sağlanamadığı durumlar için kullanılır.
Nitekim Rum liderin “Somut sonuç yok” sözleri de bunu doğruluyor.
Yine de görüşmenin tamamen sonuçsuz olduğunu söylemek haksızlık olur. En azından taraflar yeniden bir araya gelme iradesi ortaya koyuyor. Net bir tarih yok, ancak “yakın zamanda” buluşma konusunda mutabakat var. Bu bile mevcut donmuş zeminde küçük ama önemli bir hareketlilik demektir.
Güven Yaratıcı Önlemler başlığı yıllardır masada. Ancak her seferinde teknik ayrıntılar, siyasi güvensizlikler ve karşılıklı suçlamalar nedeniyle ilerleme sağlanamıyor. Bu kez gecikmelerin müzakereciler düzeyinde ele alınacağı belirtiliyor. Yani siyasi liderler çerçeveyi çiziyor, detayları teknik heyetlere bırakıyor.
Fakat asıl mesele şu: Güven inşa edilmeden kapsamlı bir çözüm zemini oluşabilir mi? Ada’daki iki taraf arasında güven eksikliği artık yapısal bir hal aldı. Küçük adımlar atılmadan büyük başlıklarda ilerleme beklemek gerçekçi değil.
Aslında asıl dikkat çekici gelişme Birleşmiş Milletler cephesinde yaşanıyor.
Genel Sekreter Guterres’in söyleminde belirgin bir ton değişikliği olduğu görülüyor.
Prof. Dr. Mehmet Çağlar’ın da dün Ada ekranlarında açıkladığı gibi daha birkaç ay öncesine kadar “federal çözüm” vurgusu yapılırken, bugün “yakın gelecekte bir noktaya gelinmezse tarafların çözüm için toplanmasının olası olduğu” ifade ediliyor.
“Bir çözüm” ama hangi çözüm?
Bu, diplomatik dilde önemli bir mesajdır.
Resmi raporlarda değil belki ama söylem düzeyinde verilen bu mesaj, Güney Kıbrıs’a yönelik bir uyarı niteliği taşıyor.
“Süreç sonsuza kadar böyle devam etmeyecek” deniliyor adeta. Burada iki etken öne çıkıyor: ABD’nin bölgesel baskısı ve Genel Sekreter’in görev süresi dolmadan dosyayı ilerletme arzusu.
Gerçeği kabul edelim: Dünya, Doğu Akdeniz’deki statükodan yoruldu. Enerji denklemleri değişiyor, jeopolitik dengeler yeniden kuruluyor. Bu tabloda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin uzlaşmaz tavrı artık eskisi kadar hoşgörüyle karşılanmıyor.
Uluslararası toplum uzun yıllar boyunca tek taraflı AB üyeliğinin sağladığı konfor alanı içinde hareket eden Rum yönetimine geniş bir manevra alanı tanıdı. Ancak bugün gelinen noktada sabır taşları çatlıyor. BM’nin söylemindeki değişim de bunun işareti.
Doğu Akdeniz’de dengeler değişirken Kıbrıs’ın yerinde sayma lüksü kalmadı. Dünya sabrını tüketiyor. Bizden söylemesi…
Bu haber 40 defa okunmuştur

:

:

:

: