Bazı meslekler vardır, emekliliği, mesaisi olmaz, iş bitince sorumluluk da bitmez. Nasıl doktorlar önlüğünü steroskopunu çıkartınca sıradan insanlar olamazlar ise, bir öğretmen, bir hukuk adamı, bir polis de sıradan insan olamaz. Doktorlar dostları ile sohbet ederken sağlık sıkıntılarını hemen anlarlar, hukukçu gördüğümüzde de hukuki sorunlarımız gelir aklımıza, öğretmen her zaman dikkatlidir, polis de her zaman polis, en ufak sorunda mesleki hassasiyetler devreye girer ve profesyonellik konuşur.
Polisin tayin ve terfi zamanı… Ülkemizdeki kamu hizmeti yapan birçok kurum ve kuruluş da olduğu gibi bu kurumumuzda da idari sorunlar var. Geçtiğimiz günlerde yaşanan polis okulundaki öğrencilerin durdurulmasından tutunda terfi ve tayinlerdeki sıkıntılara kadar teşkilatın içindeki sorunlar zaman, zaman medyaya da yansıyor.
Polisimizin işi zor, bir yanda idari sorunlar ile uğraşırken diğer yanda mesleki zorluklar, polisimizi bunaltmış durumda. Sosyal hakların eksikliği de polislerimiz için ayrı sıkıntı. Asker sadece asker ile ilgili yetki ve görevleri varken polisimizin iç güvenlik de geniş bir hizmet tanımı var. Rutin trafik kontrolleri, kazalar, adi suçlar, gümrük denetimleri giriş çıkışlar, asayiş, hemen hepsi polisin görev alanı dâhilinde, kamu görevi yapan teşkilatın çalışanlarının dernekleşmesi, sendikalaşması da yasalar ile engellenmiş. Sadece polis emeklilerinin kurduğu dernekle temsil edilen polisimizin çalışırken sorunlarını çözecek bir kuruluşları yok. Terfi tayinler de karşılaştıkları keyfi uygulamalara karşı kendilerini koruyup savunacak birimleri de yok. Üstüne üstlük son dört yıldır uygulanan tayinlerle de düzeni bozulan polisimizin oldukça sıkıntılı.
Seçimlerden önce Başbakan Eroğlu'nun meydanlarda söylediği polisimizin sorunlarını çözeceğiz vaatlerini gerçekleştirmesini ümit ile bekliyorlar. Karpaz’da düzenini kurmuş, bahçe ekmiş, evini yapmış, çocukları okula giden polisin, bir anda Güzelyurt’a gönderilmesini çok da adil bulmuyorlar. Ya da, tam tersi. Sosyal tesislerin azlığı, çalışma saatlerinin yoğunluğu, tayin ve terfi baskısı, her türlü suça ve suçluya karşı sorumluluk, bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasızlık polisimizi endişelendiriyor. Halkın vicdanı olan ve suçlunun karşısında vatandaşın tek güvencesi olan polisimizin siyasi malzeme yapılmadan, sorunlarının bir an çözülmesi gerekir. Tayin ve terfilerin, teşkilat içinde başarıyı ve emeği ödüllendiren motivasyonu artıran ve her şeyden önemlisi kurumda çalışanların adalet duygusunu sarmayan maiyet de olması gerekir Yetkililerin iki dudağı arasında kader belirlenip çalışanın huzursuz edildiği bir uygulama zaten bizim bu güzide teşkilatımıza yakışmaz.