KÜÇÜK ŞEYLERİ KAFANIZA TAKMAYIN

İnsanız… Gün içinde kafamızı kurcalayan, canımızı sıkan pek çok ama önemsiz olay yaşarız.

İnsanız…
Gün içinde kafamızı kurcalayan, canımızı sıkan pek çok ama önemsiz olay yaşarız.

“ Ne gibi? “ dediğinizi duyar gibiyim.
Sabah uyandığınızda evde bir takım aksilikler yaşayabilirsiniz. Onları kafanıza takacağınıza bir yere not edin.

Trafikte dikkatsiz sürücülere, yolunuzu aniden işaret vermeden kesene, deli gibi araba sürene elbette kızacaksınız. O kızma anınızı çabuk atlatın…

İşyerinizde sorumluluklarınızın sadece o güne özel / beklenmedik / artışı da olabilir. Ya sabır çekip devam edin…

Aldığınız bir telefon güne eklenen ve çözüm bekleyen bir başka sorunu haber verir. Belki de çözümü anlık değil birkaç gününüzü alacaktır.

Sakin olun.
Planlayın.
Korkmayın.
Çözüm odaklı davranın…

“ Söylemesi kolay! “ dediğinizi duyar gibiyim.

Ruh ve beden sağlığınızı korumanın en kolay yolu budur.

Adam sendecilik yapın demedim. Vatandaş olarak, anne baba olarak, sorumlu ve akıllı bireyler olarak davranın diyorum.

En önemlisi de dışardaki iş ve sosyal öfkelerinizi ASLA eve taşımayın.

Eviniz ÇÖPLÜK değil!
Onu dış dünyanın stresinden, kaygı ve sıkıntılarından koruyun.
Yuvanızda mutlu ve huzurlu olmanın en kestirme yolu bu…

Sergiyle kalın, sergimde kalın…
Huzur kalbinizden ve yuvanızdan hiç eksilmesin…

SAÇLARIN BULUT OLUR
GÖLGEN AĞUSTOSUM

her sabah
kahkahalarım düşer boynuna
köşe bucak aranırken beni
kucağında buluverirsin...

işte o zaman
saçların bulut olur
gölgen ağustosum...

hüzünlü bir şarkıda buluşuruz seninle
bir aşkı başlatır,
ağustos güneşi
hatırla
mayıs yağmurlarında rastladım sana...

sevişmeler ertelenirse
bilinmezlere düşer
haydi gel
hüznü uğurlayalım
ateşböcekleriyle...

gece yarısı
bir köprü armağan etmeye gelirsin
parçalanır beni öptüğün zaman
körfezlerim
limanı olur gemilerinin...

işte o zaman
saçların bulut olur
gölgen ağustosum...

Ayşe TURAL

BAŞKASINI KÖTÜLEMEK

Başkasını kötüleyerek başarı kazanacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Bunun en dürüst yolu kendinizin benzer başarıyı yakalamanızdır. Farklı yollarda belki, paralel yollarda bile değerinizi pekala gösterebilirsiniz.

Bu politikada da böyledir. Ötekini kötüleyerek değil yaptığınızı ön plana çıkararak yolunuza devam edin.

Biz küçük bir toplumuz. İnsan da aile de sülale de her yerdedir. Ummadığınız kişi ötekinin yakınıdır, akrabasıdır.

Dedikodu konusunda espriyle karışık bir cümle kullanırım ben. “ Sözünü edeceğiniz kişinin yakını var mı orada? Sorun bakalım. Yoksa konuşun…
😂🤣😂🤣😂”

Aslında hiç konuşmasanız daha iyi olur demek isterim.

Bizim toplumumuz avuç içi kadar yerdir. Herkes herkesi tanır.

Küçük çekişmeler, çekememeler bizde de vardır. Belki küçük kıskançlıklar demek daha doğru…

Kimse kimseye benzemek zorunda değildir. Benzemeye de çalışmasın bence….

Toplumları öne çıkaran çeşitliliktir. İster politikada olsun ister sanatın herhangi bir dalında…

Aslında farklılıklar sizin farkınızı daha görünür kılar. Bu konuyu kafanızda bir evirip çevirin. Kimseyi küçümsemeden yola devam edenler daha çok değer kazanır.

Aynileşmek insanı toplum olmaktan çıkarır, sürüleştirir…

İster yazar, ressam, mimar, çöpçü olun; isterseniz duvarcı, öğretmen, çiftçi, avukat olun ayrılıkların, benzersizliklerin güzelliğini fark edin.

Toplumda her bireyin aynı değerde olduğunu unutmayın. Sadece çok çalışkan olun, dürüst olun.

Sizin gibi yazmıyor diye diğerini kötülemeye kalkmayın.
Dudak bükmeyin şiirlerine.
Bu da tablo mu yani demeyin.
Heykel böyle mi olur’la başlamayın söze…

Herkesten önce siz kendinizi düzeltin. Eksiklerinizi tamamlayın.
Siz siz olun.

İyi bir insan olun mesela…
İyi bir anne baba olun…
İyi bir yönetici olun…

Toplumların ayrıştırılmaya değil, birleşmeye ihtiyacı var…
Sevgiyle kalın.
Sevgimde kalın…

ANLAMSIZ

bir titreşimdir yaşanan
derinden solunan an
ardında kalan
nedense kocaman bir hiç...

evrenin iç çekişleri
sararmış sayfalar gibi
bir ömürden geriye kalan...

eskimiş sayfaları hayatın
anlamsız gökyüzü haritaları sanki
gitgide unutan bellek...

Mars'a kesilen bilet
evren ışığını gözlerden saklıyor...

uzay merdiveninde
güneş güneş ağlayan kadın
unutulmuş bir çocuk gülüşü
dudaklarında...

çırılçıplak iç evreninde
renksiz günlerdir yaşanan…

üç pişmanlık çiçeği
solar, dökülür avuçlardan
doğum...
ölüm...
ve aşk...
hepsi bu kadar...

AYŞE TURAL

ÖĞRENCİLERİMİ ZİYARET ETMEK

Buluşma şansımız varsa
öğrencilerimi görmekten, onlarla sohbet etmekten büyük mutluluk duyarım.

Sevgili TÜNAY TUĞCAN da bunlardan birisi…
Kendisini Levent Kolejde okuttum.

Sınıfta en ön sırada, hemen öğretmen masasının önünde otururdu. Sarışın, beyaz tenli, incecik dal gibi bir çocuktu. Sessiz, sakin ve çalışkan bir öğrenciydi. Onu iki yıl okutma şansım oldu,

Yıllar sonra buluşmak ikimize de çok iyi geldi.

Yüreklerine dokunduğunuz çocukları, yıllar sonra iş güç sahibi görmek; saygılı ve sevgi dolu duruşlarıyla karşınıza başarılı birer genç olarak çıkıvermeleri inanın en büyük gurur ve onur…

En az anne ve babaları kadar göğsünüz kabarıyor. Başarılarındaki payınız sizi göklere uçuruyor.
Bundan daha güzel ne olabilir.

Sevgili oğlum TÜNAY, şimdi deneyimli, çok sevilen ve çok kişinin tercih ettiği bir diyetisyen.

Tünay Tuğcan’ın hem Lefkoşa’da hem de Girne Karaoğlanoğlu’nda böyle bir merkezi var.

Birlikte kahve içip sohbet ediyoruz. Öyle mutluluk verici anlar ki!
Yarım saate dünler, bugünler ve de yarınlar bile ekleniyor…

Hemen araştırıyorum:
Öğrenmezsem olmaz. Sizlere de aktarmalıyım hemen değil mi?

Diyetisyenlerin mesleklerini uyguladıkları, danışan kabul ettikleri veya çalıştıkları yerlere genel olarak

1- Beslenme ve Diyetetik Danışmanlık Merkezi,
2- Diyetisyen Kliniği,
3- Beslenme Danışmanlığı Merkezi gibi adlar verilir.

Diyetisyenler çalışma alanlarına göre şu mekanlarda da görev yaparlar:

1- Hastaneler ve Tıp Merkezleri: Poliklinik veya klinik ortamında hizmet verirler.

2- Sağlıklı Yaşam Merkezleri: Spor salonları veya güzellik merkezleriyle entegre alanlardır.

3-Online Platformlar: Son yıllarda yaygınlaşan dijital danışmanlık ofisleridir.


Bu haber 26 defa okunmuştur

:

:

:

: