Eski Dışişleri Bakanı ve Eski Baş Müzakereci Özdil Nami, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm için esas konunun metodoloji olduğunu ifade etti.
Eski Dışişleri Bakanı ve Eski Baş Müzakereci Özdil Nami, 'BM’nin Güney Kıbrıs’ın olumsuz tavrı karşısında daha ilkeli bir duruş sergilemesi gerektiğini' belirterek, 'Burada Türk tarafının pozisyonu, Rum tarafının pozisyonu diye bir ara yol yoktur; burada doğru yol vardır' dedi.
Eski Dışişleri Bakanı ve Eski Baş Müzakereci Özdil Nami, Ulaş Barış’ın yaptığı açıklamada Kıbrıs müzakerelerinde üçlü görüşmenin gerçekleşmemesi, Hristodulidis’in gündeme getirdiği 19 maddelik öneri ve güven artırıcı önlemlerin müzakere sürecindeki yeri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Nami, kapsamlı çözüm için önceliğin metodolojiye verilmesi gerektiğini belirterek, BM’nin taraflar arasında bir “ara yol” aramak yerine doğru yöntemin oluşturulmasını sağlaması gerektiğini söyledi.
Nami, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında New York’ta yapılan temaslar sırasında bir üçlü görüşmenin gerçekleşmemesini değerlendirdi.
“Suçlanması gereken biri varsa ilk başta BM Genel Sekreteri’nin kendisi” diyen Nami, Guterres tarafından gerekli ön hazırlığı yapılmayan bir üçlü toplantı konusunun ortaya çıktığını ifade etti. Guterres’in kendisinin gerekli hazırlıklar tamamlanmadan üçlü toplantı çağrısında bulunmayacağını söylediğini hatırlatan Nami, Hristodulidis’in üçlü toplantı teklifinin BM Genel Sekreteri’nin Holguin aracılığıyla Erhürman’a iletildiğini ifade etti.
Nami, Holguin’in bu teklifi önce Guterres’e iletmesi ve Guterres’in de “İki lider isterse bir toplantı yaparız” demek yerine görüşmede fayda görüp görmeyeceğini bildirmesi gerektiğini ifade etti. Nami, Erhürman’ın geçmiş pozisyonlarla tutarlı olmak adına “Fayda varsa bir araya gelelim” sorusunu sorduğunu ve BM kanadından olumlu bir geri dönüş alınamaması nedeniyle görüşmenin gerçekleşmediğini aktardı. Nami, Hristodulidis’in hamlesinin ise “Ben istiyorum, onlar istemiyor” algısı yaratmak üzerine olduğunu söyledi.
Nami, Hristodulidis’in 19 maddeden oluşan ve maddeleri açıklanmayan yeni önerisi hakkında ise şunları söyledi:
“Her toplantının bir disiplini olması gerekir değil mi? Yani eğer siz geçmişte 7 tane nokta üzerinde uzlaşmışsanız, önce onu bitirmeniz lazım. 7 noktada daha hiç ilerleme kaydetmeden, hiçbir uzlaşı sağlayamadan, aniden benim bir başka 19’um var diyerek gündemi tekelinize almanız doğru bir yaklaşım değil. O yüzden pek fazla iyi niyetli bir açılım olarak değerlendirmedim ben onu'
Güven artırıcı önlemlerin hiçbir zaman kapsamlı çözümle ilgili sürecin önüne geçmemesi gerektiğini ifade eden Nami, güven artırıcı önlemlerin kapsamlı çözüm sürecini destekleyen unsurlar olarak kurgulanması gerektiğine vurgu yaptı. Nami, bu sebeple kapsamlı çözüme yönelik bir plan ve kurgu olmadığı takdirde “Güven artırıcı önlemler denen sepetin bir yere varmasının” mümkün olmadığını belirtti.
Nami, başta kendisi olmak üzere belirli bir çevrenin Holguin’e güven artırıcı önlemlerin kapsamlı çözümden daha ön planda gözükmemesi yönünde uyarılar yaptığını belirtti. Nami, bu konu hakkında şu ifadeleri kullandı: “Sanki al da tam tersini yap dedik. Genel Sekreteri de ikna etti ve güven artırıcı önlemlerle ilgili ilerlemeler bir ön şart haline geldi şimdi. Ve bir sıralama oldu. Önce güven artırıcı önlemlerle ilgili ilerleme, sonra metodoloji, sonra da içerik diye bir sıralama. Bu son derece yanlış oldu'