Filo Jet faciasının üzerinden geçen süreç, acılı ailelerin adalet arayışını dindirmek bir yana, soru işaretlerini daha da büyütüyor. Sekizinci duruşmada yükselen ses aynı: 28 insanın hayatını kaybettiği bir faciada sorumlular ortaya çıkarılmalı, adalet geciktirilmemeli!
Filo Jet faciasının üzerinden geçen süreç, acılı ailelerin adalet arayışını dindirmek bir yana, soru işaretlerini daha da büyütüyor. Sekizinci duruşmada yükselen ses aynı: 28 insanın hayatını kaybettiği bir faciada sorumlular ortaya çıkarılmalı, adalet geciktirilmemeli!
Bir gemi faciası düşünün… 28 insan hayatını kaybediyor, geride gözü yaşlı aileler, yarım kalan hayatlar ve cevap bekleyen onlarca soru kalıyor. Aradan zaman geçiyor ama ailelerin yüreğindeki acı dinmiyor. Çünkü onlar için mesele yalnızca sevdiklerini kaybetmek değil, bu büyük felaketin nasıl yaşandığını ve kimlerin sorumluluğu bulunduğunu öğrenebilmek.
Filo Jet faciasında yaşananlar tam da budur.
Girne Mahkemesi’nde sekizinci kez duruşmaya giren zanlılar, mahkeme önünde bekleyen acılı aileler tarafından protesto edildi. Duruşmanın ardından yapılan açıklamada aileler, soruşturmanın yavaş ilerlediğini ve yeterince şeffaf yürütülmediğini savundu.
Söyledikleri ise son derece açık ve acıydı:
“28 insanın canının bedeli 4-7 yıl olamaz. Biz sadece adalet istiyoruz. Bu işin peşini bırakmayacağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıyacağız.”
Bu sözleri sıradan bir tepki olarak görmek büyük haksızlık olur. Çünkü burada konuşanlar, sevdiklerini kaybetmiş ve şimdi de adaletin yerini bulmasını bekleyen insanlardır.
Onların istediği ayrıcalık değil, adalettir. İntikam değil, sorumluların hesap vermesidir. İstedikleri, 28 insanın hayatına mal olan bu facianın üzerindeki bütün karanlık noktaların aydınlatılmasıdır.
Üstelik soruşturma ilerledikçe ortaya çıkan bilgiler, olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Geminin kara kutusundan elde edilen ses kayıtlarında, geminin daha önce başka bir yer ya da cisme çarptığına ilişkin konuşmaların tespit edildiği açıklandı. Polis, söz konusu çarpmanın zanlılar arasında bulunmayan başka bir kaptan tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtti.
Daha da önemlisi, gemide çarpma kaynaklı oluşan hasarların Limanlar Dairesi Başkanlığı’na bildirilmediği de tespit edildi.
İşte tam bu noktada sorulması gereken çok önemli sorular var.
Gemide daha önce meydana gelen çarpma neydi? Bu olayın sorumluları kimlerdi? Hasarlar neden ilgili makamlara bildirilmedi? Bildirilmediyse bu durumun ortaya çıkarılması ve gerekli işlemlerin yapılması için kimler ne yaptı?
Bunlar, yalnızca ailelerin değil, toplumun da cevap beklediği sorulardır.
Elbette soruşturma tamamlanmadan kimseyi suçlu ilan etmek mümkün değildir. Ancak bu gerçek, ortaya çıkan her iddianın ve her bulgunun titizlikle araştırılması gerektiği gerçeğini değiştirmez.
28 insanın hayatını kaybettiği bir faciada hiçbir ayrıntı önemsiz sayılamaz, hiçbir soru cevapsız bırakılamaz. Devlete ve onun kurumlarına güvenip o ölüm yolculuğuna çıkan 28 insana ve onların acılı ailelerine borcumuz var. Bu borcu ödemek zorundayız. Bizden söylemesi…