Sorgulama cesareti

Geçenlerde dinlediğim bir canlı yayında, bir sendika başkanının kullandığı hitaplar kadar, çevresindeki üyelerin bu söylemleri alkışlarla desteklemesi de dikkatimi çekti. Eleştiri ve hak arayışı demokratik yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak toplum önünde konuşan kişilerin, özellikle öğretmenleri temsil ediyorlarsa, söyledikleri kadar söyleyiş biçimlerine de özen göstermeleri gerekir. Kullanılan ağır ifadelerin halk ve veliler nezdinde hoş karşılanmadığı da açıktır.

Geçenlerde dinlediğim bir canlı yayında, bir sendika başkanının kullandığı hitaplar kadar, çevresindeki üyelerin bu söylemleri alkışlarla desteklemesi de dikkatimi çekti. Eleştiri ve hak arayışı demokratik yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak toplum önünde konuşan kişilerin, özellikle öğretmenleri temsil ediyorlarsa, söyledikleri kadar söyleyiş biçimlerine de özen göstermeleri gerekir. Kullanılan ağır ifadelerin halk ve veliler nezdinde hoş karşılanmadığı da açıktır.

Yasal mevzuat dikkate alındığında öğretmenler, sendika başkanlığı görevi üstlenseler de Öğretmenler Yasası ile belirlenen mesleki ve disiplin sorumluluklarının dışında değildir. Sendikal görev hiçbir öğretmene dokunulmazlık sağlamaz. Sosyal medyada veya toplum önünde kullanılan ifadelerin ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi ve gerektiğinde yetkili makamlar tarafından incelenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Okulların açılmasına kısa bir süre kala sergilenen bu tür davranışlar, öğrencileri ve velileri rencide ettiği gibi öğretmenlik mesleğine duyulan güvene de zarar vermektedir. Elbette hak aranacaktır, talepler dile getirilecektir. Ancak burada yöntemi de sorgulamak gerekir. Bakanlık kapıları önünde davullu zurnalı eylemlerle hak aramak, öğretmenlik mesleğinin temsil ettiği ciddiyetle ne kadar bağdaşmaktadır? Öğretmen, hangi görevi üstlenirse üstlensin, kamu hizmeti yürüttüğünü ve topluma örnek olma sorumluluğu taşıdığını unutmamalıdır.

Tam da bu noktada geçmişe uzanmakta yarar görüyorum. Çünkü öğretmenliğin hangi şartlarda ve nasıl bir anlayışla yapıldığını babamın anılarında görüyorum.

İngiltere’de edindiği tecrübeler onun öğretmenlik anlayışını geliştirmişti. Orada öğretmenin yalnızca ders anlatan kişi olmadığını görmüştü. Öğretmenler piyano çalıyor, spor yapıyor ve öğrencilerini marangozluktan fotoğrafçılığa kadar farklı alanlarla buluşturuyordu. Öğrenciler kitap, gazete ve dergi okuyarak dünyayı tanıyordu. Eğitim, korku yerine karşılıklı güvenle yürütülüyordu.

Babam, İngiliz öğretmenlere Kıbrıs’taki kitapsız eğitimi ve sömürge yönetiminin uygulamalarını sormaktan da çekinmemişti. Aldığı cevap düşündürücüydü. Kitap ve gazete özgürlüğü bulunmayan bir yerde gerçek özgürlükten söz edilemezdi. Bu yaklaşım, eğitimin yalnızca bilgi vermediğini, insana araştırma ve sorgulama cesareti de kazandırdığını gösteriyordu.

Kıbrıs’a döndükten sonra Omorfo Öğretmen Kolejine tayin edilmişti. İngilizce fizik derslerini nasıl okutacağını sorduğunda kendisine çalışacağı, yapacağı ve başaracağı söylenmişti. Hazır şartların oluşmasını beklememiş, görevine hazırlanmış ve sorumluluk almıştı.

Kolejde birinci sınıfta sekiz Türk ve yirmi Rum, ikinci sınıfta sekiz Türk ve yirmi bir Rum öğrenci bulunuyordu. Fizik laboratuvarı kendisine teslim edilirken kapıyı açık bırakmaması konusunda uyarılmıştı. Babam ise bunun tam tersini yapmış, anahtarın yerini bütün öğrencilerine göstermiş ve istedikleri zaman deney yapabileceklerini söylemişti.

Çünkü güvenilmeyen bir öğrenciye sorumluluk öğretilemezdi. Kilit, laboratuvardaki araçları koruyabilirdi. Açık bırakılan kapı ise öğrencilerin merakını, bilgisini ve aidiyet duygusunu geliştirebilirdi. Babamın tercihi, öğretmenliğin yasak koymaktan önce doğru davranışı kazandırma görevi olduğunu ortaya koyuyordu.

Aradan seksen yıl geçti. Bugün modern okullarımız, teknolojimiz ve bilgiye ulaşma imkânlarımız vardır. Ancak öğretmenliğin temelindeki sorumluluk, güven ve örnek olma anlayışı değişmemelidir. Hak aramak ile mesleğin saygınlığını korumak birbirinin karşıtı değildir.

Babamın laboratuvarın kapısını öğrencilerine güvenerek açarken verdiği ders bugün de geçerlidir. Öğretmenlik yalnızca hak arayan bir meslek değil, her sözü ve davranışıyla yetiştirdiği nesillere örnek olma sorumluluğunu taşıyan bir emanettir.
Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: