Rum tarafının KKTC’de düzenlenecek uluslararası etkinliklere yönelik tahammülsüzlüğünün artık yeni bir boyuta ulaştığını görüyoruz.
Bu kez hedefte dünyanın en önemli futbol kulüplerinden biri olan FC Barcelona var.
Barcelona akademisinin KKTC’de düzenleyeceği “Lefkoşa Kampı”, Rum siyasi çevrelerini adeta ayağa kaldırdı. Kulübün resmi internet sitesinde kamp yerinin açıkça “Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs” olarak duyurulmasının ardından Rum ELAM Partisi, İspanya hükümeti ile Rum Dışişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunarak organizasyonun iptal edilmesini istedi.
Üstelik mesele yalnızca Barcelona kampıyla sınırlı değil.
ELAM, KKTC’de düzenlenmesi planlanan Zamna Müzik Festivali’nin de iptal edilmesini talep ediyor. Daha önce Girne Kalesi’nde yapılması planlanan Nexus Festivali konusunda yürüttükleri girişimleri de hatırlatarak, KKTC’de gerçekleştirilen uluslararası organizasyonları engellemek için mücadeleye devam edeceklerini ilan ediyorlar.
Şimdi bir durup düşünelim.
Bir futbol kulübünün çocuklara yönelik akademi kampından neden bu kadar rahatsız olursunuz?
Barcelona’nın akademisi dünyanın farklı bölgelerinde çocuklara futbol eğitimi veriyor. Çocuklar gelip futbol oynayacak, antrenman yapacak, yeni arkadaşlar edinecek. Ortada siyasi bir toplantı yok. Diplomatik bir zirve yok. Askeri bir faaliyet yok.
Ama Rum tarafı buna bile tahammül edemiyor.
Çünkü mesele futbol değil.
Mesele, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan tamamen izole edilmesi ve uluslararası alanda -görünmez kılınması arzusu.
Rum yönetimi ve Rum siyasi partilerinin yaklaşımı tam olarak budur.
KKTC’de bir konser yapılacak, karşı çıkıyorlar.
Bir festival düzenlenecek, engellemeye çalışıyorlar.
Bir yabancı sanatçı gelecek, baskı yapıyorlar.
Şimdi de çocuklar futbol kampına katılacak diye Barcelona’nın önünü kesmeye çalışıyorlar.
Peki bu nasıl bir zihniyettir?
Kıbrıs Türk halkıyla ortak bir gelecek kurmak isteyen bir anlayış, Kıbrıs Türklerinin yaşadığı bölgede çocukların spor yapmasından, yabancı bir spor kulübünün buraya gelmesinden neden rahatsız olur?
İşte bu sorunun cevabı, Kıbrıs meselesinin bugün neden hâlâ çözülemediğini de ortaya koyuyor.
Çünkü Rum tarafında hâlâ “Kıbrıs Cumhuriyeti bütün adanın sahibidir, Kıbrıslı Türkleri ise bu yapının içinde azınlık olarak yer almadır” anlayışı var.
KKTC'nin varlığını kabul etmek istemiyorlar.
Kıbrıs Türk halkının kendi kurumlarıyla, kendi yönetimiyle, kendi devlet yapısıyla uluslararası temas kurmasını istemiyorlar.
Daha da önemlisi, KKTC’nin dünya ile temaslarının artmasından korkuyorlar.
Barcelona’nın çocuk kampını bile hazmedemeyen bir zihniyetle, bu adayı siyasi olarak nasıl paylaşacağımızı birisi bize anlatsın.
Romantik çevrelere şunu hatırlatmak lazım. Uykuda rüya bazen güzeldir. Ama sonsuza kadar süremez. Bizim de artık uyanma vaktimiz geldi. Bizden söylemesi…