Kirli savaşın bedeli

Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, bölgenin yeniden ciddi bir gerilim sürecine girdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olarak değerlendirilemeyecek ölçüde geniş bir etki alanı yaratmıştır. Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz’i ve Kıbrıs’ı da kapsayan hassas bir güvenlik denklemine işaret ederken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından dikkatli ve sorumlu bir yaklaşımı zorunlu kılmıştır.

Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, bölgenin yeniden ciddi bir gerilim sürecine girdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olarak değerlendirilemeyecek ölçüde geniş bir etki alanı yaratmıştır. Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz’i ve Kıbrıs’ı da kapsayan hassas bir güvenlik denklemine işaret ederken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından dikkatli ve sorumlu bir yaklaşımı zorunlu kılmıştır.

Bu çerçevede 28 Şubat 2026 tarihinde akşam saatlerinde Bakanlar Kurulu’nu toplantıya çağıran Başbakan Üstel, Kıbrıs’ın bölgedeki stratejik konumu dikkate alınarak gelişmelerin çok yönlü biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Toplantının ardından yapılan değerlendirmelerde, bölgedeki askeri ve siyasi hareketliliğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olası etkilerinin kapsamlı şekilde ele alındığı kamuoyuyla paylaşılmıştır.

Bakanlar Kurulu sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Üstel, İran’a yönelik saldırıların bölgesel güvenlik dengelerini ciddi biçimde sarstığını vurgulamıştır. Yaşananların sınırlı ve geçici bir askeri gerilim olarak görülmemesi gerektiğini belirten Üstel, birçok ülkede milyonlarca insanın bu süreçten doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilendiğine dikkat çekmiştir. Savaşların en ağır bedelini her zaman sivillerin ödediğini ifade eden Üstel, zorunlu göçlerin, yerinden edilen ailelerin ve derin insani dramların bu çatışmaların kaçınılmaz sonucu olduğunu dile getirmiştir.

Başbakan Üstel, İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırıların Ortadoğu’yu içine alan daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini barındırdığını ifade etmiştir. Böyle bir senaryonun kazananının olmayacağını vurgulayan Üstel, silahların susması ve diplomasinin ön plana çıkmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından yürütülen diplomatik girişimlerin bu noktada hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Üstel, çatışmalara rağmen diplomasinin tamamen devre dışı kalmadığını ve Türkiye’nin sağduyulu yaklaşımının bölge açısından önemli bir denge unsuru olduğunu söylemiştir.

Kıbrıs adasının jeopolitik hesaplaşmaların parçası haline getirilmemesi gerektiğine de dikkat çeken Başbakan Üstel, Rum yönetiminin insani yardım dışında limanlarını, havaalanlarını veya askeri altyapılarını bu savaşın bir unsuru haline getirecek adımlar atmasının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni doğrudan risk altına sokacağını açık bir dille ifade etmiştir. Uzun yıllardır barışın hâkim olduğu adanın, sorumsuz tercihlerle yeniden bir gerilim alanına dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çizmiştir.

Bakanlar Kurulu’nda modern savaşın dijital boyutunun da ele alındığını belirten Üstel, dijital altyapıların ve iletişim sistemlerinin hedef alındığı yeni güvenlik tehditlerine karşı hazırlıkların sürdüğünü ifade etmiştir. Dijital egemenliğin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret eden Üstel, Türkiye ile yürütülen stratejik güvenlik ve dijital altyapı iş birliğinin öneminin bu süreçte daha net görüldüğünü belirtmiştir.

Kıbrıs Türk halkının sergilediği sakin ve temkinli duruşun temelinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve sağladığı güvenlik dengesi bulunmaktadır. Bölgede yaşanan gelişmeler yakından izlenmekte, sürecin seyrine göre gerekli değerlendirmeler yapılmakta ve kamuoyu düzenli biçimde bilgilendirilmektedir. Bu süreçte en temel beklenti, bölgede turist olarak bulunan sivillerin güvenli şekilde vatanlarına dönebilmesi ve dönüş süreçlerinde herhangi bir zorlukla karşılaşmamalarıdır.

En büyük temennimiz ise silahların bir an önce susması, çocukların siren sesleriyle değil umutla uyanması ve masum insanların bu kirli savaşın bedelini artık ödememesidir.
Bu haber 24 defa okunmuştur

:

:

:

: