Son günlerde sosyal medyaya yansıyan görüntüler, insanın içini ürpertiyor.
Güney’de küçücük öğrencilere terör örgütü EOKA’nın yeminini ettirdiler. Daha hayatın en başında gencecik beyinlerİ “Kıbrıs’ın kurtuluşu için mücadele edeceğiz…” diye adeta nakış gibi işliyorlar.
Biz de burada “Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında birlikte mutlu mesut yaşayacağız” hayalleri görüyoruz.
Her ne kadar bu coğrafyada ulu önder Mustafa Kemal’in “Yurtta sulh, cihanda sulh” düsturuyla hareket etsek de karşımızdaki zihniyet belli.
74 öncesinde Kıbrıs Türkünü bu topraklardan silmeye yemin etmiş bu zihniyet 20 Temmuz Barış Harekatı ile öyle bir tokat yedi ki acısını unutamıyor.
Yenilen pehlivan güreşe doymaz.
O yüzden bizimle günü geldiğinde yeniden bir hesaplaşma için fırsat arıyorlar.
Artık rüyadan uyanma vakti.
Karşımızdaki EOKA zihniyetinin bizi gördüğü yeri anlamalıyız.
EOKA kimdir, nedir, bu topraklarda nasıl katliamlar gerçekleştirmiştir?
Bunu bilmek zorundayız.
Bu zihniyet ile değil masaya oturup çözüm bulmak, konuşmak bile mümkün değildir.
Bir önceki neslin anıları hale tazedir. Ancak yarının nesline de bu tarih bilincini vermek zorundayız.
Tarihini bilmeye bir nesil geleceği inşa edemez.
Eğer bir toplum, çocuklarına daha okul sıralarında “mücadele”yi, “kurtuluş”u ve bunu belirli bir düşman tanımı üzerinden öğretmeye başlıyorsa, orada geleceğin nasıl şekilleneceğini öngörmek zor değildir.
Bu noktada karşımızda duran şey, basit bir tarih anlatısı değil; kökleşmiş bir zihniyet meselesidir.
Biz ise yıllardır aynı ada üzerinde, ortak bir çatı altında, barış içinde birlikte yaşama fikrini savunuyoruz. Diyalog, uzlaşı ve çözüm arayışını önceliyoruz. Ancak şu soruyu artık kendimize daha yüksek sesle sormamız gerekiyor: Karşımızdaki anlayış gerçekten aynı hedefi mi paylaşıyor?
Gerçekçi olmak zorundayız.
Bu noktada yapılması gereken, duygusal tepkiler vermekten öte, sağlam bir bilinç inşa etmektir. Kendi çocuklarımıza, kendi tarihimize dair doğru, kapsamlı ve açık bir anlatım sunmak zorundayız. Geçmişte yaşananları saklamak ya da yüzeysel geçiştirmek değil; nedenleriyle, sonuçlarıyla ve insani boyutlarıyla anlatmak gerekir.
Güçlü bir gelecek, ancak sağlam bir hafıza ve doğru bir bilinç üzerine inşa edilir. Bizden söylemesi…