Kıbrıs'ta statükoyu aşacak yeni bir çözüm vizyonuna ihtiyaç olduğunu vurgulayan Akansoy, geçmişin siyasi kalıplarıyla geleceğin inşa edilemeyeceğini söyledi.
Konuşmasına küresel sistemin ve bölgenin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek başlayan Akansoy, Efesli Herakleitos'un 'Aynı derede iki kez yıkanılmaz' sözünü hatırlatarak, Kıbrıs'ta da ezberlerin terk edilmesi gerektiğini ifade etti. Çözümün ancak tüm tarafların çıkarlarını gözeten, ortak akıl ve 'kazan-kazan' anlayışı üzerine kurulabileceğini belirten Akansoy, 'Bugünün dünyasında hiç kimse tek başına kazanamaz; ama ortak akılla inşa edilecek bir gelecekte herkes kazanabilir' dedi.
'İSVİÇRE MODELİ KIBRIS İÇİN DENGE UNSURU OLABİLİR'
İsviçre'nin uzlaşmacı demokrasi modelinin Kıbrıs'a uyarlanabilecek önemli örnekler sunduğunu dile getiren Akansoy, federal yapının Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini anayasal güvence altına alacağını, kurucu devlet yapısını koruyacağını ve dönüşümlü başkanlık modeliyle güven sağlayacağını söyledi. Yetkilerin net biçimde paylaşılmasının ise Kıbrıslı Rumların merkezi yönetimin tıkanacağı yönündeki kaygılarını ortadan kaldıracağını ifade eden Akansoy, tek uluslararası kimlik, tek egemenlik ve tek vatandaşlık ilkeleriyle her iki toplumun hassasiyetlerinin karşılanabileceğini belirtti.
'HUKUKİ GÜVENCE EKONOMİYİ DE GÜÇLENDİRECEK'
Yarım asırlık statükonun yarattığı hukuki belirsizliklerin büyük ekonomik maliyetlere neden olduğunu kaydeden Akansoy, uluslararası hukuka dayalı federal çözümün mülkiyet sorunlarının çözümünü hızlandıracağını, yatırım ortamını güçlendireceğini ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin belirsizlikleri ortadan kaldıracağını söyledi. Hukuki öngörülebilirliğin sağlanmasıyla birlikte hem kuzey hem de güneyde gayrimenkul ve altyapı yatırımlarında ciddi hareketlilik yaşanacağını ifade eden Akansoy, Kıbrıslı Türklerin de küresel finans sistemine entegre olacağını belirtti.
Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının mevcut durumda gerilim unsuru olduğunu söyleyen Akansoy, hukuki zeminin oluşturulmasıyla bu kaynakların ekonomik fırsata dönüşeceğini kaydetti. Doğal gazın dünya pazarlarına ulaştırılmasında en uygun güzergâhın Kıbrıs ve Türkiye üzerinden geçtiğini belirten Akansoy, bu modelle Türkiye'nin enerji denkleminde dışlanan değil, bölgesel enerji merkezi haline gelen bir ülke olacağını ifade etti. Bunun aynı zamanda Ankara-AB ilişkilerine de olumlu katkı sağlayacağını söyledi.
'ÇÖZÜM MALİ YÜK DEĞİL, KALKINMA PROJESİDİR'
Birleşik Kıbrıs'ın Avrupa Birliği çatısı altında önemli avantajlar elde edeceğini dile getiren Akansoy, AB fonları sayesinde kuzeyin ekonomik kalkınmasının destekleneceğini, izolasyonların sona ereceğini ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa pazarlarına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti. Kıbrıslı Türklerin devlet yapısını koruyacak özel düzenlemelerin de AB hukukuyla güvence altına alınabileceğini ifade eden Akansoy, çözümün toplumlara yük değil, uluslararası destekle finanse edilen büyük bir kalkınma projesi olacağını söyledi.
Barışın yalnızca liderlerin imzaladığı anlaşmalarla kalıcı olamayacağını da vurgulayan Akansoy, vatandaş meclisleri, dijital katılım mekanizmaları ve referandum kültürüyle toplumun çözüm sürecinin doğrudan parçası olması gerektiğini kaydetti. 2004 referandumunun yarattığı travmanın, katılımcı demokrasi anlayışıyla aşılabileceğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda adadaki iki topluma, Türkiye, Yunanistan, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve ABD'ye çağrıda bulunan Akansoy, Kıbrıs'ta federal çözümün yeni yüzyılın en büyük jeopolitik ve ekonomik fırsatı olarak görülmesi gerektiğini belirterek, 'Az olsun benim olsun değil, çok olsun hepimizin olsun' ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.