Sayıştay raporu ve hız tespit kamerası gerçekleri

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Radarsan arasında 13 Mayıs 2024’te sözleşme imzalandı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Radarsan arasında 13 Mayıs 2024’te sözleşme imzalandı.
Proje kapsamında 130 sabit ve 20 mobil olmak üzere 150 yeni nesil hız tespit kamerası tedarik edildi. Yatırımın tamamını Türkiye karşıladı, KKTC’ye hibe etti.
Türkiye sistemi kurdu. Peki KKTC devleti neden kullanmıyor?
Ceza neden muhatabına ulaşamıyor?
Asıl sorulması gereken soru budur.
Ve bu sorunun cevabını Türkiye’de ya da kameraların üzerinde aramak yerine, KKTC’de teknolojinin arkasında çalışması gereken idari, hukuki ve kurumsal mekanizmada aramak gerekiyor.
Sayıştay Raporu’nda bu kameraların değişimine neden ihtiyaç duyulduğu sorgulanıyor.
Sayıştay diyor ki; Radarsan’ın kurduğu sistemin bakım onarım sözleşmesi nerede, yerel teknik ekip kuruldu mu?
Önce şunu belirtelim.
Sayıştay'ın idarenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapma yetkisi yoktur. Kaynaklar, kamu zararına yol açmış mı açmamış mı buna bakar. Ama 20 yıl önceki teknoloji ile çalışan sistemin hibe olarak son teknoloji ile değiştirilmesine bakamaz. Bunu sorgulayamaz.
Dahası, gelecek yıllarda gündeme gelebilecek garanti sözleşmesi ve bakım sözleşmesi şimdiden niye yapıldı diyemez. Bu Sayıştay'ın görevi değildir. Bu idarenin görevidir ve zamanı gelince yapılır bazı şeyler.
Radarsan Türkiye'de de kullanılıyor ve mahkemelerde delil olarak kullanılıyor.
Sayıştay'ın görevi geçmişte yapılan işleri denetlemektir, gelecekle ilgili denetleme yapamaz. Burada olmamış bir şeyin denetimi yapılmış.
Sayıştay mali denetim organıdır. Olmuş bitmiş olayların yasalara uygunluğunu denetler, kamu zararı var mı ona bakar.
Sayıştay, bu raporda onu yapma, bunu yapma demeye getirmiş.
Esasen bu zaten hibe! Hibeden kamu zararı çıkaramazsın.
Radarsan'ı karalamanın da bu ülkeye faydası olmaz. Bizden söylemesi…
Bu haber 55 defa okunmuştur

:

:

:

: