Eylül çetrefilli bir aydır. Onu anlamak zordur. Aniden, birdenbire gökyüzü kararabilir. Etrafı karanlık bulutlar sarabilir. Bir fırtına, tipi, ortalığı dağıtabilir.
Acımasız bir aydır eylül. Sinsi ve güvenilmez. Aniden iklim değişebilir.
Maviye çalarken dünya ve sen güzel düşler görürken asitli bir suya düşebilirsin kurtulsan bile içerisinden, yaraların yıllarca onanmaz. Zaman zaman kanamaya devam eder.
Bilinç altımı çözümlemek için bana eylülün resmini çiz deseler, ağzından kan damlayan bir kurt resmi çizerdim önce. Sonra kurumuş ağaçlara asılmış çocuk bedenleri. Bilgi yüklü, kültür yüklü kalın kalın kitapların odun sobalarında yakılışını resmederdim. Korkunun resmini en çarpıcı şekilde tuvale yansıtabilmek için zihnimde en acımasız tahayyüller kurardım.
“Eylülü Sevmiyorum” şiirimden
Çocuklardık;
uzansak
yıldızlara dokunacaktık.
Ay ışığını avuçlayıp su da
suyu yüzümüze çarptığımızda
yüzümüzde parlardı ay eylülden önce.
Sonra;
ay doğmadı bir daha
sureti vurmadı suya.
Çevirip başımızı bakamadık
dokunacağımız yıldızlara.
O ay yüzlü çocuklar
asılmıştı yıldızlara
oradan bakıyorlardı kanlı gözlerle
dünyadaki insanlara.
Bizim için de ölümdü
göz göze gelmek onlarla.
Bu yüzden ben Eylülü sevmiyorum.
DEVAM.......
İnsan da doğa gibi gelgitlidir eylülde. Debresif olmaya yakın bir ruh halinin, sürekli tekrarlanmaktan oluşmuş bir algı olmadığı psikologlar tarafından da ifade edilmektedir. Yazın başıboş, biraz serkeş, vurdumduymaz,avare yaşam tarzı yerini disiplinli, yoğun, zamanla yarışan bir yaşam tarzına bırakmıştır. Günler kısalmaya, güneş ışığının aydınlatma yeteneği kesintiye uğramaya başlamıştır. Hayatımızdaki kasvetli havalar giderek artmaktadır. Çevremizdeki hüzün renkleri çoğalmaya başlamıştır. Sarı ve kahverengi, ağırlıklı tonlar olmaya başlamıştır. Artık rutinimiz durağanlık olmuştur. Bu ise coşku yitimine yal açmaktadır. Eve kapanmaların artması ile yalnızlaşmak artmıştır. Şimdi yitirilen yazın muhasebesini yapma zamanıdır. Pişmanlıklar ve keşkelere fazla takılmak da ruhsal sorunlar yaratabilir.
Eylülün hiç mi olumlu yüzü yok. Hep mi karamsar ve hüzünlü?
Eylül mola sonrası yeni bir başlangıçtır. Birikmiş enerjimizi yeni alanlara şevkle kaydırma zamanıdır. Doğanın kabuk değiştirmesi ve yenilenmek için hazırlık evresidir. Yazın, yapış yapış terli günleri biter. Bunaltıcı yaz sıcakları yerini serin esintilere bırakır. Vücudunuz dinçleşir. Akşam sefaları daha güzeldir. Aile dağınıklıktan kurtularak, yuvaya dönüşür. Birliktelikler sıkılaşır, sağlamlaşır.
Sanatçıların duygusal yoğunluklarının artması nedeni ile üretimleri artar.
Duygusal gelgitler esin kaynağı olabilir. Aşk, ayrılık, özlem, yaş alma, kasvetli havalar gibi. Ayrıca uğruna en çok şiir yazılan ayın eylül olduğu iddia edilir..
Eylülün en hüzünlü, en acımasız ay olduğu savım nerede durduğunuza ve neler yaşadığınıza göre de değişkenlik gösterir. Yani göreceli bir kavramdır. Her yaş için farklı bir duygu uyandırabileceği gibi artık tarihe dönüşmüş kendi geçmişinizdeki yaşanmışlıkların etkisi ile farklı duygular oluşturabilir. Çocuk ve gençler için yeni başlangıçlardan kaynaklanan yeni heyecanlar dönemedir. Arkadaşlarla buluşmanın, onlarla kaynaşmanın, ebeveynlerin ciddiyetinden ve otoritesinden uzaklaşmaktır. Arkadaşlar ile ortak paydalarda buluşup dertleşebileceği zamanların başlangıç ayıdır eylül. Yaz önü diyete başlamak alışkanlığı gibi eylül de bazı yeniliklere başlamak için kullanılan bir hedef ayıdır.
Zamanı daralmakta olan yaş almakta olanlar için eylülün daha hüzünlü ve melankolik bir ay olduğu gerçektir. Gelecekten beklentilerinizi sürekli canlı tutabilir ve onları gerçekleştirebilirseniz, eylül veya diğer aylar sizlere daha az karamsarlık duygusu enjekte edecektir.
Herkes yaşadığı hayatın etkilerini yüklenerek yaşamını sürdürür. Geçirdiği travmalar da değerlendirmelerine yansır. 78 kuşağı eylülü bir türlü sevemez. Kimileri mayısı sevemez. Yüz binlerce insan şubatı sevemez. Dolayısı ile değer vermek veya nefret etmek göreceli bir kavramdır ve kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.
Örneğin, arkadaşım Levent Dirençay’ın kızı Eylül için yazdığı şiirden bir dörtlük.
“Ben var oldukça duam senindir
Gönlümde en güzel makam senindir.
Seninle başka bir mevsimdir Eylül
Ömrümde bitmeyen şiirdir Eylül.”
Sağlıcakla kalınız.