Rum liderliği hayal kurmayı bırakmalı

Rum basınında son günlerde yükselen eleştiriler dikkat çekici. Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’e yönelik “Ucuz kabadayılıkları bırak, çözüme odaklan” çağrısı aslında yalnızca bir siyasi çıkış değil; Rum kamuoyunda büyüyen bir rahatsızlığın da açık göstergesi.

Rum basınında son günlerde yükselen eleştiriler dikkat çekici. Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’e yönelik “Ucuz kabadayılıkları bırak, çözüme odaklan” çağrısı aslında yalnızca bir siyasi çıkış değil; Rum kamuoyunda büyüyen bir rahatsızlığın da açık göstergesi.
Uzun süredir Türkiye karşıtı sert söylemlerle iç siyasette puan toplamaya çalışan Hristodulidis’in dili artık eskisi kadar karşılık bulmuyor. Çünkü Doğu Akdeniz’de yaşanan gerçekler, hamasetle değil akılcı diplomasiyle yönetilebilecek kadar hassas bir noktaya geldi. Rum halkının bir bölümü de artık bunun farkında.
Özellikle İsrail üzerinden kurulan “stratejik güvenlik ittifakı” söylemi son dönemde adeta bir siyasi propaganda aracına dönüştürüldü. Oysa dün Ada TV’de konuşan Prof. Dr. Poyraz Gürson’un da ifade ettiği gibi, bu tablo büyük ölçüde bir “hayal ittifakı”ndan ibaret.
İsrail’in Doğu Akdeniz’deki önceliği Güney Kıbrıs’ın güvenliği değil, kendi jeopolitik çıkarlarıdır. Tel Aviv yönetimi Kıbrıs adasını bölgesel denklem içinde adeta bir uçak gemisi gibi görüyor; lojistik, istihbarat ve askeri hareketlilik açısından kullanışlı bir merkez olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşımın Rum halkına kalıcı güvenlik sağlayacağına inanmak ise ciddi bir yanılgıdır.
Çünkü tarih bize şunu gösterdi: Dış aktörlerin çıkarları değişir, ittifaklar dönüşür, stratejik hesaplar yeniden yazılır. Ancak aynı adayı paylaşan halkların birbirine olan ihtiyacı değişmez.
Bugün Güney Kıbrıs’ın gerçek güvenlik ihtiyacı, Türkiye’ye karşı sert açıklamalar yapmak ya da bölgesel gerilimleri tırmandırmak değildir. Tam tersine, çözüm odaklı bir iletişim dili kurabilmektir. Kıbrıs Türkü ile diyalog kurulmadan, karşılıklı güven tesis edilmeden, adada kalıcı istikrar sağlanamaz.
Rum yönetiminin yıllardır sürdürdüğü “uluslararası baskıyla Türkiye’yi geri adım attırma” siyaseti sonuç üretmedi. Aksine iki taraf arasındaki mesafeyi daha da açtı. Şimdi ise aynı anlayışın İsrail üzerinden yeniden pazarlanmasına tanık oluyoruz. Ancak görünen o ki Rum kamuoyunun önemli bir kısmı artık bu senaryoya eskisi kadar inanmıyor.
Kıbrıs meselesinde gerçekçi çözümün yolu; sloganlardan değil, müzakere masasından geçiyor. Sert söylemler kısa vadede alkış getirebilir ama halklara gelecek kazandırmaz.
Doğu Akdeniz’de barışın anahtarı hayal ittifaklarında değil, adanın iki halkı arasında kurulacak samimi ve sürdürülebilir iletişimdedir. Bizden söylemesi…
Bu haber 34 defa okunmuştur

:

:

:

: