AMERİKA - 4 -

SEATTLE çevresindeki 5 İDEAL KASABA / ŞEHİR hangileridir? Seattle çevresinde keşfedebileceğiniz, birbirinden farklı doğal güzelliklere ve karaktere sahip 5 ideal kasaba/şehir şu şekildedir:

SEATTLE çevresindeki 5 İDEAL KASABA / ŞEHİR hangileridir? Seattle çevresinde keşfedebileceğiniz, birbirinden farklı doğal güzelliklere ve karaktere sahip 5 ideal kasaba/şehir şu şekildedir:

Bellevue:
Seattle'ın hemen karşısında, Washington Gölü kıyısında yer alır. Lüks alışveriş merkezleri, modern parkları (Downtown Park ve Meydenbauer Bay Park) ve teknoloji firmalarının yer aldığı hareketli ve modern bir merkezdir.

Redmond:
Bellevue'nün hemen kuzeyinde bulunan ve Microsoft gibi devlerin merkezlerine ev sahipliği yapan yeşil bir şehirdir. Oldukça temiz, güvenli ve dünyaca ünlü bisiklet parkurları (Marymoor Park) ile ünlür.

Kirkland:
Washington Gölü kıyısında yer alır. Kıyı şeridi boyunca uzanan sanat galerileri, harika göl manzaralı restoranları, butikleri ve şirin plajlarıyla (Juanita Beach Park) bilinir.

Issaquah:
Cougar Dağı ve Tiger Dağı'nın eteklerinde yer alır. Doğa yürüyüşleri ve dağ bisikleti gibi aktiviteleri sevenler için harika bir doğa kasabasıdır. Tarihi Downtown Issaquah bölgesi oldukça hareketlidir.

Leavenworth: Seattle'dan arabayla yaklaşık 2,5 saat uzaklıkta bulunan (Cascade Dağları'nın arkasında) Bavyera tarzı bir dağ kasabasıdır. Mimari yapısı, harika butik otelleri, Alman restoranları ve doğa yürüyüşü imkanlarıyla popüler bir hafta sonu kaçamağı noktasıdır.

BELLEVUE

Bellevue; lüks alışveriş merkezleri, yüksek teknoloji merkezleri, muazzam doğa parkları ve Washington Gölü ile bilinen güzel manzaralı bir metropoldür.

Şehirde öne çıkan ve dünyaca bilinen başlıca değerler şunlardır:
• Lüks Alışveriş Noktaları: Bellevue, bölgenin moda merkezidir. Özellikle Bellevue Collection (Bellevue Square, Lincoln Square ve The Bravern) üst düzey mağazalarıyla meşhurdur.
• Bellevue Downtown Parkı: Şehrin kalbinde yer alan, 8 hektarlık alanı, devasa şelalesi ve yürüyüş parkurlarıyla ünlü ikonik bir kent parkıdır.
• Bellevue Botanical Garden: Bellevue Botanical Garden isimli botanik bahçesi, özellikle ilkbahardaki çiçekli yapısı ve kış aylarındaki ışık festivalleri ile tanınır.
• Teknoloji Üssü: Microsoft, Amazon ve T-Mobile gibi devasa teknoloji şirketlerinin merkezlerine ev sahipliği yapar.
• Harika Doğa Parkurları: Meydenbauer Bay Park ve Mercer Slough gibi göl kenarı parkları, kano aktiviteleri ve doğal yaşam yürüyüşleri ile öne çıkar.
• Sanat ve Kültür: Bellevue Arts Museum, çağdaş zanaat, sanat ve tasarıma odaklanan bölgedeki en bilinen kültürel yapıdır.

Oğlum BELLEVUE’de oturuyor.
Onun da en güzel semtlerinden biri olan LAKEMOND’ta…

Bellevue’nün deniz seviyesinden ( okyanustan) yüksekliği bin fit… Yani
304 metre… Sık ormanlarla kaplı… Pekçok hayvan bu ortamda rahatça geziyor, dolaşıyor ve yaşıyor. Hatta ayılar bile… Acıktıklarında ilk geldikleri yerler kocaman çöp kutuları… Ortalığı talan edip karınlarını doyurup gidiyorlar.

Tavşanlar, sincaplar, iri kargalar, geyikler ( henüz görmedim), çeşitli renkteki kuşlar az ötede yere konup bulduklarını korkusuzca mideye indiriyorlar.

Onların genlerinde İNSAN KORKUSU yok! Öyle bir duygunun kalıntısı bile yok!

Sokakta asla sahipsiz kedi ( sahipliler evde ya da kucakta) ve köpek görmedim. Köpekler tasmalı ve kayışları sahibinin bileğine sıkıca sarılmış. Havlayan, hırlayan bir köpeğe rastlamadım. Hiç abartmıyorum.

Burada evler geniş araziler ya da alanlar üzerine yapılmış kocaman evlerden oluşuyor. Mimarileri gerçekten dikkat çekici…

Önceki yazımda da anlattığım gibi büyük yangından sonra yanıcı hiçbir malzeme kullanmama yasağı gereğince, bütün binalar taş ve beton ağırlıklı ancak bir o kadar da güzel!

Masal evi gibi her biri… Dik çatıları kuzey ülkelerindekilere benziyor. Yol kenarından eve ulaşan yollar tatlı bir kıvrımdan sonra sizi eve ulaştırıyor.

Süslü balkonlar, teraslar, şekilli pencereler… Perdesiz ya da ince bir tül! Yürürken giriş katlarında, bahçelerinde oturan, sohbet eden, huzurlu insanlar görüyorsunuz. Hafif kahkahaları ulaşıyor kulaklarınıza…

Rüya gibi gerçekten. İnsanın inanası gelmiyor. Kimse bağırmıyor, çığlık atmıyor, çocuklar ağlamıyor belki biraz mızmızlanıp susuyor.

Sokakta, lokantada hırçın, tehditkâr sesler yükselmiyor. Herkes sohbet ediyor ama arkasında oturanı rahatsız etmeden.

Evler arasında çit ya da duvar yok. Sanki kocaman doğal bir parkın içine serpiştirilmişler gibi. Her yer ağaç… Her yer çiçek… Aralarından geçerken neredeyse gökyüzü görünmüyor.

Evlerin dış cephe boyaları gri, mavi, bej ya da beyazın her tonu… İki kattan yükseğini görmedim. Evet Seattle’de var ama sayıca fazla değil, sizi boğmuyor ve rahatsız etmiyor.

Alan geniş olunca insanlar azmış gibi geliyor. Herkes işinde gücünde… Arı gibi çalışıyorlar. Ancak hafta sonu şehirlerin, caddelerin, göl ya da nehir kenarlarının kalabalığı sizi o zaman şaşırtıyor.

Geniş caddeler, park alanları ve önlerinde pahalı ve şık arabalar dizi dizi… Butikler, lokantalar, çiçekçiler, kitapçılar ve kafeler… Oldukça gözalıcı…

Her yer çok temiz… Arabaların üstünde ne toz ne çamur izine rastlamıyorsunuz. Yerde tek çöp yok. Yasalar ve yasaklar kesin… Affetmiyor. Gelenlerden uymayan olursa hemen sınırdışı ediliyor.

Bu güzelliğin, bu huzurun değerini bildikleri ve hak ettikleri yüzlerinden belli… Burada ben çocuğundan gencine, orta yaşlısından ileri yaşlısına kadar hiç mutsuz insan görmedim. Gülümseyen yüzler, temiz bakışlar, saygılı davranışlar…

Dondurma sırasında bile gıkını çıkarmadan sabırla bekleyen çocuklar… Yemekte tatlı sohbetler, minik kahkahalar… Mekanda çalınan hafif ama tatlı müzikler…

Dünyanın her yerinden insanlar. Tam bir kültür mozaiği… Meksikalısından Japon’una, Çinlisinden Afrosuna 72,5 milletin varolduğu bir yer Amerika…

Belki de bu yüzden AMERİKAN RÜYASI deniyor. Elbette bu ülkenin vatandaşı olmak kolay değil!

Vize alırken daha iyi anlıyorsunuz Hanyayı Konyayı… Sıradaki yüz kişiden ancak onu alabiliyor. İnce eleyip sık dokuyor, işini sağlama bağlıyor.

Bu işler böyle! Sorma gir hanı olursanız istemediklerinizi ayıklamak çok zor hatta imkansız hale geliyor.

Bu neye benziyor biliyor musunuz? Akan musluğu elle kapatmaya… Ya da akan suyu yerden toplamaya… Etrafa sular saçılıyor.

Şunu ana vanadan kapatırsanız kökten çözüm… Olay bitti… Amerika da işine geleni alıyor. Bilgili, kültürlü, adam gibi adam gelsin diyor. İşime yarayan gelsin!

Haksız mı?
Elbette çooook haklı…

Ayşe TURAL
Bu haber 60 defa okunmuştur

:

:

:

: