Murat, hem basın özgürlüğünün hem de masumiyet karinesinin temel hak ve özgürlükler kapsamında ele alınması gerektiğini söyledi. Mevcut düzenlemenin önemli tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade eden Murat, “Bu mesele hem olması gereken yönleriyle tartışıldı hem de mevcut sorunların konuşulabilmesi için bir zemin yarattı” dedi.Yasa değişikliğinin hazırlanış sürecine değinen Murat, Bakanlar Kurulu tarafından Meclis gündemine getirilen önerilerin birleştirildiğini ve son şeklinin Genel Kurul’a gönderildiğini belirtti. Barolar Birliği’nin de süreçte aktif rol üstlendiğini kaydeden Murat, birlik bünyesinde çalışmalar yapıldığını, ardından Başbakanlıkta görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Murat, Barolar Birliği’nin temel misyonlarından birinin uygulamada yaşanan sorunlara çözüm önerileri geliştirmek olduğunu ifade etti. Basın mensuplarına yönelik genelleme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Murat, etik habercilik yapan çok sayıda gazeteci bulunduğunu söyledi. Murat, “Bu işi etik kurallar çerçevesinde ve kamu yararını gözeterek yapan çok sayıda gazeteci ve basın kuruluşu vardır. Dolayısıyla tüm basın mensuplarını aynı kefeye koymak büyük hata olur” ifadelerini kullandı.
“MESELE HABER DEĞİL, HABERİN DİLİ”
Masumiyet karinesinin önemine dikkat çeken Murat, bir kişinin mahkeme kararı kesinleşmeden suçlu ilan edilmemesi gerektiğini belirtti. Bir kişinin ağır suç isnadıyla yargılanmasının, onun suçlu olduğu anlamına gelmeyeceğini söyleyen Murat, haber dilinin önemine işaret ederek, “Doğru olan; ‘şu suçlamayla mahkemeye çıkarıldı’, ‘hakkındaki dava sürüyor’ ya da ‘iddialar yargı önünde değerlendiriliyor’ şeklinde bir dil kullanılmasıdır” dedi.
“YASA HABER YAPILMASINI TAMAMEN YASAKLAMIYOR”
Kamuoyunda yasa ile ilgili yanlış bir algı oluştuğunu ifade eden Murat, düzenlemenin doğrudan haber yasağı getirmediğini söyledi. Murat, “Meclis’ten geçip Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen düzenleme haber yapılmasını tamamen yasaklayan bir yaklaşım içermiyor. İsim ve fotoğraf kullanımına ilişkin bir sınırlama getiriyor” dedi. Gazetecilerin kendi kendilerine sansür uygulamaya başlamasının da başka bir sorun yaratabileceğini belirten Murat, düzenlemenin doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti. Konuya yalnızca masumiyet karinesi açısından yaklaşılmasının doğru olmayacağını söyleyen Murat, basın özgürlüğünün de aynı ölçüde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Gazetecilerin hapis cezası tehdidi ve baskı mekanizması oluştuğu yönündeki kaygılarının anlaşılabilir olduğunu belirten Murat, karşılıklı suçlama ve linç kültürü yerine diyalog çağrısı yaptı. Yasal düzenlemelerin geri dönülmez olmadığını vurgulayan Murat, demokratik süreçler içerisinde değiştirilebileceğini söyledi. Muhalefet partilerinin de düzenlemeye yönelik ciddi eleştiriler ortaya koyduğunu anımsatan Murat, Genel Kurul aşamasında farklı siyasi pozisyonların ortaya çıktığını belirtti. Murat, tartışmaların toplumu kutuplaştırmadan, hem basın özgürlüğünü hem de kişilik haklarını koruyacak ortak bir zeminde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.