YARIŞMALAR ÖDÜLLER

Ülkemizde edebiyat veya diğer sanat dallarında pek yarışma düzenlenmiyor ama yarışmalar ve yarışmaların sonucunda ödüllendirme üzerine yazmaya karar verdiğim zaman, bunu yorumlamanın tarihsel sürece göre farklılık içerdiğini fark ettim.

Ülkemizde edebiyat veya diğer sanat dallarında pek yarışma düzenlenmiyor ama yarışmalar ve yarışmaların sonucunda ödüllendirme üzerine yazmaya karar verdiğim zaman, bunu yorumlamanın tarihsel sürece göre farklılık içerdiğini fark ettim.

Artık olayları, etkinlikleri, davranışları, toplumsal hareketlilikleri sosyolojik olarak değerlendirirken toplumun içinde bulunduğu ahlaki yapıyı da dikkate almamız gerekmektedir. Toplumsal yozlaşmanın, ahlaki çöküntünün, bireyselleşmenin, bencilleşmenin, kokuşmanın bu derece olmadığı zamanlarda yapılan uslamlamalar bizi farklı neticelere ulaştırmaktaydı.

“Becer de bal yala” “Önce can sonra canan” “Etek öpmekle dudak kararmaz”
“Her koyun kendi bacağından asılır” diye eğitilerek büyütülmüşüz. Geldiğimiz dip nokta ise, her faaliyetin objektif, adil ve tarafsız neticelendiğinden kuşku duymamıza sebep olmaktadır.

Sanatta ödül yöntemine tümden karşı çıkan kişiler ve gruplar var. Bunu biliyorum. Ancak geçtiğimiz günlerde değerli tiyatrocu üstat Alper Suzuzlu’nun vefatı ile 1983 yılında Maraş Emek Tiyatrosunun düzenlediği şiir yazma yarışmasında birincilik, ondan önce de on yedi yaşında iken 1978 yılında Bener Hakkı Hakeri hocanın H Sanat Dergisi’nin yarışmasında dördüncülük aldığımı anımsadım. Lise ve üniversite çevresinde aldığım birincilikler de olmuştu. Yazımı okuyan bazı yüzlerde şimdi “Müstehzi” bir gülümseme hissediyorum. Ancak o zaman olduğu gibi şimdi de bunların beni mutlu edeceğini ifade edebilirim.

Özellikle gençlere yazın alanında yarışma düzenlemenin onları yazmaya özendireceğini sonuçtan hayal kırıklığı duysalar da daha iyisi için çalışacaklarını düşünüyorum. “Ödül vermenin aynı zamanda bir cezalandırma” olduğu da iddia edilmektedir. Bu ödül almayanların cezalandırılmış olduğu savına dayanmaktadır. Sınavlarda düşük not alanlar da cezalanmış mı oluyor? Gençlerle düzenlenecek yarışmaların onların özgüvenlerini yükselteceğini, ruhsal doyum sağlayacağını, motivasyonlarını artıracağını ve potansiyellerini ortaya çıkaracağını söyleyebiliriz.

“Ödüller, kapitalist toplumun, hırs, rekabet, rakibini alt etme, güç edinme, gibi insanlık dışı, hastalıklı, değerlerini olağanlaştırarak yaygınlaşır.” Bu tez biraz kitaplardan alınmış kalıplaşmış teoriler gibi duruyor. Kırk, kırk beş yıl önce yine kapitalist sistem içerisinde yapılmış olan yarışmaların bu şekilde eleştiremeyeceğini düşünüyorum. Ancak yukarıda değindiğim gibi içine itildiğimiz sosyolojik şartlarda, yozlaşmanın tavan yaptığı yaşantımızda bu konuyu iki değil dört defa düşünmek gerekmektedir.

Eğer bu yarışma ve ödüllere güvensizlik sanat ve edebiyat alanına sıçramışsa tuz kokmuş demektir. Sistemin yapısı gereği ihalelerde, sözleşmelerde, ticarette, finansal konularda allengirli işler olabilir. ( Normalleştirme anlamında değil) Ama toplumun öncü ve en ari, katışıksız kesimi olması gereken sanatsal alanlarda bunların olmaması gerekmektedir.

Jürinin adil, şartların eşit, hakkaniyetli yapılacak yarışmaların artısının daha fazla olacağını düşünmekteyim. Akabinde seviyeli bir tartışma ortamı doğsa bile bunu da yararlı görmekteyim. Yeter ki insanlar erdemli ve dürüst olabilsinler.

Yarışma ve ödül sistemi üzerine tartışılan, farklı görüşler vardır. Ancak göz ardı edilen ve edebiyatla uğraşanları olumlu ya da olumsuz etkileyen diğer bir konu ise gruplaşmalar ve her grubun kendi çevresini destekleyerek genellikle dışa açılmadan faaliyet sürdürmesidir. Bu gruplar, siyasi duruşlarının aynı paydadan oluşması nedeni ile kurulabileceği gibi edebi tarzlarındaki yakınlıktan kurulabilir. Bunlar da yarışmalar, ödüller gibi grup dışındaki yazarları olumsuz olarak etkileyebilir.
“Yaseminin Gözyaşları” isimli kitabımda şunları yazmıştım.
(...)Yanılmış olmayı istemekle birlikte edindiğim izlenim,; herkes kendi grubunu kurmuş ve “dar alanda kısa paslaşmaları” tercih etmiş. Ayni siyasi kulvarda olmak veya aynı ekolleri benimsemek gibi gerekçeler ileri sürerek küçük gruplarını daha kolay idare edebilmeyi tercih etmişler!(...)

Yarışmaların taşıdığı riskler gibi, bu grupların da sürekli birbirlerini onore etmeleri, birbirlerini ön plana çıkarmaları ve desteklemeleri de olumsuz dalgalanmalar ve moral kırıklıkları yaratabilir.

Sağlıcakla kalınız...

**Müstehzi : Alaycı, iğneleyici, ya da küçümseyici bir tavırla gülen kişi anlamına gelir.

Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

: