Bu protokol tercih değil stratejik zorunluluktur

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın Fiber Optik Projesi’ne ilişkin yaptığı açıklamalar, aslında teknik bir altyapı yatırımının ötesinde; vizyon, egemenlik ve stratejik tercih meselesini ortaya koyuyor.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın Fiber Optik Projesi’ne ilişkin yaptığı açıklamalar, aslında teknik bir altyapı yatırımının ötesinde; vizyon, egemenlik ve stratejik tercih meselesini ortaya koyuyor. Türkiye ile imzalanan fiber optik protokolü üzerinden yürütülen tartışmalar ise çoğu zaman meselenin özünden uzaklaşıyor.
Öncelikle şu gerçeği teslim etmek gerekir: Ülkedeki mevcut internet altyapısının önemli bir bölümü hâlihazırda Türk Telekom tarafından kurulmuş durumda. Telekomünikasyon Dairesi’nin altyapısının da yine aynı şirket tarafından inşa edilmiş olması, teknik kapasite ve saha tecrübesi açısından ciddi bir birikime işaret ediyor. Ayrıca geçmiş projelerden kaynaklanan 48 milyon TL’lik alacak meselesi de iki taraf arasındaki ilişkinin yeni olmadığını gösteriyor.
Bu noktada Bakan Arıklı’nın, projeyi Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat ilettiğini açıklaması önemlidir. Çünkü burada sıradan bir hizmet alımı değil, stratejik ve uluslararası boyutu olan bir altyapı hamlesi söz konusudur. Fiber optik omurga, bir ülkenin dijital egemenliğinin temelidir. Böyle bir projede kontrolsüz ve çok aktörlü bir uluslararası ihale süreci, teknik olduğu kadar jeopolitik riskler de barındırabilir.
“İhalesiz teslim edildi” eleştirisi kulağa ilk bakışta haklı gelebilir. Ancak ihaleye çıkılması hâlinde küresel aktörlerin sürece dahil olması ihtimali göz ardı edilemezdi. Bu da hem süreci uzatabilir hem de stratejik kontrolü zayıflatabilirdi. Kaldı ki, yerli firmalarla yürütülecek bir sürecin yıllarca sürebileceği ve sonuca ulaşmanın zorlaşabileceği yönündeki değerlendirme de teknik kapasite ve ölçek meselesi çerçevesinde ele alınmalıdır.
Anayasa’ya aykırılık iddialarına ilişkin olarak Bakan Arıklı’nın “Aykırıysa Anayasa Mahkemesi iptal etsin” çıkışı ise, konunun hukuki zeminde tartışılmasına açık olunduğunu gösteriyor. Hukuk devletinde nihai denetim mercii bellidir. Eğer gerçekten bir aykırılık varsa, bunun adresi yargıdır; siyasi polemikler değil.
Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu yatırım ülkeye ne kazandıracak?
Daha hızlı internet, daha güvenli veri altyapısı, dijital ekonominin gelişimi, e-devlet hizmetlerinin güçlenmesi ve gençlerin küresel rekabette söz sahibi olabilmesi… Fiber optik altyapı artık bir lüks değil, zorunluluktur.
Türkiye ile imzalanan bu protokol, iki ülke arasındaki teknik iş birliğinin doğal bir uzantısıdır. Türkiye ile olan tarihî, ekonomik ve kurumsal bağlar dikkate alındığında, bu ölçekte bir yatırımın güvenilir ve güçlü bir ortakla hayata geçirilmesi rasyonel bir tercihtir.
Elbette eleştiri demokrasinin gereğidir. Ancak eleştirinin sağlıklı olabilmesi için teknik bilgiye, hukuki dayanağa ve stratejik perspektife dayanması gerekir. Aksi hâlde, ülkenin geleceğini ilgilendiren yatırımlar gereksiz tartışmaların gölgesinde kalır. Bizden söylemesi…
Bu haber 23 defa okunmuştur

:

:

:

: