Güvenlik meselesi siyasi malzeme olamaz

Seçim yaklaştıkça siyasetin dili sertleşiyor. Her siyasi parti kendi penceresinden ülkenin fotoğrafını çekiyor, kendi söylemini güçlendirecek başlıkları öne çıkarıyor.

Seçim yaklaştıkça siyasetin dili sertleşiyor. Her siyasi parti kendi penceresinden ülkenin fotoğrafını çekiyor, kendi söylemini güçlendirecek başlıkları öne çıkarıyor.
Ancak bazı meseleler vardır ki seçim meydanlarının günlük polemiklerine kurban edilemeyecek kadar önemlidir. Güvenlik de bunların başında gelir.
CTP’nin ülkede artan suç olayları ve güvenlik sorunlarının ele alınması amacıyla Meclis Genel Kurulu’nun “Toplum Güvenliği” gündemiyle olağanüstü toplanması çağrısı bu nedenle dikkat çekicidir.
Güvenlik konusunda Meclis’in toplanması elbette kötü bir şey değildir. Tam tersine, güvenlik sorunları varsa milletvekillerinin bunları tartışması, hükümetin de Meclis’e bilgi vermesi demokrasinin gereğidir.
Ancak Başbakan Ünal Üstel’in itirazı başka bir noktaya işaret ediyor:
Güvenlik, seçim dönemlerinde siyasi şov malzemesine dönüştürülmemelidir.
Çünkü bir ülkeyi birkaç münferit olay üzerinden “cinayet adası”, “güvensizlik adası” şeklinde tarif etmek ne kadar yanlışsa, yaşanan güvenlik sorunlarını tamamen yok saymak da o kadar yanlıştır.
Devlet yönetmek, bu iki uç arasında sağduyulu bir denge kurmayı gerektirir.
Vatandaşın sokakta hissettiği güvenlik endişesi küçümsenemez.
Çünkü güvenlik yalnızca istatistiklerden ibaret değildir.
Vatandaşın evinden çıkarken, çocuğunu okula gönderirken, gece işyerini kapatırken kendisini güvende hissetmesi de devletin sorumluluğudur.
Son dönemde yaşanan kurşunlama, kundaklama, bıçaklama ve benzeri olaylar toplumda ciddi bir tedirginlik oluşturmuştur. Bu olayların her biri ayrı ayrı değerlendirilmeli, nedenleri araştırılmalı ve suçluların adalet önüne çıkarılması sağlanmalıdır.
Fakat burada kritik nokta şudur:
Bir ülkede güvenlik sorunu yaşanması başka şeydir, o ülkeyi sistematik biçimde “güvensiz bir ülke” olarak pazarlamak başka şeydir.
Seçim döneminde aradaki bu farkı kaybetmemek gerekir.
Amaç ülkeyi karalamak değil, ülkenin güvenliğini daha da güçlendirmek olmalıdır.
Çünkü güvenlik konusunda hükümetin başarısızlığı da muhalefetin başarısı değildir.
Tam tersine, güvenlikte yaşanacak bir zaafın bedelini siyasi partiler değil, bu ülkede yaşayan insanlar öder.
Eleştiri yapılacaksa yapılsın.
Hesap sorulacaksa sorulsun.
Eksik varsa ortaya çıkarılsın.
Ama güvenlik gibi hayati bir konu üzerinden topluma korku pompalamak, ülkeyi “cinayet adası” görüntüsüne sokmak ve her olayı siyasi propaganda malzemesine çevirmek kimseye fayda sağlamaz.
Seçim gelir, seçim geçer.
Ama devlet kalır.
Bu nedenle güvenlik meselesine seçim hesabıyla değil, devlet sorumluluğuyla yaklaşmak gerekir. Bizden söylemesi…
Bu haber 17 defa okunmuştur

:

:

:

: