Zararın neresinden dönülürse kârdır

Uluslararası siyasette bazen atılan adımların yönü kadar, o adımlardan geri dönme cesareti de belirleyici olur. Bugün gelinen noktada, Donald Trump yönetiminin İran politikası tam da bu eşiğe dayanmış durumda. Sorulması gereken soru basit: Zararın neresinden dönülecek?

Uluslararası siyasette bazen atılan adımların yönü kadar, o adımlardan geri dönme cesareti de belirleyici olur. Bugün gelinen noktada, Donald Trump yönetiminin İran politikası tam da bu eşiğe dayanmış durumda. Sorulması gereken soru basit: Zararın neresinden dönülecek?
Başlangıçta yüksek perdeden konuşuldu. Rejim değişikliği hedefi dillendirildi. Bu söylem karşılık bulmayınca tehdit dili nükleer tehlike üzerinden yeniden kuruldu. O da yeterli olmayınca mesele açıkça enerji kaynaklarına, yani petrole indirgenmiş oldu. Bu zikzaklar, stratejik bir derinlikten çok, günü kurtarmaya çalışan bir yaklaşımın izlerini taşıyor.
Bugün gelinen aşamada ABD Savunma Bakanlığı’nın İran’a yönelik kara harekâtı için farklı senaryolar üzerinde çalıştığı yönündeki açıklamalar, sahadaki gerçeklikten ziyade psikolojik üstünlük kurma çabasını andırıyor. Ancak uluslararası kamuoyu artık bu tür söylemlere eskisi kadar itibar etmiyor. Washington’un söylemi ile eylemi arasındaki boşluk büyüdükçe, güvenilirlik de aynı oranda aşınıyor.
Ekonomik cephede tablo daha da çarpıcı. ABD’de benzin fiyatlarının son yılların zirvesine çıkması, Amerikan halkının sabrını zorluyor. İç kamuoyunda artan tepki, dış politikadaki agresif tutumun sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor. Savaşın maliyeti yalnızca cephede değil, pompa fiyatlarında da hissediliyor.
Avrupa cephesinde ise sabır taşmış durumda. Transatlantik ilişkiler uzun süredir gerilimliydi, ancak son gelişmeler bu çatlağı daha da derinleştirdi. NATO müttefiklerine yönelik sert söylemler, ittifakın ruhuna zarar verirken, Körfez ülkeleri de artık ABD’nin güvenlik şemsiyesini sorguluyor.
Hürmüz Boğazı meselesi ise bu politikanın en çarpıcı örneklerinden biri. Küresel enerji arzının can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinden verilen mesajlar, yalnızca bölgesel değil küresel bir belirsizlik yaratıyor.
ABD ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan doların uluslararası ticaretteki hakimiyeti, alternatif arayışlarla karşı karşıya. İran’ın Çin ile yerel para birimleri üzerinden enerji ticaretine yönelmesi, küçük bir adım gibi görünse de büyük bir kırılmanın habercisi olabilir. Dolar talebindeki olası bir düşüş, yalnızca ABD’yi değil, tüm küresel finans sistemini etkileyebilir.
Unutulmamalı ki savaşlar sadece cephede kazanılmaz; ekonomi, diplomasi ve meşruiyet de en az askeri güç kadar belirleyicidir.
Bu savaşın en başında “ABD muharebeyi kazanabilir ama savaşı kaybeder” demiştik, şimdi muharebe düzeyinde bile kayba dönüşme ihtimali konuşuluyor.
Bugün gelinen noktada yapılması gereken, daha fazla tırmanmak değil, rasyonel bir geri dönüş yolu aramaktır. Çünkü bu gidişat yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel düzeni de sarsacak bir yıkıma kapı aralayabilir.
Zarar büyümeden dönmek hâlâ mümkün. Ama bunun için önce hatayı kabul etmek gerekir. Bizden söylemesi…
Bu haber 16 defa okunmuştur

:

:

:

: