Rum zihniyeti değişti mi?

Kıbrıs meselesi uzun yıllardır adeta 'dondurulmuş bir ihtilaf' olarak görülüyordu. Masalar kuruluyor, temsilciler açıklamalar yapıyor, Birleşmiş Milletler mekik diplomasisi yürütüyor ama kimse gerçek anlamda bir çözüm ihtimalinden söz etmiyordu. Şimdi ise tablo farklı.

Kıbrıs meselesi uzun yıllardır adeta 'dondurulmuş bir ihtilaf' olarak görülüyordu. Masalar kuruluyor, temsilciler açıklamalar yapıyor, Birleşmiş Milletler mekik diplomasisi yürütüyor ama kimse gerçek anlamda bir çözüm ihtimalinden söz etmiyordu. Şimdi ise tablo farklı.
CTP Milletvekili Ongun Talat'ın yaptığı değerlendirmeler, bu değişimin en önemli işaretlerinden biri. Talat, Kıbrıs sorununun yeniden uluslararası gündemin merkezine geldiğini, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve Avrupa'nın değişen güvenlik mimarisi nedeniyle çözüm zemininin yeniden oluştuğunu söylüyor. 'Bütün yıldızlar hizalandı demek için erken ama gerekli koşullar oluşuyor' tespiti yabana atılacak bir değerlendirme değil.
Gerçekten de bugün Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yeni bir güvenlik sistemi kurmaya çalışıyor. ABD'nin Avrupa güvenliğine yaklaşımı değişiyor. Doğu Akdeniz enerji kaynakları artık sadece bölgesel değil, küresel stratejinin de parçası haline geliyor. Türkiye ise ne enerji denkleminin ne de Avrupa güvenlik mimarisinin dışında bırakılabilecek bir ülke.
Dolayısıyla Kıbrıs dosyasının yeniden açılması sürpriz değildir.
Ancak bütün bu jeopolitik gelişmelerin yanında değişmeyen bir gerçek var.
Rum tarafının zihniyeti...
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in son açıklaması bunun en açık göstergesi oldu.
'İki devletli çözüm ve konfederasyon kabul edilemez. Bölünmenin cumhurbaşkanı olmayacağım.'
Bu cümleyi duyunca insanın aklı ister istemez 2004 yılına gidiyor.
Tasos Papadopulos'un televizyon ekranlarından gözyaşları içinde yaptığı o tarihi konuşmaya...
'Ben bir devlet teslim aldım, bir toplum teslim edemem.'
O konuşmayla Rum halkından Annan Planı'na 'Hayır' demesini istemişti.
Rum halkı da ezici çoğunlukla 'Hayır' dedi.
Kıbrıs Türkü ise büyük bir umutla 'Evet' oyu kullandı.
Ödüllendirilen kim oldu?
Planı reddeden Rum tarafı Avrupa Birliği'ne tam üye yapıldı.
Çözüm isteyen Kıbrıs Türkü ise izolasyonlarla baş başa bırakıldı.
İşte bugün Hristodulidis'in sözleri, Papadopulos'un mirasının aynen devam ettiğini gösteriyor.
Aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede değişen tek şey isimler oldu.
Zihniyet değişmedi.
Rum tarafı hâlâ adanın tek meşru sahibi gibi davranıyor.
Kıbrıs Türkünü eşit kurucu ortak olarak değil, azınlık statüsüne indirgenmesi gereken bir toplum olarak görüyor.
Bu nedenle federasyon tartışmalarında kullanılan kelimeler kadar niyetler de önemlidir.
Ongun Talat, Ankara'nın söyleminde bazı değişiklikler olduğunu, tarafların kullandığı ifadelerin birbirine yaklaştığını düşünüyor olabilir.
Bu değerlendirme elbette siyasetin doğal bir yorumudur.
Ancak masanın diğer tarafındaki irade değişmediği sürece kullanılan kelimelerin çok fazla anlamı olmayacaktır.
Çünkü müzakerelerde asıl belirleyici olan söylemler değil, siyasi iradedir.
Papadopulos'un 'devleti teslim etmem' anlayışı bugün Hristodulidis'in 'bölünmenin cumhurbaşkanı olmayacağım' sözlerinde yaşamaya devam ediyorsa, ortada hâlâ çözülmemiş temel bir zihniyet sorunu var demektir.
Elbette uluslararası konjonktür değişiyor.
Enerji dengeleri değişiyor.
Avrupa'nın güvenlik kaygıları artıyor.
Türkiye'nin stratejik önemi yükseliyor.
Bütün bunlar Kıbrıs meselesini yeniden masaya taşıyabilir.
Ancak masaya oturacak taraflardan biri hâlâ 2004'teki anlayışı taşıyorsa, sadece uluslararası şartların değişmesi çözüm üretmeye yetmeyecektir.
Çünkü Kıbrıs'ta asıl çözülmesi gereken sorun, haritalar ya da anayasa maddeleri değil; Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını siyasi eşit ortak olarak kabul etmeyen zihniyetidir.
Yıllar geçiyor.
Liderler değişiyor.
Dünya değişiyor.
Ama görünen o ki, Rum tarafının Kıbrıs Türküne bakışı hâlâ değişmiyor. Bizden söylemesi…
Bu haber 29 defa okunmuştur

:

:

:

: