AB ile güven sorunu!..

Avrupa Birliği, Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı cümleyi kuruyor: 'Çözümü destekliyoruz.'

Avrupa Birliği, Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı cümleyi kuruyor: 'Çözümü destekliyoruz.'
Peki gerçekten öyle mi?
Eğer gerçekten çözümü destekliyor olsaydı, bugün Kıbrıs Türk tarafının Avrupa Birliği'ne duyduğu güven bu kadar zedelenmiş olur muydu?
Cumhurbaşkanı Erhürman'ın Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Raffaele Fitto ile yaptığı görüşmede dile getirdiği 'AB ile de güven yaratıcı önlemlere ihtiyaç var' sözü, aslında yılların birikmiş rahatsızlığının özetidir.
Çünkü güven tek taraflı kurulmaz.
Avrupa Birliği uzun yıllardır Rum yönetimini tek meşru devlet olarak kabul eden hukuki pozisyonunun ötesine geçerek, siyasi tavırlarında da giderek daha belirgin biçimde tek taraflı bir görüntü veriyor. Avrupa Parlamentosu kararlarından Komisyon açıklamalarına kadar birçok konuda Kıbrıs Türk tarafının görüşleri ya hiç dikkate alınmıyor ya da sembolik ifadelerle geçiştiriliyor.
Fitto'nun ziyareti de bu algıyı değiştirmek yerine güçlendirdi.
Rum lider Nikos Hristodulidis ile 'Kıbrıs Cumhuriyeti' bayrakları önünde verilen fotoğraflar...
Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmede ise bayrak kullanılmaması...
Sosyal medya paylaşımında bir taraftan 'Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı', diğer taraftan ise 'toplum lideri' ifadesinin tercih edilmesi...
Belki Brüksel açısından bunlar diplomatik ayrıntılar olarak görülebilir.
Ama Kıbrıs'ta semboller ayrıntı değildir.
Bu adada kullanılan her kelimenin, çekilen her fotoğrafın ve tercih edilen her protokolün siyasi bir anlamı vardır.
İşte bu nedenle Erhürman'ın verdiği mesaj önemlidir.
Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği'nin olası bir çözüm müzakeresinde taraf olamayacağını açıkça ifade ederken, buna rağmen çözüme katkı sunmak istiyorsa güven artırıcı adımlar atması gerektiğini söylüyor.
Aslında öneriler de yeni değil.
Doğrudan Ticaret Tüzüğü yıllardır raflarda bekliyor.
Yeşil Hat Tüzüğü uygulamalarında Kıbrıs Türklerini mağdur eden sorunlar devam ediyor.
AB vatandaşı olan Kıbrıslı Türkler çeşitli alanlarda hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor.
İzolasyon ise hâlâ bütün ağırlığıyla sürüyor.
Eğer Avrupa Birliği gerçekten çözüm istiyorsa, bunu yalnızca açıklamalarla değil, uygulamalarla göstermek zorundadır.
Çünkü güven, bildirilerle değil; adımlarla inşa edilir.
Kıbrıs Türk halkı, 2004 yılında Annan Planı'na 'evet' diyerek çözüm iradesini bütün dünyaya göstermişti.
Aradan geçen yıllarda ise verilen sözlerin önemli bir bölümü yerine getirilmedi.
Bugün Avrupa Birliği'nin yeniden güven kazanabilmesi için önce kendi taahhütlerini hatırlaması gerekiyor.
Çözüm masasının kurulabilmesi için yalnızca tarafların birbirine güvenmesi yetmez.
Masanın etrafında etkisi olan uluslararası aktörlerin de güven veren bir tutum sergilemesi gerekir.
Aksi halde 'çözümü destekliyoruz' cümlesi, kulağa hoş gelen ama sahada karşılığı olmayan diplomatik bir ezberden öteye geçemez.
Avrupa Birliği'nin önünde bugün önemli bir fırsat bulunuyor.
Tarafsızlığını göstermek...
Verdiği sözleri yerine getirmek...
Ve Kıbrıs Türk halkına, yalnızca söylemde değil, uygulamada da eşit yaklaştığını kanıtlamak.
Çünkü güven talep eden önce güven vermelidir. Bizden söylemesi…
Bu haber 23 defa okunmuştur

:

:

:

: