İsrail ekonomik savaşı da kaybetti

Star Kıbrıs Medya Grubu olarak bu köşede İran savaşının henüz ilk günlerinde dikkat çekici bir değerlendirme yapmış ve “İsrail muharebeyi kazansa bile savaşı kaybedecek” demiştik.

Star Kıbrıs Medya Grubu olarak bu köşede İran savaşının henüz ilk günlerinde dikkat çekici bir değerlendirme yapmış ve “İsrail muharebeyi kazansa bile savaşı kaybedecek” demiştik. Bugün gelinen noktada görünen tablo, bu öngörünün yalnızca siyasi değil ekonomik açıdan da karşılık bulduğunu gösteriyor.
Ortadoğu’da askeri üstünlük tek başına zafer anlamına gelmiyor. Çünkü modern savaşlar artık sadece cephede değil; ekonomi, enerji ve ticaret alanlarında kazanılıyor ya da kaybediliyor.
İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreç, kısa vadede askeri hareketlilik sağlasa da uzun vadede ciddi ekonomik maliyetler doğurdu.
İsrail Merkez Bankası tahminlerine göre savaşın faturası yaklaşık 350 milyar şekele, yani 120 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde artan askeri harcamalar bütçe üzerindeki baskıyı büyütürken, özel tüketimde yaşanan sert gerileme ekonomide alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Daha çarpıcı olan ise büyüme verileri. 2025’in son çeyreğinde yüzde 2,9 büyüyen İsrail ekonomisinin, 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,3 daraldığı ifade ediliyor. Bu tablo, savaş ekonomisinin sürdürülebilir olmadığını ve uzun süreli çatışmaların en güçlü görünen ülkeleri bile zorlayabileceğini ortaya koyuyor.
Tam da bu noktada bölgenin dikkatleri Türkiye’ye çevriliyor.
Türkiye son yıllarda savunma sanayiindeki atılımlarını üretim kapasitesiyle birleştiren nadir ülkelerden biri haline geldi. Bir yandan enerji koridorlarının merkezinde yer alırken diğer yandan Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Afrika arasında lojistik köprü olma avantajını güçlendiriyor.
Ortadoğu’da çatışmaların derinleşmesi, yatırımcıların daha güvenli üretim merkezleri aramasına neden oluyor. Türkiye burada yalnızca coğrafi değil ekonomik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Sanayi altyapısı, genç nüfusu, ihracat kapasitesi ve gelişen savunma teknolojileriyle Ankara’nın bölgesel ağırlığının önümüzdeki dönemde daha da artması sürpriz olmayacaktır.
Enerji hatlarının güvenliği, ticaret yollarının yeniden şekillenmesi ve küresel sermayenin yeni merkez arayışı, Türkiye’ye tarihi bir fırsat sunuyor.
Bugün mesele yalnızca İsrail’in ne kaybettiği değildir.
Asıl soru şudur:
Ortadoğu yeniden şekillenirken bu yeni denklemde ekonomik ağırlık merkezi nereye kayacak?
Görünen o ki cevabın içinde Türkiye’nin adı her geçen gün daha yüksek sesle anılıyor. Bizden söylemesi…
Bu haber 29 defa okunmuştur

:

:

:

: