(Özel hayatımın gizliliğini ihlal edip istifa dilekçemi kamuoyu ile paylaşıyorum.)
1. YAZI
Kıymetli ailem;
Öğretmen çocuğu olarak dünyaya gelmiş olsam da, 'Becayişlik' olgusu içerisinde hiçbir toprağa kök salmadan, uzun yıllar kendi toprağımızdan da koparılıp, köy köy gezerek çocukluğumu geçirmiş olsam da, kaderin rüzgarlarında savrularak kıyısından köşesinden toprakla uğraşmaya amatörce bulaşmış bulundum.
Ve; hem şartlar gereği, aileme biraz daha iyi yaşamak ortamı sağlamak hem de severek yaptığım için, kendi çapımda temposu giderek artarak devam etti. Oysa iş temposu ile benim iş yapabilirlik kapasitem bir noktaya kadar doğru orantılı gitse de belli bir yaşa geldikten sonra bu ters orantılı bir seyir izlemeye başlamaktadır. Ve ben o aşamaya gelmiş bulunmaktayım. Her ne kadar doğanın koynunda çalışmayı sevsem de, yeşil en az mavi kadar hayatımda bir tutku olsa da ve üretmekten keyif alsam da, bitki ile birlikte benim de damarlarıma öz su yürüse de gücümdeki azalmayı durduramıyorum. Gece lambasının fitili sürekli yanmaktan azalmaya devam ettikçe etrafına yaydığı ateş de giderek azalmaktadır.
Artık sabahları daha zor kalkıyorum. Yatağın kenarında bir süre boşlukta oturuyorum. Bacaklarım susta esnekliğini artık yitirmiş durumda. Ayağa kalktığım zaman ayaklarımın beni taşıyamayacağı endişesi duymaya başladım. Belim de ince bir sızı. Yaşlanmadan mı, kalp tıkırtılarımdan mı bilmiyorum. Geceleri, yatarken üç yer değiştirmekten (koltuk, kanepe, yatak) ve televizyonun herhangi bir haber kanalının, ben uyurken konuşmaya devam etmesinden kaynaklanan bir yeteri kadar dinlenememiş olduğumu hissetme hali! Bu nedenlerle sabahları yastıkla ensem arasına bir mıknatıs yerleştirilmiş. Sürekli birbirlerine tekrar kavuşmak istiyorlar. Oysa gün ışımaya başlamış hayat kıpırdanmaya başlamıştır. Toprak beni çağırıyor, yeşil beni davet ediyor, tenim sabahın serinini özlüyor, gözlerim doğanın uyanışına tanıklık etmek istiyor. Fakat heyhat bu cazibeye kapılmak hali giderek azalıyor. Vücudum, giderek artan bir şekilde bu isteğe direnç göstermeye başlamış durumda.
Bu durumda bir karar vermek zorundaydım. Ve işlerimin bir kısmının sorumluluğunu üzerimden atmak sureti ile yükümü azaltmam gerektiğine karar verdim. Yeni sezonda işlerin bir bölümünden istifa ediyorum. Bu nedenle birinci etapta ekşilerin bakımı ile ilgilenmeyeceğimi ve ilk aşama da bu şekilde iş yükümün bir kısmından kurtulacağımı düşünmekteyim. Zeytin sulama ve (azaltsam da)sebze üretimine amatörce devam edebileceğimi düşünüyorum.
Ancak bu, her şeyden geri çekildiğim anlamı taşımaz, çünkü (yapabilirlik oranında) çalışmaktan, üretmekten tümüyle vazgeçmek hayattan vazgeçmektir. Bir gün ben topraktan vazgeçmek zorunda kalsam da o benden vazgeçmeyecek.
Restoranta gitmekten de vazgeçemem örneğin. Ben de mavi, yeşil kadar bir tutku, onlardan vazgeçmek hayattan vazgeçmektir. Deniz benim yarenlik ettiğim arkadaşımdır. Dertlerimi tasalarımı ona atar, sevinç ve mutluluğumu onunla paylaşırım. Hayatımın ikinci evresinde otuz yıldan sonra ilk şiirimi onun hırçın, dalgalı haline bakarak yazdım. Bir köşe yazarı büyüğüm bana dedi ki
“yazı yazmak genlerinde olabilir ama seni şair yapan bu denizin kıyısında yaşamaktır.” Haklı. Orada bulunmak da; bir işe yaramaktır. Bu nedenle yaşadığım ortamı seviyorum. Önüm deniz arkam dağ. Bize düşen, bu güzel dünyanın tadını daha fazla yaşamak.
Hayat; “bir şafaktan bir şafağa/ Bir akşamdan bir akşama” kadar kısa.
“Merhaba demeden daha gitmeler” de var. Şimdi beni anlamakta zorluk çekseniz de otuz yıl sonra anlayacağınızı ön görmekteyim.
Devamı var...
Not: Bu istifa dilekçesi üç yıl önce kaleme alınmıştı ancak hayat arkadaşım tarafından veto edildi. Şimdi sümen altından çıkarıp kamuya açık olarak işleme koyuyorum. Haftaya istifamın diğer gerekçeleri.