DÖRT ADIMLI METODOLOJİ 1960’IN BİLE GERİSİNDE

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Ankara’da yapılan “Büyük Savaşı Önleyecek İttifak” Konferansında konuştu.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Ankara’da yapılan “Büyük Savaşı Önleyecek İttifak” Konferansında konuştu.

Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın 'dört adımlı vizyon' olarak sunduğu metotların, Kıbrıs Türkü'nün 1960 kazanımlarının bile gerisine düşmesine yol açacak büyük bir taviz süreci olduğunu öne sürdü.

Dünyadaki güncel çatışma ortamını değerlendiren Prof. Dr. Işıksal, ABD'nin NATO örgütünü kendi çıkarları için artık çok daha aktif kullanacağını belirtti. Trump'ın Avrupa'ya yönelik 'Artık elinizi cebinize atacaksınız' çıkışını hatırlatan Işıksal, Avrupalıların yeni kaynak bulma arayışında Doğu Akdeniz'in kalbi olan Kıbrıs'ın öneminin bir kez daha arttığına dikkat çekti.

Işıksal'ın analizine göre, kamuoyuna 'muhteşem bir plan' gibi algı operasyonlarıyla sunulan Erhürman'ın vizyonu, aslında KKTC'yi ortadan kaldıracak ve Türk askerini
Ada'dan çekecek diplomatik açıdan altı boş bir metodoloji.

'Siyasi eşitlik' başlığı altında sunulan modeli eleştiren Işıksal, federal hükümetteki 4 Türk bakandan yalnızca birinin oyunu kritik kararlar için yeterli gören yaklaşımın, 1960 Anlaşması'ndaki veto hakkının çok gerisinde olduğunu vurguladı. Işıksal, Rumlarla hareket edebilecek bir bakan bulunduğunda Kıbrıs Türkü'nün iradesinin by-pass edileceğini belirtti.

RUM LİDERDEN GELEN TARİHİ GOL

Geçmişteki yakınlaşmaların ön şartsız kabul edilmesinin büyük bir zafiyet doğurduğunu ifade eden Işıksal, 'Erhürman, Ledra Palace'taki ilk toplantılarında inanılmaz bir gol yedi' diyerek tarihi bir hataya dikkat çekti. Rum lider Hristodulidis'in, Mustafa Akıncı ve Mehmet Ali Talat dönemlerinde verilen 'çapraz oy' ve '4 Rum vatandaşına karşılık 1 Türk vatandaşı' gibi tavizleri içeren dosyayı Erhürman'ın önüne koyduğunu belirten Işıksal, Kıbrıs Türkünün siyasi kaderinin Rum oylarına bırakılmak istendiğini kaydetti.

MARAŞ, GÜZELYURT VE MESARYA TEHLİKEDE

Planın en çarpıcı ve tehlikeli ayaklarından biri de geçiş dönemi adı altında verilmesi planlanan tavizler. Işıksal, bu uydurma geçiş döneminde yüzde 80'i vakıf arazisi olan Maraş'ın, KKTC'nin su ve narenciye deposu Güzelyurt'un ve tarım arazisi Mesarya'nın Rumlara iade edilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Karşılığında sunulan doğrudan ticaret ve uçuş haklarının ise yalnızca 'Rum egemen otoritesinin izniyle' gerçekleştirilebileceği gerçeğinin halktan gizlendiğini söyledi.

TÜRK ASKERİ GİDECEK, NATO GELECEK

Yeni planla birlikte Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün tamamen bitirileceğini vurgulayan Işıksal, Türk ordusunun yerine NATO askerlerinin Ada'ya yerleştirilmek istendiğini ifade etti. Rum Lider Hristodulidis'in, 'Ada'da bir tane Türk askeri bırakmayacağım ve Kıbrıs'ı NATO üyesi yapacağım' şeklindeki sözleri, bu emperyalist hedefi açıkça doğruluyor.

AB'NİN DÖRT ÖZGÜRLÜĞÜ…

Avrupa Birliği'nin 'serbest dolaşım, mülk edinme, yerleşim ve malların serbest dolaşımı' şeklindeki dört temel özgürlüğünün kabul edilmesiyle iki kesimliliğin fiilen ortadan kalkacağını belirten Işıksal, 'İki kurucu devlet olacak' söyleminin ise kitleleri uyutmak için uydurulmuş pembe bir yalan olduğunu söyledi. Planlanan sistemin, dış politika, merkez bankası ve münhasır ekonomik bölgelerin tamamen Rum ağırlıklı Avrupa Birliği otoritesinde olduğu, Türk tarafının ise adeta bir 'eyaletçik' seviyesinde sadece halı saha maçlarına karar verebileceği üniter bir devlet yapısı olduğunu vurguladı.

''RUMLAR NEDEN ACELE EDİYOR?''

Işıksal'ın analizindeki en can alıcı stratejik saptama ise, Rum-Yunan ikilisinin ve Batı'nın acelesinin sebebiydi. Objektif Rum analizcilerin, ABD'nin Avrupa'daki belirsizliğine karşılık Türkiye'nin artan askeri ve jeopolitik gücünü gördüğünü belirten Işıksal, Rumların şu tespiti yaptığını aktardı: 'Zaman Türkiye'nin lehine, bizim aleyhimize çalışıyor. Hazır Türkiye bölgesel, vazgeçilmez bir aktör olduğunu tam pekiştirmeden, AB havucuyla bu işi bir an önce bitirmeliyiz.'

Işıksal, Kıbrıs meselesinin yüz binlerce şehidin kanıyla ödenmiş bedeller üzerine kurulduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin Batı'ya yaklaşım süreçlerinin Batı tarafından her zaman 'Kıbrıs'ta taviz koparma fırsatı' olarak okunduğunu belirtti ve Türk milletini Batı destekli bu algı operasyonlarına karşı uyanık olmaya çağırdı.

Bu haber 1 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER