Mahkemede soruşturmayla ilgili yeni detaylar aktarılırken, geminin kara kutusu olarak bilinen VDR cihazının 25 Eylül’de tespit edildiği, 30 Eylül’de ise Türkiye’ye teslim edildiği belirtildi. Türkiye’de uzmanlar eşliğinde cihazdaki bilgilerin USB belleğe aktarılarak Polis Genel Müdürlüğü’ne teslim edildiği ifade edildi.
Polis, soruşturma kapsamında Makina Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan mühendis raporunun da kendilerine ulaştığını aktardı. Raporda, gemide daha önce yapılan tamiratın “yüzeysel, yetersiz ve kabul edilemez” nitelikte olduğunun belirtildiği kaydedildi.
Polis, gemide bulunan su geçirmez kapıların sefer öncesinde açık olduğunun tespit edildiğini ve bu kapıların mutlaka kapalı olması gerektiğini söyledi. Kapıların kapalı olması halinde geminin daha az su almasının sağlanabileceği, bunun da yolcuların kurtarılması için daha fazla zaman kazandırmış olabileceği ifade edildi.
Su geçirmez kapıların kapalı tutulmasından başta kaptan, baş makinist ve ikinci makinistin sorumlu olduğunu belirten polis, geminin daha önce aldığı hasar ve yapılan tamiratla ilgili ikinci kaptanın birinci kaptana yönelik uyarılarının da soruşturma kapsamında değerlendirildiğini aktardı.
MÜHENDİS RAPORUNDA TAMİRAT VURGUSU
Polisin mahkemede aktardığı mühendis raporuna göre, gemideki tamiratın üstünkörü yapılmış olması kazayla doğrudan ilişkili olabilecek bir unsur olarak değerlendirildi.
Raporda, gemide bulunan çatlakların ve geminin kazaya uğramasına neden olabilecek büyüklükteki sorunun, daha önce yapılan yetersiz tamiratla bağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunduğu aktarıldı.
Polis ayrıca, gemideki olası su girişine karşı koruma sağlayabilecek su geçirmez kapıların açık olmasının da geminin su almasını önleyemediğini ve bunun facianın sonuçlarını ağırlaştırmış olabileceğini ifade etti.
SAVUNMA: HASARLI OLDUĞU SÖYLENEN BÖLÜM BODOSLAMA DEĞİL, ÇITA
Savunma avukatı ise gemideki hasara ilişkin polis tarafından aktarılan bilgilerin henüz kesinleşmediğini savundu.
Savunma avukatı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun daha önce kullandığı “kaza saklandı” ifadesinin de mevcut aşamada doğrulanmış bir bilgi olmadığını belirterek, polis tarafından gemideki hasarın “kaza” olduğuna ilişkin kesin bir bilgi bulunmadığının teyit edildiğini söyledi.
Polisin, ifadeler doğrultusunda geminin sol ön bodoslama bölümünde hasar bulunduğunu söylediğini aktaran savunma avukatı, söz konusu bölümün önündeki çıtanın tamirat gerektirdiğini ancak bodoslama bölümünün hasarlı olmadığını ileri sürdü.
Savunma avukatı, hasarlı olduğu belirtilen çıta bölümünden geminin “yüzde 5 dahi su alamayacağını” savunarak, gemide hasarlı olan kısmın polisin ifade ettiği gibi bodoslama bölümü değil, geminin batmasına yol açmayacak bir çıta olduğunu iddia etti.
Açık bırakılan su geçirmez kapıların da kompartımanlar arasında geçiş yaparak geminin batmasına yetecek miktarda su almasına neden olamayacağını savunan avukat, hasarlı çıtanın mürettebat tarafından dahi tamir edilebilecek nitelikte olduğunu ileri sürdü.
Avukat, geminin kopan bölümünün de gemiyi batıracak miktarda su girişine neden olamayacağını savunarak, Türkiye'den gelecek raporların alınmasının ardından soruşturmanın daha sağlıklı yürütülebileceğini ifade etti.
“SU GİRSE ALARMLAR DUYULURDU” SAVUNMASI
Savunma avukatı, gemiye su girmesi veya kapaklardan gemiyi batıracak seviyede su alınması halinde alarmların devreye gireceğini ve bu alarmların kara kutu kayıtlarından duyulabileceğini savundu.
Polis ise su girdikten sonra “makine ve sistem tamamen devre dışı kaldı” ifadelerini kullandı.
KIYI EMNİYETİ TARTIŞMASI
Duruşmada kurtarma çalışmaları da gündeme geldi.
Savunma avukatı, Kıyı Emniyeti’nin herhangi bir kurtarma çalışması yapmadığını savunarak, Sahil Güvenlik kadar Kıyı Emniyeti’nin de sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdü.
Kıyı Emniyeti gemisinde termal görüntüleme sistemiyle denizde batan kişilerin tespit edilebilmesi için gerekli imkanların bulunmadığını, ayrıca can yeleği, halat ve can salı gibi ekipmanların da olmadığını iddia eden avukat, batan geminin içerisine Sahil Güvenlik'ten kimsenin girmediğini söyledi.
Helikopterden uzatılan halatla ise yalnızca bir kişinin kurtarıldığını belirten savunma avukatı, polisin bu ifadeleri “iddia” olarak değerlendirdiğini aktardı.
Savunma avukatı, ihmal ve tedbirsizlik sonucu ölüme neden olmakla suçlanan zanlıların yanı sıra, zamanında kurtarma ekiplerinin ulaşmamasının da can kayıplarında önemli bir faktör olduğunu ileri sürdü.
KARA KUTU KAYITLARI İNCELENİYOR
Savunma avukatı, soruşturmanın 33 gündür sürdüğünü belirterek, Türkiye'deki yetkililerle daha erken iletişime geçilerek gerekli bilgi ve belgelerin temin edilebileceğini savundu.
İkinci kaptanın avukatı da söz alarak, kara kutunun dinlenmesi halinde ikinci kaptanın yaptığı uyarıların kayıtlarda duyulacağını ifade etti. Polis ise VDR kayıtlarının henüz incelenmediğini belirtti.
Polis, VDR cihazının iki aya kadar kayıt tutabilme özelliğine sahip olduğunu ve kayıtların incelenmesinin uzun zaman alabileceğini mahkemeye aktardı.
VDR kayıtlarında gemi personelinin yanı sıra personelin temas ettiği kişilerle yapılan iletişimlerin de ortaya çıkabileceği belirtildi. Ses kayıtlarının incelenmesine ise dün itibarıyla başlandığı ifade edildi.
Polis ayrıca, bilirkişiler tarafından hazırlanacak kaza raporunun ne zaman tamamlanacağının henüz belli olmadığını belirtti. Savunma tarafı ise bilirkişi raporunun hazırlanmasının uzun sürebileceğini kaydetti.
Mahkeme, soruşturmanın devam ettiğini dikkate alarak gemi kaptanı, kaptan yardımcısı, 6 mürettebat ve Filo Denizcilik direktörünün 7 gün daha tutuklu kalmasına emir verdi.