DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin son değerlendirmeleri sonrasında Taşınmaz Mal Komisyonu ve Kıbrıs’taki mülkiyet meselesi yeniden gündeme geldiğini hatırlatarak uyardı:
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin son değerlendirmeleri sonrasında Taşınmaz Mal Komisyonu ve Kıbrıs’taki mülkiyet meselesi yeniden gündeme geldiğine dikkat çeken DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar, “Söz konusu değerlendirmeler Taşınmaz Mal Komisyonu’nun hukuki statüsünü ortadan kaldıran veya geçersiz kılan bir karar niteliği taşımamaktadır. Ancak ortaya çıkan tablo , mülkiyet konusunun hukuki zeminde ele alınmasının ötesinde aynı zamanda siyasi , ekonomik ve diplomatik boyutlarıyla ele alınması gereken stratejik bir mesele olduğunu bir kez daha göstermektedir” dedi.
Akpınar şu ifadeleri kullandı:
“Kıbrıs Türk tarafı yıllardır mülkiyet sorunlarının hukuk temelinde çözülmesini savunmuştur . Bu anlayış doğrultusunda oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu, uluslararası hukuk alanında Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu en önemli mekanizmalardan biri olmuştur.
Gelinen noktada mevcut yapıları korumak yeterli değildir . Bu yapıları güçlendirmek ve geleceğe hazırlamak zorundayız.
Bugün devam eden mülkiyet davalarının önemli bir bölümü uluslararası hukuk süreçleri içerisinde Türkiye Cumhuriyeti üzerinden yürütülmektedir . Bu süreçlerin doğurabileceği mali yükümlülükler dikkate alındığında , Taşınmaz Mal Komisyonu’nun uzun vadeli ve sürdürülebilir bir finansman yapısına kavuşturulması artık kaçınılmazdır.
Bu çerçevede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Anavatan Türkiye Cumhuriyeti arasında koordinasyon içerisinde çalışacak , mülkiyet davaları ve olası tazminat süreçlerini yönetebilecek özel bir kaynak ve finansman mekanizmasının oluşturulması değerlendirilmelidir .
Bu yalnızca geçmişten kaynaklanan hukuki yükümlülüklerin yönetilmesi açısından olduğu gibi , ülkemizin ekonomik güvenliği , yatırım ortamının korunması ve gelecekte doğabilecek risklerin önceden planlanabilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır .
Ancak daha önemli bir konu vardır.
Mülkiyet meselesi bugüne kadar büyük ölçüde tek taraflı ele alınmıştır.
1974 öncesinde Güney Kıbrıs’ta yaşayan ve mülk sahibi olan binlerce Kıbrıs Türkü de göç etmek zorunda kalmıştır. Geride bırakılan evler , araziler , işyerleri ve diğer taşınmazlar bugün Güney Kıbrıs Yönetiminde farklı kişi , kurum veya yapılar tarafından kullanılmaktadır.
Uluslararası platformlarda sürekli olarak Rum mülkiyet hakları gündeme taşınırken , Kıbrıs Türk halkının mülkiyet hakları aynı etkinlik ve kararlılıkla savunulamamıştır .
Oysa mülkiyet hakkı evrensel bir insan hakkıdır.
Eğer adalet aranacaksa , bu adalet her iki toplum için de geçerli olmalıdır.
Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birlikte hareket ederek , Güney Kıbrıs’ta bırakılan Kıbrıs Türk mallarına ilişkin hakların da uluslararası hukuk zemininde etkin şekilde takip edilmesini sağlayacak yeni hukuki mekanizmaları ve kurumsal yapıları hayata geçirmesi gerekmektedir .
Kıbrıs Türk halkının hak arama mücadelesi sadece savunma pozisyonunuyla sınırlı kalmamalıdır . Kendi haklarını uluslararası hukuk önünde aktif şekilde ileri sürebilen bir yapıya dönüştürülmelidir .
Demokrat Parti olarak ayrıca şu sorunun da samimiyetle sorulması gerektiğine inanıyoruz !
Aradan geçen onlarca yıl boyunca Kıbrıs Türk halkının Güney Kıbrıs’ta bıraktığı taşınmaz mallara ilişkin haklarının uluslararası hukuk zemininde daha güçlü savunulabilmesi için neden yeterli kurumsal ve hukuki mekanizmalar oluşturulamamıştır ?
Bugün yaşanan gelişmeleri geçmişi suçlamak için ileri sürmüyoruz , eksikliklerden ders çıkararak geleceği planlamak ve doğru sonuç için değerlendirilmeler ortaya koymalıyız .
Demokrat Parti olarak yıllardır dile getirdiğimiz Ulusal Konsey oluşturulması çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.
Kıbrıs meselesi , mülkiyet hakları , doğal kaynaklar , uluslararası hukuk mücadeleleri , ekonomik güvenlik ve halkımızın geleceğini ilgilendiren stratejik konular günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınmalıdır .
Cumhurbaşkanlığı , Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partiler , hükümet , ilgili kurumlar , hukukçular , akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak kalıcı bir Ulusal Konsey yapısı artık bir tercih değildir , ulusal bir ihtiyaçtır .
Demokrat Parti olarak Kıbrıs Türk halkının haklarını , çıkarlarını ve geleceğini korumak adına üzerimize düşen her türlü siyasi, hukuki ve diplomatik sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.
Kıbrıs Türk halkı çözüm bekleyen bir taraf değildir , hak sahibi bir halktır .
Bu hakların korunması , savunulması ve gelecek nesillere güvenle aktarılması hepimizin ortak sorumluluğudur.”